Direnişten Komüne Gezi: Giriş metni

Propaganda Yayınları, Savaş Çoban'ın hazırladığı Direnişten Komüne Gezi isiml kitabı yayımladı. Bu yeniden çözümleme denemesinin giriş metnine yer veriyoruz.

/

Direnişten Komüne Gezi, Yayına Hazırlayan: Savaş Çoban, Propaganda Yayınları, Nisan 2021

Gezi, tarihe geçerek bitmesine rağmen egemenler açısından hala korku kaynağı olmaya devam ediyor. Nerede bir eylem ve başkaldırı görülse ikinci bir Gezi mi doğuyor diye düşünüyorlar, davalar hala sürüyor. Gezi, arkasında bir çok tartışma ve anı bıraktı. Bu çalışma, birçok katılımcının katkısıyla tarihe bir not düşüyor, Gezi’yi bize tekrar anlatıyor, Gezi’yi tekrar çözümlüyor. “Çünkü o karnavalesk günleri tekrar hatırlamak hepimize iyi gelecek…”

Bu çalışmaya, yazılarıyla Leyla Alp, İnönü Alpat, Savaş Çoban, Ulaş Başar Gezgin, Ayşe Hür, Zeynep Özge Iğdır, Şaban İba, Nejla Kurul, Baskın Oran, Seyfi Öngider, Melih Pakdemir, Şafak Pavey, Erkan Saka, Mahir Sayın, Can Semercioğlu, Semra Somersan, Mustafa Sönmez, Ece Temelkuran, Şevket Uyanık, Sarphan Uzunoğlu, Metin Yeğin ve Gün Zileli katkıda bulunmuştur.

Kapak tasarımı: İç Mihrak Propaganda Tasarım


Giriş

“… bir hayalet dolaştı sanki Taksim’de gezi parkında…”

Siyasal İslam’ın kapitalizmle, emperyalizmle hiçbir sorunu yoktur. Kapitalist sisteme karşı hiçbir itirazları ya da sisteme alternatif bir önerileri yoktur. Türkiye’de olsun dünyada olsun ister ‘ılımlı’ ister ‘radikal’ İslamcılar kapitalist sisteme itirazda bulunmamakta ve bu sistemi kendilerine en yakın sistem olarak görmektedir. Şeriatla yönetilen birçok Arap devleti ABD ile müttefiktir, ondan silah almakta, dolarla iş yapmakta ve petrol fiyatları konusunda onun belirleyici olmasına itiraz etmemektedir. Diğer tarafta ‘ılımlı’ olanlar ise kapitalist sistemin nimetlerinden sonuna kadar faydalanmaktadır. ABD onlar için dost ve müttefik bir ülkedir. Bu anlamda ABD Yeşil Kuşak Projesini başarıyla uygulamıştır ve gelişen yeni durumlara göre revize ettiği bu projeyi uygulamaya devam etmektedir. Beklemediği ve istemediği sonuçlar ortaya çıktığında tecrübelerine dayanarak bu yeni durumları kendi lehine çevirme konusunda başarılı bir performans sergilemektedir. Arap İsyanları ve sonrasında yaşananlar bu anlamıyla çok öğretici örnekler olarak karşımızda durmaktadır.

Türkiye’de 1950’lerden başlayarak günümüze kadar gelen bir süreç içinde devlet, Siyasal İslam’ın gelişip güçlenmesine yardımcı olmuştur. Özellikle 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde sol kesime, azınlıklara ve Kürtlere karşı geliştirilen Türk-İslam Sentezi’ne dayanan politikalar, siyasal İslam’ın hızla gelişip güçlenmesine yol açmıştır. Bu süreçte İslami sermaye, sermaye transferleriyle politik faaliyetinin desteğini oluşturan önemli ekonomik yatırımlar gerçekleştirmiştir. İdeolojik yönelimini devlet ve toplum hayatının bütün alanlarına sokan siyasal İslam, dinin toplumsal etkisinden de olağanüstü derecede yararlanarak, siyasette önemli bir güç olmuştur. Siyasal İslam’ın gücü devlet, toplum ve siyaset ilişkilerinden, yani sistemin kendisinden kaynaklanmaktadır.


Siyasal İslam ve onun ortaya çıkardığı son liderin insanların yaşamlarının her alanına karışması, tüm doğal alanları siyasal İslamcı/ liberal vs. kapitalistlerin kullanımına açması ve kendisine oy vermeyen herkesi düşman gören tutumları toplumsal anlamda bir yarılma yarattı. Bu yarılma 31 Mayıs’ta Gezi Parkı’ndaki ağaçları korumaya çalışan bir avuç çevrecinin acımasızca polis saldırısına uğramasıyla bir isyana dönüştü. Önce İstanbul sonra neredeyse tüm Türkiye günlerce sokaklarda bir direniş destanı yarattı. Tüm bu direnişin adı Taksim’deki bir parktan aldı adını ‘Gezi Direnişi’. Polis, Taksim’den çekildikten sonra Gezi’de çadırlar kuruldu ve bir yaşam başladı, kimilerinin ‘Şirinler Köyü’ne benzettiği bir yaşam. Yani Gezi Komünü kuruldu devrimcilerin ideolojik öncülüğünde ve onlarca yıl sonra Paris Komünü’nden…


Gezi Direnişi ile birlikte Türkiye’de Paris Komünü’nden sonra en büyük komün olan Gezi Komünü yaratılmış ve 9 gün yaşamıştır. Bu anlamda başka bir dünyanın mümkün olduğu ve özünde tüm insanların komünist yaşam şekline hazır olduğu yaşanan deneyimle kendini ortaya koymuştur. Gezi Komünü içindeki bir eylemci Gezi konusundaki görüşlerini Paris Komünü’ne gönderme yaparak yanıtlamıştır. “Eylemcinin bu düşüncesine temel teşkil eden ve bu düşüncesiyle paralellik arz eden şey, Gezi Parkı eylemleriyle İstanbul dışındaki eylemler arasında kurduğu ilişkidir. Bu ilişkiyi eylemci Paris Komünü’ne atıf yaparak açıklamaktadır. Eylemciye göre Gezi Parkı içerisinde kurulan çadırlar, orada eylemler süresince tesis edilen sosyal sistem, sosyalizmin minyatür bir provası gibidir. Ona göre Gezi Parkı’ndaki bu atmosferi gören herkes, sosyalizmin uygulanabilirliği hakkında umut sahibi olacaktır.” (Ete ve Taştan 2013:72) Gezi Direnişi sınıfsal anlamda ortaya çıkmış ya da devrimci bir partinin örgütlediği bir direniş değildi. “Kendiliğinden bir hareket olarak başlayan Gezi Parkı direnişi, içerisinde çeşitli mücadele deneyimlerini de barındıran geniş yığınların isyanına dönüştü. Ücretli kölelik düzeni olarak kapitalizmin küçük bir azınlığın büyük yığınlar üzerindeki yönetimi olması, toplumun küçük bir azınlığına tekabül eden burjuvazinin devlet aygıtını elinde bulundurması, iktidarını rıza ve baskıya dayanarak sürdürmesi ile birlikte, ezilenlerin, sömürülenlerin sisteme ve devlete karşı tepkileri birbirlerinden kopuk ve sınırlıydı.” (Kurtuluş SD 2013:15) Ancak yaşanan deneyimler açısından bakıldığında birçok açıdan öğretici bir deneyim ve direniş mirası bırakarak tarihteki yerini aldı.


Gezi Komünü’nü, Paris Komünü deneyiminin de ışığında değerlendirirsek bu topraklar Şeyh Bedreddin’in direnişinden bu yana ilk defa tüm halkların, tüm inanışların birlikte hareket ettiği bir başkaldırıya sahne olmuştur. Başka bir yaşamın, başka bir dünyanın mümkün olduğunu Türkiye’ye ve tüm dünyaya göstermiştir.
Sırada ise Kobane var. Kobane’de büyük direnişin ve zaferin ardından komünler oluşturma kararı alındı. İlk komün oluşturuldu. İnsanlığın, yaşamın geleceği komünlerde… 


“Direnişten Komüne Gezi” adı altında direnişten komüne ve son olarak işgal evleri örneği üzerinden Gezi’nin farklı yönlerini ele aldığımız bu çalışmaya yazılarıyla destek veren tüm siyasetçi, gazeteci, yazar, akademisyen ve aktivistlere gönülden teşekkür ediyorum.  ✪

Bazı rahatsızlıkları olan kişileriz. Ocak 2008’den bu yana garip aralıklarla sürüyoruz. Kapalı veya yayında olmadığımız anlar, yayında olduklarımızdan epey az.

2017 yılında belirsiz süreliğine ara verdik. Karar alındığında sitede beş bine yakın kısa/uzun metin vardı; şu anda bu sayı iki binin biraz üzerinde. Geriye dönük olarak ömrünü tükettiğini açık eden metinleri silmeye devam edeceğiz. Silmesi yazmasından uzun sürüyor ve daha meşakkatli. Metinlerin de ömrü vardır. – Devamı için: [Meram]