[Fütüristika!] arşiv düzenlemesi için bakım çalışması yapmaktadır | [Futuristika!] is under maintenance

“I AM A SHUJI TERAYAMA”: AYŞE GÜNGÖR’E AÇIK MEKTUP

Aslında insan dışı hayvanlara çevrilen belgesel kamera bir estetik safari yürütüyor.

“Ayşe, Terayama üzerine yazacağım.”
“Ama sen Terayama sevmezsin ki…”

Sevgili Ayşe,

Öncelikli olarak görüntülerin değil sinema sanatının hayattan çaldıklarından kalan boşluğun kurgusunu yaparken I Am A Shuji Terayama demişti. Bu kadar mı? Boşluğun kurgulanmasından söz ediliyor, kendi kâbusunu üretmekten ve onu aktif bir güce dönüştürmekten. Kâbuslarından kaçmamaktan, korkularını iade etmekten. Kimi insanlar sadece korkuları vasıtasıyla iletişim kurabilirler ve misafir ağırlayabilecekleri yegâne divan da sadece kâbuslarıdır. David Lynch adlı kâbus üreten bir makinanın çalışan bir kameraya dönüşmesinin ya da Koji Suzuki’nin negatifi kâbuslar yoluyla yakmasının, Sadako’nun insanlara korkusu (ve telefon) vasıtasıyla ulaşabileceğini varsaymasının zamanları. Üç büyük Japon kâbus-görücülüğü-geleneğinin medyumları: Terayama, Lynch ve Suzuki. Bunlara belki Takabayashi Yôichi ya da Teshigahara Hirsohi eklenebilir. Ama ruhumuzu şeylerin zahiri kopyalarını barındırabilecek bir tür sığa olarak kurma eğiliminde olmayışımızın tarihi yok Ayşe. Kamerada barınamadığı gibi, filmler bizde de barınamıyor; bir film için sadece tek delikli bir elekten geçip giden durgun ama çileci hareketli görüntüler var. “Kamera” sonuçta takma bir ad; aygıtın bütün kozmogonisi ise Ori‘nin açılış planlarındaki açılmayan-kapı’nın hareket-imgenin tarihiyle kıyaslanmasına indirgenebilir. Aynı zamanda, Carpenter’ın Cigarette Burns’ünde La fin absolue du monde’dan “kaçırılmış” bir filmik-meleğe işkence edilmesi vardır; filmler üzerine konuşurken hep böyle bir varlığın canını yakıyormuş hissine kapılırım. “Dün gece bir kâbus tarafından görüldüm.” Bellinger’ın hareketli fotoğrafa buz fırlatması vardır.

Terayama’nın görsel tarihimizi, paslanmasın diye boşa çalıştırılan sinematik düzeneklerimize karşı sonsuza dek bir saçılmayla pas-tutarak-olarak çalışabilecek saf-optik-mekanik bir tertibat olarak kurmasında işbu kameraya direnebilme kudretlerinin bir tasnifinin yapılması var. Derin odağa karşı derin bir kapalılıkla açılan film hariç hiçbir şey eskisi gibi değil artık. İşgal edegeleceği süreye tam yerleşmemiş, olmamış şeyler, aşırı-retinal kıyma makinasından geçip asla dolduramayacakları boşluklara akmadan hemen önce, kameradan görünüşlerin kilidini açan bir tür anahtar olarak ve kameramandan da bir tür çilingir olarak söz etmenin çarpık açısı. Ori‘nin jeneriğinde yazılar değil Ayşe, bir kapı akıyor. Daha doğrusu film kendi jeneriği olmuştur. Film ağırlanamaz bir şeye dönüşmüştür. Bir filmi ağırlayabilecek bir yer kalmamıştır. İsim-soyisim, film-duman-kapı… bir tür sözdizimi önerse bile kendini okumaya açıyor ama okunaklılığa kapatıyor. Ekran siyaha değil, başlangıçta yeşile düşüyor. Shuji yazmaya devam ediyor ama harfleri göremediği gibi görüntüleri de duman yüzünden seçemiyor. Biliyorsun, kör bir yönetmen olmak kolay değildir ama biliyorsun Shuji kör olmadığı için bu zorluğun üstesinden gelmek zorunda kalmamış, tam tersini deneyimlemişti… görmenin üstesinden gelmek. Hepçilingirler’in eski bir öyküsündeki gibi, Potluğu Gidermek.

Sokağın aktif güçleri neler ve onu nasıl düzenleyeceğiz? Boşuna çakmak sattırmıyor ve inşaatta kürek sallatmıyorlar Dütdüt’e. Türkiye’nin Terayama’sı Zeki Ökten’dir belki.

Az sonra kapının görkemli süslemesi, Düşünen Adam dedikleri şey, çerçevede çalışmaya başladı. Deleuze’ün düşünen filminin düşünüp düşünmediğinden ne kadar emin olabilirsek bu ünlü heykelinkinden de ancak o kadar emin olabiliriz. Ama Terayama kendi başına sanat eserinden değil bir kapı süslemesinden söz ediyor. Sadece bir kapı süslemesi. İnsana kaidesinden bağımsız bir düşünüş atfetme hatasına düştüğünü böbreklerindeki dayanılmaz ağrı yüzünden Japon Dili ve Edebiyatı’ndan ayrılmak zorunda kaldığı günlerde hastanede keşfetmişti. Pencereden bakarak kendi ameliyatına cevaben manzaranın belirişini kamerasıyla ameliyat etti. Karnı açılınca dışarısı içeri dolmuş gibiymiş. Bağırsakları film makarasında dönüyor gibiymiş. Andrei de kendi filmlerini izlemenin kanserinin röntgenine bakmak gibi olduğunu söylemişti. “Bakmak” mı demişti, “izlemek” mi… bu çok önemli. Ameliyatını yansıtıyor, ekranın-içinde ve ona-karşı düşünen adam olmak 60’lardaki kaçış hareketinin merkezi figürü olmayı güçleştiriyor. “Düşünen” adamın düşünmesi de çocuğun kapıyı açmasını güçleştiriyor. Aslında Ori’nin ünlü kapalı kapısının kilidi tam da düşünme bağımlılığı. Bu yüzden az sonra, izlemeye devam edenler, ilkesel olarak düşünce içermeyen bir bakışın yarığı kolayca açabileceğini görecek. Yarığı açmak, ondan sınırlandırıcı olmayan bir “düzlük” devşirmek isteyebilecek hasletleri ve inceliği sinematografisinde barındırabilecek, aslında yarık olmayı devralabilecek potlaççı film yapıcısının işi. Köleliği yeniden üreten günümüz “sanatçı” sinemacılarını ise işbu düşünce içermeyen bakışın gözetlediği vücut geliştirmecilerde aramak yanlış mı olur? Sinemada az da olsa modernist bir tavır modern bir yankesicilikti Japonya’da. Geleneğe karşı grotesk. Zenginden alıp fakire veren bir kamera, elmayı tam ortasından vuran fotoğraf okunu tam ortasından vuruyor. Kaydın tarihini nasıl bir hırsızlığın tarihi olarak okuyabilirsin diyorsun, dev bir camın ve İstanbul siluetinin önünde volta atarak. Kendimizi tanımıyor, başkalarından dışlıyoruz. Terayama’yı gördüğünü iddia edebilenler artık yaşamıyor. Bizim de düşünmemeyi öğrenmemiz gerekiyor.

Rögar kapağını merkeze alan bir güneş saatinde, yeni melez-zaman-imge’nin düzenlenişindeki sezgi değil vücut olmayı tercih etmek var. Şimdiki sinema fazla vücutlar sineması değil mi sence de? Olanla görünen arasındaki rabıta fazla abartılıyor. Yönetmen burada zaman-imge’ye karşı sokak-imge’yi devreye sokmuştur. Sho o suteyo, machi e deyô, 1971. (Throw Away Your Books, Rally in the Streets) Zamanı ölçmek için saate bakarsın ama onu anlamak için keçiyi izlersin. Gölgeler keçilere benziyor ve onların kaçışlarına.

Bu şimdilik sadece bir ihtimal, Ayşe. Kamera şimdi Düşünen’in pozisyonuna yerleşti. Ünlü cogitoya bir açı-karşı-açı meselesinden bakmaktan daha Terayamatik bir yorum olamaz. Kapalı bir pencere olarak rögar kapağı insan-merkezli bir zamanı sokakta kuruyorsa, kapağın açıldığı içeri’deki kanalizasyon sisteminin başlangıcı olan bir tür boşaltım rejimini de sokağa taşımanız gerekir.

Ama direncin asıl kaynağı başka yerdedir.

Kimi zaman çalışıp çalışmadığı ve çalışmasının sonucunun düşünmek olup olmadığı görsel olarak saptanamayacak beyin’den çalışıp çalışmadığı ve çalışmasının sonucunun bir faaliyet olup olmadığı imgesel olarak saptanamayacak kaslara geçmek yeterli olur. Sen de olsan Vücutçuları sokağa çıkarırdın. Terayama herkesi sokağa çıkardı. Bu toprakların sinema tarihlerini sokağa çıkaran Düttürü Dünya’da çok sevdiğim bir replik vardır: Yakında hepimiz sokakta oynayacağız. Umur Bugay ve Zeki Ökten’in dehası. Sokağın aktif güçleri neler ve onu nasıl düzenleyeceğiz? Boşuna çakmak sattırmıyor ve inşaatta kürek sallatmıyorlar Dütdüt’e. Türkiye’nin Terayama’sı Zeki Ökten’dir belki.

Keçinin koreografisiz akışını takip edebilecek koreografisiz bir kameranın mümkün olup olmadığını düşünen biri olmak zorunda kaldık. Ne zavallılık…

Ayşe, çok gülünç: Vücutçular’dan birinin bir ayağının ucu biraz su birikintisinin üzerinde. Korkutucu yüzeysellikte bir kara mizah. Görüntüler kalbimi sıkıştırıyor. Seninle çektiğimiz onca fotoğraftaki yazılara bakıyorum. Bir tür biyo-OCR için özelleşmiş bilincimin körleşmiş olması çok üzücü. Körlük demişken, güneş saati gece çalışmayacaktır ama güneşin bu kez yokluğuyla çalışıyor. Bu yüzden gazete okuma sahnesi hakkında sana şundan söz edeceğim: Nietzsche, “Almanlar barutu buldular, vebali onların boynuna! Ama sonucu dengelemek için basını icat ettiler” demişti. O halde karanlıkta ve karanlık sayesinde çalışan “güneş” saatiniz artık belki bir tür gazetedir. Onun kör edici enformatik yağmuruna karşı belki de “güneş” gözlüğü kullanmaya devam etmelisiniz, gündüz bile. Şimdi aslında Terayama’nın evreninin giriş kapısını zorladığımız jeneriğe dönüştük. Medyaları yerinden etmek, içeriklerini birbirine tahvil etmek ve Dalga’nın selametini bundan ummak için her-daim-güneş-gözlüklü Godard’ın tartışmalı gelişini beklemek isterlerse kendileri bilir ama gündüz vakti gazete okuyan “yüzsüz” adamı (gelecekte onun Jean-Pierre Léaud’un bandajlı Çinlisine dönüşeceğini bilse bile) güneş gözlüğüyle çeken Terayama açısından 1968 çoktan başlamış ve sona bile ermeden, bizatihi kendi başlangıcının içinde,1964’te hiç var olmamış hale gelmiştir. 68’in savaş alanında kalmış yaralılarını tek tek öldürmek için de sanatı icat ettiler ve sanatın öncü kuvvetleri üretken-bir-çalışkan-verimlilikle koşturdu. Guy Debord eserinde şöyle diyordu Ayşe: “Sanatın ölümünden itibaren, polisleri sanatçı kılığında gizlemenin son derece kolay hale geldiği bilinir. Güçlenen bir yenidadacılığın son taklitlerine, medyada muzaffer bir edayla ahkâm kesme ve dolayısıyla da değersiz kralların soytarıları gibi, resmi sarayların dekorunu değiştirme yetkisi verildiğinde, aynı şekilde devletin etki ağlarının bütün vekil ya da yedekleri için de kültürel bir örtünün garanti edildiği görülür. İçi boş sahte-müzeler ya da var olmayan kişilerin tüm eserleri ile ilgilenen sahte-araştırma merkezleri en az gazeteci-polislerin, tarihçi-polislerin ya da romancı-polislerin meşhur edilmesi kadar hızlı bir şekilde yaygınlaşabilir.

Seslere sağırlıkla, görünüşlere sadece körlükle ulaşılabilen bir yer ama elbette ulaşmak ender olarak gerekli oluyor. Ori, bu noktada bir gibi’nin içine kapanmayı reddetmeye başlıyor. Geveze olduğunun farkına varmaksızın uzun süre konuşan insanların kendi seslerinden yorulması gibi, film suskunlaşıyor. “Keçi” takma adlı varlık filmsel organizasyonun onun biçimi adına konuşmasına engel teşkil etmek için devreye giriyor. Keçi mi, keçi rolünde bir keçi mi? Her şeyi bir otomatik portakala dönüştüren bakışa karşı çalışır ve verimli olmayı reddeden, greve giden kalan-bütün-görüntüler’in önderliğini alıyor. Ama tabii, sözcüklerden oluşan koyun sürüsünü güden görüntüleri sürüyü tehdit eden kurgudan korumanın yolunu aramayı daha başında bırakmış gibidir Terayama. Tek bir keçi ve bir insan sürüsü. Kendimi en az onun kadar umutsuz hissediyorum. Umut bir komplo. İzleyicinin saate bakma sıklığına yakın bir sıklığın parodisini yapar gibi sürekli saat göstermek. Terayama ve Teshigahara’nın zihnini ama aynı zamanda Ori’nin Vücutçular’ını ve ölü yayın balıklarını aynı anda güden kadının halkını sokağa çağırmak ve önderliği kendiliğinden geçmişe doğru ilerleyen bir keçiye vermek. Öyle ucuz Forrest Gump esprilerine benzemiyor değil mi? Keçi olmamayı öğreten bir varlık, keçi olmanın mümkün olmadığını öğreten bir varlık, film olmamayı öğreten filmde dolaşıyor. Daha az tırnak, daha çok italik.

Güneş saatleri ve gerisi. Artık belki zaman-imge bir krizin değil bir zihin-imgenin evriminin sonucunda ortaya çıkmıştır. Ayşe, güneş saatinin tartışmalı merkezi ve seyircinin doğanın görsel envanterini düzenleme görevinden azadının sineması var ve mevcut. Terayama 60’larda bunun farkında gibi çalışıyor. Pseudo-documantary ya da Terayamantary diyebileceğimiz kurtarma sinemasında bir saat görüntüsü koleksiyoncusu olduğunu söyleyebiliriz. Seninle sokaklarda peşine düşecektik ama O bizim peşimize düşünce belgeselci olmanın anlamı neye tekabül ettiyse Terayama açısından Japon kırsalının “dost zaman”ını şehrin “zaman düşmanı”nın içine zerk etmek de aynı anlamı taşımış olmalı. Jean Chesneaux’nun dramaturg Katsuo Shimitzu’dan aktardığı birkaç cümleyi anmama izin ver; “Biz ellilerde doğanlar, artık zamanı, geleceğe yönelik bir gelişme olarak görmüyoruz. Nereye gittiğimizi bilmeden, hiçbir tutanağımız olmadan, doğal olarak kum üzerine çizilmiş manzaralara doğru çekiliyoruz.” Tüm bu saatler, balıklar ve Vücutçular sokaklarda karşılaşmak üzere ilerliyor. Sinemanın komplosu filmlerle büyük randevuyu daha ne kadar organize edecek ve daha ne kadar geciktirecek? Sonunda Chris Marker’a teşekkür edeceğiz. Aynı Chesneaux, müslümanları günde beş kere ibadete çağıran saatlerin Japonlar tarafından icat edildiğini ekler. Ketum bir gösteri geleneği Batının ağız ishaline mi açılıyordu sence? Gerçekleşmekte olan neydi? 1950’lerin sonunda artık film kendi hakkındaki konuşmaların toplamı olmaktan başka bir şeye, belki tam da bu toplamdan daima eksilegelecek şeye dönüştü ve artık dayanamıyordum. Büyük hesap görülüyor. Filmin izlenişinden intikam alan körlük kendini biraz sonra filmin sonu olarak sunacak kayıtsızlığı kaydediyor. Eksiltili bir film. Devrik bir film.

Ayşe, körlük kayıtsızlığı kaydediyor. 4.51’den 7.38’e sinema tarihinin en heyecanlı dans sahneleri. Oysa bizim olmakta olduğumuz şey süreklilik içermiyor. Yanlamasına duran bir kum saatinde artık var olmayanla henüz var olmayan arasında çarmıha gerilmiş zamanımız. 7. dakikadan sonra güneş saatinin figüratif merkezi yere, saatin üzerine düşecek. Kamera geçip gitmekte olan zamana ne yapıyor? Peki bunun karşılığında büyük bir gülümsemeye close-up almak dışında ne yapabiliriz? Keçi takma adlı varlığı çekiyor mu kayıt mı ediyor ve hangisi daha kötü belli değil bir kamera: Bakış öncelikli stratejisi değil. Japon bakışı bir tür görsel-vantrilok olarak Ayşe, karnından bakar, bilirsin. Jestlere karşı karından oyunculuk ve Kyoko Kishida’nın eceline iştirak etmek. Uyuyan bir unutkanlığı uyandırıyor. Kyoko Kishida, 1930’da doğdu, 2006’da öldü. İnsanların ecellerine iştirak edilebilir.

Biliyorum, başat strateji değil ve her an işlerlikte de değil. Ölüşün ve dirilişin hülyalarına sahip. Aklın karşısında vücudun ve zamanın karşısında keçinin yanında olmak yerine, bunların arasında salınmak. Sallantıda bir bakış. Keçi süreyi ele geçirir ama elinde tutmaz, tıpkı kamera gibi. Saat savrulur ve yere düşer ama düşüşünün anılarını anlatmaz. Anlamlar arasında Vertov’un varsaydığı anlamda bir boşluk ya da aralık kalmaz ama tersi de kalmaz. Bizzat acziyet. Artık Düşünen Adam’a kadar gidecek bir tilt imkânlı değil. Artık maskemiz yüzümüzü değil sesimizi örtüyor. Keçinin koreografisiz akışını takip edebilecek koreografisiz bir kameranın mümkün olup olmadığını düşünen biri olmak zorunda kaldık. Ne zavallılık…

Film, düşünen bir seyircinin heykelini yontuyor. Taşlaşmış pozisyonlar olarak salonlardan, galerilerden çıkıyoruz. Saat yerde dağıldı ama kadın, kapı ve keçi aynı kapalılık ve aynı kilitlenmişlikle dolaşmaya devam ediyor. Saatin evet-deme işini devralmaya hevesli bir topluluk oluşturmaya evet demiş gibiler. Geriye şemsiyeli yalınayak bir adamın vitrin camlarındaki yansımasının Vücutçular’ın kendi vücutlarına bir yansımaya ya da aynaya bakar gibi bakmalarını gösteren bir plana kesmeyle bağlanmasından başka bir UMUT kalmadı. Ayrıca o da yetmez. Terayama sineması bu türden bir umudu tüketmenin bir eylem olduğunu önererek başladı. Terayama sondan başladı. Dolayısıyla saat geriye doğru, kendi produktif köklerine doğru bir de-monte dünyaya gitse ve ama zaman artık yerli bir şeye (Batı’daki Kültür Devrimi’nin Çinli saatine bile) dönüşse de, keçi hep şimdiki zamanı(nı) ona bakmadan gösterir. Tahta tavlalarla kapalı pencereleri açacak bir bakış da kalmadı. Ama bir şey oldu: Duvardaki döküntüler sinematografik bir optik olanakla tamir olmakla ileri sarılmış mı oluyor, geri mi? Ayşe, Ori’nin 9. dakikasını dikkatine sunarım. Bu oda geçmişten kalan bir cep gibi hayatın karnına yerleşmiş. Ori… Kafes.

Satırlarımın sonuna geliyorum. Kaosun keçisi bir tür kömür yığınlarından oluşturulmuş labirentte yolunu arıyor ama kamera da onunla aynı mekânda. Aslında insan dışı hayvanlara çevrilen belgesel kamera bir estetik safari yürütüyor.

Sonsuz saygılar.

Ozan

Aaron Hobson Alain Mascarou Alberto Giacometti Alberto Manguel Alberto Savinio Aldous Huxley Aleister Crowley Alejandra Pizarnik Alejandro Jodorowsky Alejandro Zambra Alexander Hacke Alexander Sergeyeviç Yesenin-Volpin Alfred Jarry Algan Sezgintüredi Ali Akay Allah Almanya Alper Canıgüz Alper KAmu alt kültür Andreas Baader Andre Breton Andre Gide Andre Rene Rousimoff Andre the Giant Andrew Losowsky Andrey Tarkovski André Breton & Philiphe Soupault Andy Warhol Anna Atkins Anna Massey Anna Romanovna Izryadnov Anthony Burgess ANTONIN ARTAUD Armağan Ekici Arthur Brown Arthur Cravan Arthur Rimbaud Ash Ra Temple A Silver Mt Zion Aslanlaşma Aslı Bostancı Atatürk Atilla Birkiye Atom Egoyan A torinói ló Austin Osman Spare avangard avangart Ayfer Tunç Ayhan Geçgin Ayhan Çağlar Aziz Genet A Zona B-movie Bahçeşehir Üniversitesi Bakışsız Bakışsız bir kedi kara balkan Banksy Bansky Banu Alkan Barack Obama Barones Else Von Freytag-Loringhoven Baroness Bartolomeo Vanzetti barış Barış Akkurt Barış ve Demokrasi Barış Yarsel Bask baskı basılı yayın basın basın toplantısı Bathory Batman Baysan Yüksel bağımsız bağımsız film BBC Beale Caddesi beat beat edebiyatı beat generation beat kuşağı Beatles beatnik bebek beden bedensel deformasyon Beethoven Begüm Güzel Behemoth belediye belgesel Belle & Sebastian bellek Belçika Berlin Betty Blue Beyaz Kuzgun Beyoğlu Beşiktaş Beşir Fuad bienal biletix Bilge Karasu bilim kurgu bilimkurgu bilinç akışı Bill Ward Birol Ünel Birsen Tezer Bizans bizarre black metal Black Ovarian Death March Black Sabbath Blaise Cendrars Blind Cat Black Blixa Bargeld Bloomsday Bob Dylan Bolesław Skulik Bora Akıncıtürk Borges Borges 113 yaşında Boris Vian Boris Ştrugatski Boston Bozlu Art Project Boğaz boşluk Brian Eno Brion Gysin Bronislav Prochazka Bryan Ferry Budapeşte bulmaca bulvar Bunny Munro Burcu Perçin Béla Tarr Bülent Erkmen Cabaret Voltaire caferağa Cambridge cami Camille Claudel Can canavar Can Can Heads Caspian caz cehennem Celal Mordeniz Cemal Arığ Cemal Süreya Cer Modern Cevdet Erek Ceza Cezayir Chantal Akerman charles bukowski Charles Darwin Charles Dickens Chris King Christian Debois Chuck Palanhuik cinayet cinnet cinsellik Claude Faraldo Cleon Peterson Colophon Colophon 2009 Comics Comte de Lautréamont Conrad Schnitzler Cory Doctorow Cozy Powell Culture Multure cut-up cyberpunk César Vallejo Dada dadaizm Dagerreyotipi Dagon Ezoterik Tarikatı Daguerreotype Dagur Kari Dali Damien Hirst dan haag dans Dante Dante Alighieri Danzig Darbe Dario Argento dark ambient dark jazz dava Dave Eggers David Bowie David Byrne David Keenan David Lynch dayanışma DDR Death In Vegas death metal Deborah Lupton dedektif Deep Purple Defter Kazıyıcılar Kooperatifi dehşet delilik demokrasi deney deneysel deneysel müzik Dengue Fever deniz DEPO dergi dergi yazarları derleme Der Orchideengarten Derya Bengi devlet devrim Dick Tracy Diederick Kraaijeveld Die Firma die toten hosen dijital gramafon dijital sanat dijital yayıncılık dil din direniş disiplinlerarası disko distopya diyalog dizi DJ dj set documentary Dogzstar Domenico Modugno Don Kişot Donnie Darko doom Doris Lessing Dostoyevski download doğa doğaçlama Doğu Almanya drama drone drone rock DSP Duchamp Duke Ellington dunia Dusha Bateson dönüşüm dünya Düş Yola e-book e-kitap E.M. Cioran E Ayhan Çağlar ece ayhan Ece Ayhan anma etkinlikleri Ece Ayhan Sivil Girişimi Ece Ayhan Çağlar Ece Gamze Atıcı Edebiyat Edgar Allan Poe Edith Piaf editör editör yazısı efemera Efemerista Efemerista Efrim Manuck Egg Dancing Eilish Lambrechtsen Einstürzende Neubauten Ekavart Gallery ek gösterim ekoloji ekolojik yaşam ortaklığı ekolojk yaşam Ekümenopolis El Arte de Volar Electric Wizard elektronik elektronika elektronik müzik Eleştirel Söylem Analizi eleştiri Elif Yıldız Elliot Smith El Topo Emanuel Mathias Emiliano Zapata Emmy Hennings Enda Hughes Ender Ormanlar Engelbert Kievernagel Engin Güneysu Enis Batur Enki Bilal Ennio Morricone enstalasyon Enteresan tasarım Epifanía Uveda de Robledo Eray Mert Erdem Helvacıoğlu Erdem Şenocak Erenköy Eric Andersen Erik Satie erkek Erkin Gören Erkin Koray Erkut Terliksiz Ernest Fuchs Ernest Hemingway Ernst Fuchs Ernst Jones Ersin Kalkan Ertem Eğilmez Ertuğrul Kürkçü Esat C. Başak Eskil Vogt Eskişehir estetik Etgar Karet Etgar Keret Etkinlik Eugene Hütz Eugeniusz Bąk ev evlilik Evren Ekşi Evvel Evvel Fanzin Ewald Gawlik experimental eylem eğitim eğlence Eşiktekiler facebook Faith d'Aluisio fantastik fantezi fanzin Fatih Akın Fatih Recep Tayyip Erdoğan Faust faşizm fc st pauli Federico Fellini Feeling B felsefe feminizm Femme Fatales Fenerbahçe Ferdydurke Ferenc Liszt Ferhat Uludere Feriköy Pazarı ferit edgü Fernando Pessoa festival fetiş Feyyaz Kayacan Filippo Tommaso Marinetti Filistin Film film festivali filmler filozof Finnegans Wake Flaneur Comics Flannery O'Connor flickr Fluttery Records Fluxus Fluxus 50 folk Forough Farrokhzad Forugh Farrokhzad Fotoğraf fotoğrafçı fotoğrafçılık Francesca Woodman Francis Picabia Franco Brambilla Frank Zappa Fransa Fransız Franz Kafka Franz Marc François Truffaut Fred Fiction Freedom Express Friedrich Nietzsche Fritz The Cat Fugazi Funny Games Futbol Futuristika Fyodor Mihailoviç Dostoyevski Füruğ Ferruhzad Fütü fütürist manifesto Fütürizm Gabriela Benackova gala Galata galeri Galeri Merkur Galeri Nev Galileo Galilei Galina Benislavskoya garage garaj garajistanbul Gary Lucas Gaye Su Akyol gazete gazeteci gece Gecenin Sonuna Yolculuk gelecek gelenek gemi Geoffroy de Boismenu George Grosz George Orwell Georges Bataille Georges Perec George Whitman George Yuri Yesenin Georg Trakl Gerhard Urbanek gerilim Gertrude Stein gerçek gerçeküstü gerçeküstücülük gezegen gezgin gezi Gezi/Mekan Gezi Direnişi Gezi Parkı geçmiş Ghetto Gilles Deleuze Giovanni Scognamillo Giuseppe Culicchia giysi Goblin Godflesh God is an Astronaut Godspeed You Black Emperor Gogol Bordello gol Gordon Matta Clark Gotham Gothic Americana Grace Grace Jones graffiti grafik grafik tasarım grafitti Grails Grand Funk Railroad Gregor Samsa grindcore grotesk Grup Ses Beats Guardian Guildford Dörtlüsü Guillaume Apollinaire Guillermo del Toro Gurme Gurme Gustav Klimt Gustav Klimt 150 yaşında Gustav Meyrink Gus Van Sant Gypsy Lou Webb görmek görsel görsellik Görüntü görüntü gösteri gösterim Güncel Güney Gotiği Güney Kore günlük gıda H.P. Lovecraft Halil Duranay Halit Kıvanç halk Hamlet Hannah Höch Hans-Lukas Kieser Hans Arp Hans Richter Hans Rudolf Ruedi Giger Haramiler hardcore Hardcore Punk Harfhane Harfhane Yayınları Harold Pinter harsh noise Hartmut Bitomsky hastalık hayal hayal gücü Hayat Hayat Haymatlos hayvan Heath Ledger heavy metal hediye Hegel Heinrich Himmler Henrik Isaksson Garnell Herman Melville Herta Müller Hey Jude heykel High Fidelity hikaye Hikmet Benol Hippi Perihan histeri Hitler Hitoshi Matsumoto Holger Czukay Hollanda Hollandalı Horaley Howard Phillips Lovecraft Howard Zinn Hrant Dink HR Giger Hugh B.O’Brian Hugo Ball Hukuk Fakültesi Hungry Planet Hunter S. Thompson Hush Galeri Hush Gallery Håvard Skaset Håvard Volden Héléne Cixous Hülya Vatansever Hür Yumer Ian Mackaye I Create Soundscapes idam ifade özgürlüğü IKSV iktidar ilan-ı aşk iletişim illüstrasyon illüstratör imge Imre Kertesz inceleme Indie Indigo industrial insan insanlık interaktif interaktif heykel internet intihar Ira Cohen Irvine Welsh Isadora Duncan Isidore Ducasse istanbul indie scene Istanbul Noir istismar isyan içerik işitsel J.D. Salinger Jack Kerouac Jacques Derrida Jacques Prévert Jacques Ranciére Jacques Rigaut Jacques Roubaud Jacques Vaché Jaguar Kitap Jaguar Yayınları James Duval James Gleeson James Graham Ballard James Joyce Janacek Jana Müller Jane Birkin Janset Karavin Jan Švankmajer Japon Japonya Javier Marías jazz Jean-Paul Marat Jean-Paul Sartre Jean Cocteau Jean Genet Jean Jacques Lequeu Jean Luc Godard Jean Rollin Jean Sol Partre Jecques Vergès Jeff Bridges Jeff Buckley Jennifer Martenson Jeremy Profit Jessica Green Day J G Ballard Jimi Hendrix Jim Jarmusch Jim Morrison Jimmy Page Jimmy Yensid Jim Norton Joachim Trier Joan Baez Joan O’Hara Joe Strummer John Boorman John Brandon John Cale John Crowley John Cuddy John Dillinger John Goodman John Herschel John Hurt John Milton John R. Searle Johnston McCulley John Zorn Jonathan Forgansh Jonathan Rhys Meyers Jonathan Safran Foer Jon Theodore Jon Webb Jorge Luis Borges Josef Albers Josef Koudelka Joseph Kosuth Josh Brolin Joy Division JRR Tolkien Juan Ralfo Jude Law Jules Monnerot Jules Verne Julianne Moore Julie Doucet Julien Torma Juliet Hulme Juliet Stephenson Julio Cortázar junkie Jürg Solothurnmann kabare Kaddis a Meg Nem Született Gyermekent Kadife sokak Kadir İnanır Kadıköy kadın kafa kafabindünya Kafka kahve kamera kaos kaotik edebiyat Kara Büyü kara kedi Karanlıkta Dans kara tiyatro kara tren Kara Şövalye Karel Reisz karga Karga Mecmua Kargart karikatür Karl Marks karnaval Karotte kartpostal karşı kültür kasaba Katalan katar katliam kedi Keith Richards kelimeler Kenneth Anger Kenneth Branagh kent kentsel dönüşüm kes yapıştır Kiki kilise kimlik kitabevi Kitabiyat kitap kitap eleştirisi kitap kapakları kitaplık klasik müzik Klaus Schulze Kletka Red klip Kohei Yashiyiki Kokomo kolaj koleksiyon kolektif Komplo Komplo komplo teorisi kompozisyon komünizm konferans konser konserler Konstantiniyye Üçlemesi Konstantin Stanislavski Kore korku korku edebiyatı korku filmi korkunç filmler kostüm kover krautrock Kreuzberg Kristin Scott-Thomas Kuad Galeri kukla kumaş Kunsthalle Kurgu Kurt Schwitters Kurt Vonnegut Kurt Vonnegut Jr Kösmonaut köy köşe yazısı kült Kült Neşriyat kültür kültürel küratör küreselleşme Küçük İskender kırmızı kısa film kısa hikaye Kızıl Ordu Fraksiyonu L'Attentat Laibach Laika Lale Müldür Lamb Langston Hughes Lars Lindstrom Lars Von Trier Laszlo Fogarasi Jr. Lautreamont Lawrence Durrell Lawrence Ferlinghetti Leata Land Lech J. Majewski Lech Majewski Led Zeppelin Lenin Leningrad Leonardo da Vinci Leopold Wróbel Leos Carax Leo Troçki Les Murray Levent Şentürk Lev Troçki lezzet LGBT Life liste Liza Bear Liz Jensen logo Lolita Londra Louis-Ferdinand Céline Louis-Ferdinand Céline 118 yaşında Louis-Jacques-Mandé Daguerre Louis Aragon Louise Hindsgavl Loujon Press Lou Reed Lovecraft LSD Lucien Sénémaud Lydia Lunch Lyn Hejinian László Krasznahorkai Löpçük Lüksemburg Macar Macaristan Macedonio Fernandez Madchester Mahir Duman makarna makina manga manifesto manken Man Ray manyak Marcel Duchamp Marcel Proust Marcel Schwob Maria Kodama Marilyn Monroe marionette Mariya Andreyevna market Mark Z. Danielewski Marsden Hartley Marx'ın Dönüşü masa masal Masashi Kawamura masumiyet Matbuat Matbuat matematik math rock Matt Borrusso Matt Dillon Maurice Blanchot Maurice Sendak Mauvais Sang Mavado Charon mavi Max Brod Max Ernst Max Jacob Mayhem mağara Medya Medya Mehmet Gökmen Mehmet Siyahkalem Mehmet Zaman Saçlıoğlu Mehtap Meral mekan Meksika mektup Meltem Ege Memento mori Mesut İtku meta-metin metal metin Metin Erksan Metis meydan Meydan Gazetesi meyve Mezarlık Michael Cooney Michael Gira Michel Foucault Mihran Tomasyan Mike Hostench Mikhail Bulgakov Mikrokolektyw Milano Milena militarizm mimari mimarlık Mimar Sinan Üniversitesi Mine Söğüt minimalizm Mircea Cărtărescu Miron Zownir Mirza Metin Mississippi Nehri mizah Moby Dick moda model modernizm Mogwai monolog Moskova movie poetry mp3 Mr. Natural Mrcello Mgni Mtaär mum Murat Cem Şerbetçi Murat Nemet-Nejat Museum für Konkrete Kunst Musevi music Musiki Mustafa İtku mutfak mutluluk Mutlu Yetkin myspace Münir Hayri Egeli müzayede müze müzik müzikal müzisyen mısır Naked Lunch Nazi Nazizm Nazım Ünal Yılmaz Necati Tosuner Nechayevschina nefret Neil Young Nekizm Nekropsi Neu! Neue Slowenische Kunst Neuromancer new model army New Orleans New York Nick Cave Nick Hornby Nico Nico Papatakis Nida Kireççi Nietzsche Nikola Tesla Nişantaşı Noam Chomsky Nobel Ödülü Nod noise Norgunk Norgunk Yayıncılık Norveç Notre Dame NSK Nusrat Fateh Ali Khan Occult rock OccupyGezi Occupy Gezi Parkı oi okuma Okültizm Olga Knipper Oliver Saks Omar Rodriguez-Lopez online yayıncılık opera Operation Room organik ürünler Orhan Gencebay Ortaçağ Oscar Wilde Oscar Zeta Acosta Osman Cavcı Osmanlı otel Ottlo Kafka Oulipo Outlet oyun oyuncak oyuncu Oğuz Arıcı Oğuz Atay Pablo Neruda pagan panel pantolon pantomim Paola Dionisotti para Paranoid Park Paris Paris sous la pluie park Park Chan-Wook parti Pat Kinevane Patti Smith Paul Avrich Paul Bowles Paul Claudel Paul Eluard Paul Hurst Pauline Baynes Paul Klee Paul Valéry Paul Verlaine Paul Wheeler Paweł Stolorz Pera Film Pera Müzesi performans Pete Postlethwaite Peter Bürger Peter Greenaway Peter Menzel Peter Singer Peter Steele Petra Heöcker Peyote Philip K. Dick Philippe Dijan Philippe Soupault Pi Artwoks Pi Artworks Pi Artworks Istanbul Picasso Pier Paolo Pasolini Pierre Albert-Birot Pierre de Massot Pierre Henry Piha Kolektif Pilevneli Project piyanist Poe Poe'nun 200. doğum günü Poe-nun 200. yıldönümü Poe Günleri poetika Poetry Scores Politik Politik politika Polonya Pontiak pop art Pops Farrar popüler kültür Popüler Kültür porno pornografi Portre Portre post-metal post-punk poster post hardcore post punk post rock Prag pratik pre punk program progressive rock proje Projeler propaganda propaganda yayınları Proscenium Arch protesto psikanaliz psikoloji psychedelic psychedelic rock psychodelic psychodelic rock pulp punk punk rock Puruli Kültür Sanat Pınar İlkiz Queer Quentin Tarantino Radikal radyo Rafet Arslan Rainer Maria Rilke Rammellzee Rammstein Ray Bradbury Raymond Poincaré Raymond Queneau Raymond Roussel Rebecca Pinteon Red Sparowes Refik Anadol Regis Debray Reha Erdem rehber Reinhard Kleist Reinhard Scheibner reklam Rene Magritte renk René Char Replikas resim Resim Bölümü ressam retro retro futuristik retro futurizm Ribemont-Dessaignes Richard Brautigan Richard Ellmann Richard Huelsenbeck Richard Le Gallienne Richard Sennett Ridley Scott ritual ambient ritüel Robert-Louis Stevenson Robert Crumb Robert De Niro Robert Desnos Robert Plant Robert Smith Robert Walser ROBOTİK HAYALLER rock rock'n roll Rockwell Kent Roj Friberg Rolf Lappert roman Romina Raffaelli Ron Mueck Rosa Barba Rosa Luxemburg Ross Canon Roy Andersson Ruhi Su Rune Grammofon Rus rusya Ryohei Hase rüya Rıfat ŞAHİNER Rıza Pehlevi Sachsenhausen Sadık Hidayet sahne salata salon SALT Beyoğlu Salt Galata Salvador Dali Samuel beckett Sanat Sanat sanat galerisi sanatçı Sandro Aguilar San Francisco sansür Santralistanbul sapkınlık sapıklık Sarah Kane Sarkis sarkıntılık Sarıcaalili Godot Mustafa satanizm savaş Savva Morozov saykodelik sağlık Sean Foley sebze Secret Chiefs 3 Sedat Türkantoz seks Selahattin Özpalabıyıklar Sel Yayınları Selçuk Artut sempozyum senarist Senin Ailen Bir Yalan Yavrum Serge Gainsbourg Sergei Bruyukhonenko Sergey Yesenin Sergey Yesenin yazı dizisi Sergio Leone Serhat Köksal ses sessiz sessiz film sessiz sinema sevgi sevgili Sevil Tunaboylu Sex Pistols Seydi Murat Koç Seyyar Sahne seçki Shakespeare Shaktar Donetsk Shuji Terayama siberpunk Sigmund Freud Signe Berstrom Sinan Tınar sinsiyet Siren Yayınları sirk Situasyonizm Sitüasyonist Enternasyonal Sivil itaatsizlik nedir sivil sorular Sivil İtaatsizlik Siyahi Dergisi siyaset Slavoj Žižek Sleep Maps SLip SODA Sofya Andreyevna Tolstoy Sohrab Mohebbi sokak sokak edbiyatı sokak sanatçıları Sokak Sanatı solo Sonic Youth sosyal sosyalist sosyalizm sosyoloji sovyetler birliği soykırım Space music spagetti spagetti western SSCB St. Louis Stanislas Szukalski Star Wars Steampunk Stefano Marini Stephen King Stockholm Stoner Rock stream street art Suat Kemal Angı Sukiyaki Western Django Sun God sunum Superman surf Susan Sontag Swans Sylvain Cotte Sylvia Plath Sátántangó süper kahraman sürrealist sürrealist eylem türkiye Sürrealizm sıcak taciz Tadanori Yokoo Tad Danielewski tahakküm Tahran Bienali Taksim Taksim Gezi Parkı Talin Büyükkürciyan Tangerine Dream tango Tanrı Tanıl Bora tanıtım tarantula tarif tarih tarihte bu hafta Tasarım Tasarım tasarımcı tatil Tatyana Yesenin Tayland taşra Taşıdıkları Şeyler tecavüz Ted Hughes Tehlikeli Oyunlar Teknoloji Teknoloji telefon televizyon Tenten terkedilmiş Terra Incognita Terry Bisson Terry Gilliam Tetsuya Ishida The Bad Seeds the Beatles The Brian Jonestown Massacre the Clash The Doors The Empire Project Thee silver mt. zion Thee Silver Mt. Zion Memorial Orchestra & Tra-La-La Band The Ex The Fall The Handsome Family The Lord of the Rings The Mars Volta Themroc The NAtion The Ninth Life of Louis Drax Theodor W. Adorno Theo van Doesburg The Paper Eater the Pogues The Smiths The Stooges The Velvet Underground The Weird Girls This Will Destroy You Thomas Bernhard Thomas Keenan Three Fried Men Thrill Jockey Records Théophile Alexandre Steinlen Tim Burton Tim Larson Tim O'Brien Timurtaş Onan tipografi tiyatro tiyatro dışı metin Tokyo Tom Cora Tom Hall Tom Robbins Tom Waits Tony Gatlif Tophane toplama kampı topluluk toplum Toru Kageyama Totalitarizm trailer Trainspotter transgender tren trenler Trey Spruance Tristan Tzara trompet Tufandan Sonra Turgut Uyar Turhan Günay turizm turne Tutunamayanlar tv Twitter Tyler Durden Type O Negative tören tüketim Tülay German tünel Türk Türkiye Türk Sineması türlerin kökeni Tütün Deposu Ulrike Meinhof ultras ulusalcılık Ulus Baker uluslararası Uluslararası Af Örgütü Ulver Ulysses Unabomber Un Chant d'Amour unutulmasın diye Urban Jealousy USSR uyarlama uyku Uykuda Çocuk Ölümleri Uzak doğu Uçma Sanatı vagon vahşet Vamos Bien vampir Van Gogh Varg Vikernes varoluş Vatan Partisi Velimir Khlebnikov Vermin Supreme Vic Chesnutt Vic Chestnutt Victor Hugo video klip Vinnie Appice Vinnie Jones Vinnie Paul vintage Virginia Woolf Virginie Despantes vizyonsuz sinema Vladimir Makanin Vladimir Nabokov Vladimir İlyiç Ulyanov vokal Volkan Aslan Vs. Vsevolod Meyerhold Vüs'at O. Bener Walter Benjamin Wassily Kandinsky Watchmen web 2.0 web dergi Weiland Herzfelde We Make Magazines Wheat Würtzburger William Blake William Burroughs William Faulkner William Gibson William Heath Robinson William S. Burroughs Wim Wenders Wire Witold Gombrowicz Wolfgang Hilbig Wooden Shjips WOUNDED WOLF PRESS Wrekmeister Harmonies Xiu Xiu Yadigâr Ejder Yalı Hanı Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık yaratıcılık Yaratılış yarışma yayın yayıncılık yayınevi Yayınlanmamış önsözler yazar yazı Yazı dizisi Yazı dizisi Yazı dizisi: Nico yağmur yaşam Yaşar Çabuklu yemek yeni yıl Yer6 Hafıza yeraltı yeraltı edebiyatı Yerel İllüstratörler 02 yerleştirme Yevgeni Zamyatin Yeşilçam Yitik Ülke Yayınları YKY Yoko Ono yoksulluk yolculuk Youtube Yukio Mishima Yunanistan Yurdaer Altıntaş Yves Klein yönetmen Yüksek Lisans Yüzüklerin Efendisi yılbaşı yıllık Zafer Aracagök Zafer Yalçınpınar zeitgeist Zeki Alasya Zeliha Berksoy Zeynep Arabacıoğlu Zinaida Reich zine Ziya Osman Saba zombi zombie Zombie Green Room zombie movie zombi filmi Zoomoozofon zulüm Ç.R.O.P. Çanakkale Çanakkaleli Melahat Çanakkale İçinde Çek Cumhuriyeti Çekoslovakya Çin Çingene Çizgi Roman Okurları Platformu Çiğdem Erken Éditions Gallimard Édouard Levé Ölülerimizi Topluyoruz Ölüm Tarlaları Ömer Bakan Ömer Madra Ömer Uluç Özdem Petek Özge Dirik Özgül Tanyeri Özkan Şahin Ümit Kireççi çağdaş sanat çekim çeviri çevirmen çevre çevre koruma çizer çizgi film çizgi roman çizim çocuk çok-kültürlülük çöp ödül ölü ölüler ölüm örümcek öykü özel koleksiyon özgürlük öğrenci öğretim üniversite üretim ütopik mimari ütopya İbni Haldun İFSAK İhsan Oktay Anar İkinci Dünya Savaşı İlahi Komedya İlber Ortaylı İlhan Berk İlhan Mimaroğlu İlyas Odman İmece İngiliz İngiltere İnsan Hakları İran İsa İslamiyet İsmail Yerguz İspanya İsrail İstanbul İstanbul Bilgi Üniversitesi İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi İstanbul Modern İstanbul Modern Sinema İsveç İsviçre İtalya İtalyan İtalyan sinemasi İvan Turgenyev ırkçılık Şeyda Öztürk Şeytan Duymadan Önce Ştrugatski Biraderler şair şan şans şarkı şarkıcı şehir şiddet şiir şizofreni