[Fütüristika!] arşiv düzenlemesi için bakım çalışması yapmaktadır | [Futuristika!] is under maintenance

[Müslüm Yücel] Başlarken Hiç

– Müslüm Yücel

Zaman seninle alay ediyor. Var olmak, hiçliğin içine düşmekle aynı anlama geliyor. Bütün dinlerden ayrıldın. Bütün tanrılar sana küskün. Akılsız bir deliden geceleri tanrıya isyan etmenin yollarını soruyorsun. Deli sen konuşunca yüzünü gizliyor. Olanca sesiyle bağırıyor; İsyan boyun eğmektir ve dünya Plaht’ın Sırça Fanus ‘ta söylediği gibidir. Sırça Fanus içinde bir bebek gibi tıkanıp kalan insan için dünyanın kendisi kötü bir düşten başka bir şey değildir ve kendimizi uyandıracak iğnelere de sahip değiliz. Beckett’in kahramanı Hanım geliyor: “Tanrı kalleşin teki! Öyle biri yok.” diyor. Hayatın kıyısında çeşitli renkler var, biliyorsun her şeyi görmenin verdiği acı, yalnızca mutlu görünme formülü…

Kendine karşı korkunç bir ikiyüzlülükle karşı karşıyasın. Daima bir şimdi’yi düşün diyorlar, popüler zevkler edin, yaşayanların kanı yeni bir toplum açısından iyi bir gübredir ve kurukafalardan oluşan piramitlerin üzerinde duran kişi daha uzakları görebilir. Böyle diyorlar. Neyin bittiğini bilmeden, bitti diyoruz. Her şeye hâkim olan insan, kendine hakim değil. Kendi yarattığı boşlukta bir kayıp insan… İnsanlık ve dünya ürünü bu kayıpların… Herkes uyanık olmak zorunda, uyku yok. Çünkü kendinden başlayarak, herkes güvensizlik içinde. Sırtımızı dayayıp uyuduğumuz insan bizi tedirgin ediyor. Ağzımız ‘acaba’larla’ dolu, Belki’ler tek yardımcımız. Birinden aldığımız bir şeyi, bir başkasına çok ucuza satabiliyoruz.

Duygular, düşünceler mevcut piyasa içinde sürekli müşteri arıyor. Oysa ki sen gece boyunca bir rüyadan bir rüyaya geçip duruyorsun. Sabah uyandığın zaman sırtın sırılsıklam. Anlamsız bir düzensizlik baktığın her şeye hakim, ruhun artık bildiklerinin kadavrası. Kafa yok, ağız var ve ağzın emrindeki cinsel organlarla bedenin sanayileştiği koca bir yüz yıl var önümüzde. Yaşa. Herkes seni Rudyard Kipling’in kırkayağı gibi hareketsiz görmek istiyor. Kipling’in kırkayağı, hangi ayağıyla hareket etse, adım atsa, nasıl adım atacağını bilmediğinden yerinde kalır. Sense bütün ayaklarını kestin. Sessizce zaman geçiren insanların gençleştiğini biliyorsun. Seni teslim alamayanların, seni nasıl öldürmek istediklerini görünce de gülüp geçtin, ay ve şenlik ateşleri içinde… Baudelaire gibi seslenmek istiyorsun, ama nafile. “Geç kaldın, yıllanmış korkak, ölüm…” Geç, geç ölme şansın bile taahhütlere bağlı, geç… Başkalarının ateşiyle ısınacak kadar üşümek, ölmek demektir. Yaşamak, yani kadim sığıntı, kalplerde yanan ateşleri söndürebilecek bir kasırga yaratmaktan artık acizdir. Bunu bil. Yaşadığın günler, neleri bilmediğinin belgeleridir. Mühürler, ıstampalar ve ihtilal haberleri veren bildiriler birer belgedir. Kitle acımasız bir belgedir, ardından da yürür, önünden de gider ve her fırsatta ezmeye müsaittir.

Ölümüne sahip çık, elinden tut, ölümünü, dirin gibi üç gün beklet, sonra ye. Böyle yaşa, böyle isteniyor. Yırtıcı kuşlar gibi etrafında ölü-diri insanlar… Kör kamunun sana sağladığı bu. Bütün inlerini su bastı. Molloy’un taşıdığı koltuk değnekleri artık ellerinde yok. Çürümek yaşamaktır, diyemezsin. Malone gibi ölüme bedenin karar vereceği günü bekleme şansını da yitirdin. Dizi dibinde sürekli köpek isteyen bir kadın görüyorsun. Yedi basamaklı bir merdivenle ekmek kabına çıkıyorsun. Bir havuzun içinde olduğunu unutmayacaksın, hiçbir zaman ve en sevdiklerinin durmadan su bıraktıklarını… Geceleyin bir yoksulun ağzından, bir şarkı bölecek kalbini, hiçliğin yüzüne vuracak. Cohen’in sesi bu, Suzanne’nin Aynası önündesin. Kendine bak! İsa bir denizciydi diyor, suların önünde yürüdüğünde… Ve ne zaman ki anladı onu, yalnız boğulanların gördüğünü. Buyurdu: Denizci olsun bütün insanlar.

Kaç kez çarmıha gerdiler seni oysa. Kimse İsa demedi sana! Müritlerin mi olmadı yoksa çalılardan gelen sesi (Quo vadis…) duymadın mı? Yoksa bir yılan mı vardı çalılıklarda? Boş ver! Murphy’i çağır. Herkes sevdiğini öldürür. Bu bir tesellidir ve her teselli bir tehdittir, her tehdit bir fırsattır bıçağı kendinde denemek için. Yaşarken hiç olmadıktan sonra, ölünce hiç olmanın ne anlamı var? Murphy geliyor. Geliyor ve kulağına “düşünme” diyor ve çevrendeki insanlar için bedenin söz konusu olduğu dünyada kimsenin özgür olmayacağını söylüyor. Geride bir tek söz kalıyor: Beni bütün deliler dışladı, akıllılar arasında yerim yok!

Murphy ölmeli mi? Birey kalmıştır. Önce iç, sonra dış dünya yok olmuştur. Durup düşünüyorsun. Seni anlıyorum, dedi, başta sevgilin olmak üzere bütün dostların. Oysa ki ‘seni anlıyorum’ demek, ‘seni biraz daha kullanabilir miyim’ demekten başka hiçbir anlama gelmiyor. İtaat’in doğrudan okunuşundan başka nedir ki ‘seni anlıyorum’ demek… İtaat: o kanlı cümle… Yani öl-meye ve öldürmeye hazır olmak, biçimsel disiplinler içine kendini yerleştirmek, ehlileştirmek, frenlerle yürümek, şiddetle gönüllü işbirliğinde bulunmak… Yüzün bu yüzden mi gölgeli? Sanmıyorum. Uykusuzluğun bu yüzden mi? Bir şeyler geri çekiliyor, bir şeyler hiçliğe doğru akıyor. Tanrı buralarda bir yerlerde değil, tanrı yalnızca uyumak zorunda olan insan ve biliyorsun, kimse kimseyle karşılaşmıyor… Her yüz bir çek, bir senet, bir vaat… Biliyorsun. Herkes kendiyle meşgul olduğu için, konuşacak kimse de bulunmuyor. Kimse kimseyle konuşmuyor ve herkes kendi kendini anlatıyor, anlatacak birini bulursa eğer. Paylaşmak yok ve insanların birbiriyle kurduğu ilişkiler mekanik bir koordinasyondan öteye gitmiyor.

Edgar Allan Poe’nun “Üç Kayıp Denizci” hikâyesi bu anlamda belki açıklayıcı olur. Çıkan fırtınada denizcilerden ikisi ölüyor. Üçüncü denizci etrafına bakıyor. Bir fıçı bulup başını sokuyor. Herkes başını sokacak bir fıçı buldukça mutluluk oyununa yatıyor. Karşıdaysa cesetlerinin bile nerede olduğu bilinmeyen iki denizci… Murphy gibi olaysızlığın asal niteliğini iliklerine çekmeyi sürdürürken, denetimlerin ve araların tekerleği bir türlü dönmüyor. Yerinde kaldın. İşte tehlike bu, yerinde kalmak… Yerini kaptırmamak. Yurdunu kaybetmek, yerini kaybetmekten iyidir. Yerinde kalmak, bir yerde olup, inanmadığını her gün tekrarlamaktan daha iyi midir? Hiç olmaktır bu. Katlanmana gerek bile olmadan, hiçliği sevdin. Ah diyorsun, ben gitsem olmaz, niye onlar gitmiyor, burası onların babasının malı mı? Onların gitmesini beklemek ikiyüzlülüğe sadaka vermekten öte neye yaradı? Kiyamet kadar kitap indir, orman büyüklüğünde rahle devir, anlamsızdır. Kalmaksa iyi polis, merhametli bekçi olmaktan öteye gitmeyecektir.

Kal istiyorsan, ‘kal’ der sana Beckett, ancak kalmak dedikodu üretmekten başka neye yarar. Sen bilirsin. Ama beni dinle, köksüz bir ağacın rahmine düşen dalın içindeki kırılma sesi için, dinle… “Görmek için, hayır, görecek bir şey kalmadı, gözlerim kızarana kadar gördüm her şeyi, kötülükten kaçma olanağı da kalmadı, kötülük yapıldı, kötülük yapılmıştı bir gün, kendi yoluna gidecek olan, kendi yoluna gitmelerine izin verdiğim ve beni buraya sürükleyen ayaklarım beni dışarı sürüklediği gün yapılmıştı…” (Bizim oralarda bir adet vardı. Kaybolan hayvan, bulunduğu yerde keskin bir bıçakla kesilirdi ve kanı yeni doğan çocuğun alnına sürülürdü. Ardından da bir türkü yakılırdı. Sivrisinek, karabaşlı kurt oldu/Bir yiğidin sarıldığı ele kalırsa/Ölen gider kalanlara dert olur. Ben kaybolan bir hayvanım ve şimdi beni gördüğün her yerde bakışların su gibi kesiyor.)

Altında yürünecek bütün pankartlar çöpçülerin biraz daha yürümesinden başka bir şey değildir. Aynanın içindeki ceset, gülümseyince Paulus’un Korentiller’e yazdığı mektubu hatırladın: Aynaya bakan insan, tanrının peçesiz yüzünü görür. Bu yüzden uyumak, kitleye uymaktan daha anlamlıdır. Bırak, Oblomov desinler, Malome Ölüyor’un kahramanı için ölme isteğidir. Güzel yaşamak, anlamlı yaşamak artık günümüzde bir lükstür. Yolda yürürken kalçalarının ne kadar büyüdüğünü ya da küçüldüğünü mağazaların vitrinlerine bakarak hesaplamak, biriyle konuşurken sürekli saate bakarak bir diğer randevuyu hesaplamak, günü hangi yalanla kurtarmanın hesabını yapmak daha anlamlıdır çünkü. Yemek yemek ve yediklerini dışkı olarak görmek yaşamaktır. Tuvalette altına bakmak, yediğinin kokusunu çıkartırken hissetmek, fakir çocukların zenginlerden aldığı ilk derstir. Her şey masanın üstündeki bir tabak yemek, bir oturakla özetlenmiştir çünkü. Malone ölmesin de kim ölsün, bok ve yemek yan yana iken… Yok, gerçekten sevgili yok. Bir öyküsü olmayacak bu yüzden sevgilinin, bir öyküsü olmayışının suçlusu aranacak her zaman. Kafayı koparıp, içindekine bakmaksa imkânsızdır artık. Bir kalemi vardır Malone’nin ve kalemin iki ucu açıktır. Kalemin hangi tarafıyla yazarsak yazalım, bu kalem anılar gibidir ve anılar da bu kalem gibi tükenip giderse…

Kurtuluş olmalı… Kendini bir pencere bulup aşağı atmak bir kurtuluştur belki, ama nasıl? Malone bunu başaramaz. En güzel ölüm uykudayken gelendir. Yatakta hareketsiz kalmak ve kendini öylece bırakmak daha anlamlıdır. Çaresizlik bir tokat gibi sürekli yüze iner. Eşkıyalarsa su mataralarını çoktan ağaçlara asmışlar, susayan korucular için. İnsanı çaresiz eden şeyin yüzlerindeki maskeler olduğunu bilir Malone ve insan bu maskeleri yırtıp atamadığı için sürekli mutluluk oyununa yatar. Birbirine sarılmak belki kurtuluştur. Sarılarak insan sıkıntılardan kurtulabilir. Vücudun sınırı, devletler hukuku gibidir. Sınırlar, dar geçitler söz konusudur. Sarılmak umut bağlamaktır. Bir kez daha deneyelim diyebilmektir. Ancak umut bağlamak, umuttan yola çıkarak sarılmak ikiyüzlülüktür, saçma’yı ve şaşma’yı beraberinde getirir. Bu yüzden uyumak ve Malone Ölüyor’un kahramanı Macman’ın yaptığı gibi anlamsızlığı yinelemek, çek ve senetler arasında kalan, ya da inanmadığı halde, inanmış gibi görülen ve bunu hizmet diyen insanların erdemleri arasında sayılabilir.

Sarılmayı dener Macman, olmaz; erkekliğini ikiye katlar ve parmaklarıyla bir yastığa kılıf geçirir gibi sevdiğinin, karısının kadınlığına dokunur. İstek, dışarıdan bakıldığında ya da fotoğraf çekildiğinde korkunç bir mutluluk sahnesi olarak görülebilir; ancak derinin yumuşaklığıyla başkalarından satın alınan düş gücü nihayet hazza ulaştırır iki sevgiliyi! Beckett, “Birbirlerini seviyor olmalılar.” der, ardından, “Köpek gibi,” demekten kendini alıkoyamaz ve hiçbir fotoğraf çerçeveyle sınırlı kalmaz. Bu dünyanın, bu toplumun bir parçası olmadan  ve mevcut parçalarını kopararak, kendi sıcaklığımızla buzdan duvarlar arasında yaşayabilecek misin? Çevremizde yırtıcı kuşlar gibi ölümlüler, senin ölülerin… Kendin olmak istiyorsun. Nafile. Kendin olmak ve kendin olarak kalmak hep diken üstünde olmaktır. Herkes birbiri için tehlikeye atılıyor. Ancak özgürlük için herkesin seferber olduğunu düşünürsek, bu aynı zamanda bedeli ve rekabeti de beraberinde getiriyor.

Herkes için, toplum adına savaşmak, aslında kendi hayatını bizim adımıza düzenle anlamına gelir ki, bu kendi adının yüzkarası olmaktır. Toplum, parti ya da kitle diyelim, ne dersen de, bunlar ölenlerin ruhuyla bedenlerimizi örterek, birbirimize karşı işlediğimiz suçları  görmemize yarayan araçlardan başka bir şey değillerdir. Bağırsaklarında kömürleşmiş ekmek bulunan Çamur Adam’ın boynunda yalnızca ip izleri vardı. Onu göle gömmüşlerdi. Üzerinde bir tek sinek iskeletine dahi rastlanmadı. Böyle bir gerçek karşısında, tarihçilerin geçmişi bir tarla sanıp, istediklerini ekip biçmelerini neyle açıklayabiliriz?

Soru sormaktan korkma! Bu sorgulamak değildir. Politikacılar hep boş alanlara, boş olduğu için, boş yere demir atmak isterler. Sıradan insanlar ile sıradan ölçüler arasında hiçbir zaman bir denge kurulmamıştır. Tarih Meleği yüzünü geçmişe dönerek kaçmak üzeredir. Birey olmadıktan sonra toplum bir insan fabrikasıdır ve burada bol bol ‘biz’ üretilip, ‘hepimiz’ içinde birer birer öldürülürüz. Kurtuluş yok mu?

Peki, ya Watt? Watt toplumla ilişkisini ne pahasına olursa olsun sürdürmek ister. Tıpkı bizim şimdi yaptığımız gibi Watt da toplumsal alanda kendini var etmenin savaşını verir. Oysa bir toplumla bağlarını sürdürmek, kendine olan bütün bağlarını askıya almakla eş anlamlıdır. Watt ilişki kurdukça, ilişkilerini geliştirdikçe sıradanlaşır. Önceleri şefkatli kollarını açan toplum yavaş yavaş Watt’ı itip kalkar. Watt soytarıdır artık ve kendisini dinleyecek hiç kimse de yoktur. Konuştuğu kimseler de Watt’ı öyle bir hale getirirler ki, artık Watt sözcükleri bile tersinden okumaya başlar. Sonuçta gittiği yer akıl hastanesidir. Burada herkes kendi kendini duyar. Burada herkesin kendisine göre bir alfabesi vardır. Buraya herkes ‘birileri’ kendilerini akıllı sansınlar diye atılmışlardır. Toplum yok olmuştur ve insan yalnızdır. İnsan zihni kafasından çıkan sesten ibarettir. Kollarını ve bacaklarını yitirmiş, yalnızca gövdesiyle yaşayan göçebe serseri Mahood insanlığı çağrıştırır. Su dolu bir kavanoz içinde yaşamaktadır ve bu kavanoz bazen ana rahmi, bazen de cesedidir. Gerçek budur. Bir suçlu aranır. Belki de bulunur. Bulunmazsa herkes sevdiğini öldürerek savaştan haklı çıkar. O da olmazsa bir aforizma… lec’in; “Bana kiminle yattığını söyle, kimi düşlediğini söyleyeyim.” şeklindeki aforizması…

Ama hiç kimse genç kızın, yaşlı adamın yanında uyanırken, bu babam mı diye kendine sormasını duyamayacak mı?  Ben duyduğum zaman da yaşlanmış bir çocuk olacağım kuşkusuz. Peki, doğduğumuz zaman niçin ağlarız? Bunu da Beckett cevaplar; Ağlarız bu soytarılar sahnesine çıktığımız için. Peki, ya sevgili? Sevgiliyi beklemek, Godot’yu beklemek gibidir. Hayalet Üçlüsü’nde Beckett yaşlıların gözleriyle bakar dünyaya. Yaşlı adam sevgilisini beklemektedir. Yaşlı adam kadını görmek istercesine pencereye koşar, kapıya koşar. Kimse yoktur. Derken kapı çalınır ve küçük bir çocuk görülür. Çocuk başını sallayıp gider. Ama yine de sevgisiz dünyada ve toplumda gelmeyeceğini bile bile bir sevgiliyi beklek herhalde güzeldir. Önemli olansa gülüş ve gözyaşıdır. Vladimir ve Estragon’nun sevgisiz dünya içinde, sevgiyle bir arada olmaları ve tekrar denemeleri, tekrar yenilmeleri ve tekrar daha iyi yenilmeleri sevgisiz dünya ve toplum içinde güzeldi…

Sonuç. Son var mıdır? Ve kim bu son, diyerek kendinden kurtulur? Son için bir kurban gereklidir her zaman Sen mi boynunu bıçağa uzattın, yoksa eli bıçaklı bir adam mı boynuna uzandı? Mum ve havuz imgeleri içinde başlayan kurban yangınla son bulur. Tarkovski Kurban filmini hazırlarken sürgündü. Kendi topraklarına dönme şansı yoktu. Bir arkadaşı ona büyükçe bir dünya haritası getirdi. Alexandre’ın doğum günüydü. Tarkovski, her gün bu haritaya bakarak, Avrupa’da kendine bir yer aradı uzun zaman. Oysa gittiği ve gitmek istediği her yer SSCB’ydi. Bunu fark ettiğinde kustu. Kimse bu kusmanın ne olduğunu anlamadı. Belki, birazdan Avrupalı biri gelip sevgilisini de alacaktı. “Düşünce: Kara. El. Yatkın. Zehir. Gerektiği gibi. Zaman: Uygun. Tam mevsimi: gören yok. Ey tabancalı adam! Bitir işini” diyecek kıvamdaydı; ancak Oğuz Atay gibi bir arkadaşı yoktu. Babalar ve Oğulları’ı yeniden okudu. Elini yüzünü yıkadı. Aynaya baktı. Bazarov’u gördü. Baba, deyip durdu. Kafka’ya şöyle bir göz gezdirdi. Kafka’nın “Babaya Mektup”unu okudu bu sefer. Niçin oğla mektup olmasın, dedi belki. Bir çember çizdi. Bir Yezidi ayini gibi. Kötülük ve iyilik bu çember içinde olup bitecek. Yangın her şeyi bitirir. Yangın bir ayin. ‘Önce söz vardı’ diye ilk kez konuşan çocuk, filmin sonunda, ‘Neden baba’ diye soruyor. Çocuk mu vasiyet, baba mı? İbrahim’in kararına evet diyen İshak-İsmail mi? Peki, ya kül? Kül yanlış bir mesel!…

“Bir çember çiziyor film: Başladığı yer, aynı zamanda bittiği yer. Çemberin üzerinde yol alırken, kapsadığı dairedeyiz. O değirmi alan dünyanın tıpkı basımı. Oyunlar, şüpheler, rastlantı ve elden sıvışıp gitmiş sevdalar, namluya sürülmüş mermi ve kaçmalar ve her şeyin dibinde; Yangın. Kıyamet. Deli gömleğiyle bitiyor film. Yeryüzünde olup bitenlerin bedelini ödemeyi üstlenen yok mudur?*”

* İbrahim ve İshak Arasında Tarkovski (Dokuz Paragraf) – Enis Batur

Edebiyatta Ölüm ve İntihar – Giriş, Müslüm Yücel (Yazarın izniyle yayımlanmıştır.)

Aaron Hobson Alain Mascarou Alberto Giacometti Alberto Manguel Alberto Savinio Aldous Huxley Aleister Crowley Alejandra Pizarnik Alejandro Jodorowsky Alejandro Zambra Alexander Hacke Alexander Sergeyeviç Yesenin-Volpin Alfred Jarry Algan Sezgintüredi Ali Akay Allah Almanya Alper Canıgüz Alper KAmu alt kültür Andreas Baader Andre Breton Andre Gide Andre Rene Rousimoff Andre the Giant Andrew Losowsky Andrey Tarkovski André Breton & Philiphe Soupault Andy Warhol Anna Atkins Anna Massey Anna Romanovna Izryadnov Anthony Burgess ANTONIN ARTAUD Armağan Ekici Arthur Brown Arthur Cravan Arthur Rimbaud Ash Ra Temple A Silver Mt Zion Aslanlaşma Aslı Bostancı Atatürk Atilla Birkiye Atom Egoyan A torinói ló Austin Osman Spare avangard avangart Ayfer Tunç Ayhan Geçgin Ayhan Çağlar Aziz Genet A Zona B-movie Bahçeşehir Üniversitesi Bakışsız Bakışsız bir kedi kara balkan Banksy Bansky Banu Alkan Barack Obama Barones Else Von Freytag-Loringhoven Baroness Bartolomeo Vanzetti barış Barış Akkurt Barış ve Demokrasi Barış Yarsel Bask baskı basılı yayın basın basın toplantısı Bathory Batman Baysan Yüksel bağımsız bağımsız film BBC Beale Caddesi beat beat edebiyatı beat generation beat kuşağı Beatles beatnik bebek beden bedensel deformasyon Beethoven Begüm Güzel Behemoth belediye belgesel Belle & Sebastian bellek Belçika Berlin Betty Blue Beyaz Kuzgun Beyoğlu Beşiktaş Beşir Fuad bienal biletix Bilge Karasu bilim kurgu bilimkurgu bilinç akışı Bill Ward Birol Ünel Birsen Tezer Bizans bizarre black metal Black Ovarian Death March Black Sabbath Blaise Cendrars Blind Cat Black Blixa Bargeld Bloomsday Bob Dylan Bolesław Skulik Bora Akıncıtürk Borges Borges 113 yaşında Boris Vian Boris Ştrugatski Boston Bozlu Art Project Boğaz boşluk Brian Eno Brion Gysin Bronislav Prochazka Bryan Ferry Budapeşte bulmaca bulvar Bunny Munro Burcu Perçin Béla Tarr Bülent Erkmen Cabaret Voltaire caferağa Cambridge cami Camille Claudel Can canavar Can Can Heads Caspian caz cehennem Celal Mordeniz Cemal Arığ Cemal Süreya Cer Modern Cevdet Erek Ceza Cezayir Chantal Akerman charles bukowski Charles Darwin Charles Dickens Chris King Christian Debois Chuck Palanhuik cinayet cinnet cinsellik Claude Faraldo Cleon Peterson Colophon Colophon 2009 Comics Comte de Lautréamont Conrad Schnitzler Cory Doctorow Cozy Powell Culture Multure cut-up cyberpunk César Vallejo Dada dadaizm Dagerreyotipi Dagon Ezoterik Tarikatı Daguerreotype Dagur Kari Dali Damien Hirst dan haag dans Dante Dante Alighieri Danzig Darbe Dario Argento dark ambient dark jazz dava Dave Eggers David Bowie David Byrne David Keenan David Lynch dayanışma DDR Death In Vegas death metal Deborah Lupton dedektif Deep Purple Defter Kazıyıcılar Kooperatifi dehşet delilik demokrasi deney deneysel deneysel müzik Dengue Fever deniz DEPO dergi dergi yazarları derleme Der Orchideengarten Derya Bengi devlet devrim Dick Tracy Diederick Kraaijeveld Die Firma die toten hosen dijital gramafon dijital sanat dijital yayıncılık dil din direniş disiplinlerarası disko distopya diyalog dizi DJ dj set documentary Dogzstar Domenico Modugno Don Kişot Donnie Darko doom Doris Lessing Dostoyevski download doğa doğaçlama Doğu Almanya drama drone drone rock DSP Duchamp Duke Ellington dunia Dusha Bateson dönüşüm dünya Düş Yola e-book e-kitap E.M. Cioran E Ayhan Çağlar ece ayhan Ece Ayhan anma etkinlikleri Ece Ayhan Sivil Girişimi Ece Ayhan Çağlar Ece Gamze Atıcı Edebiyat Edgar Allan Poe Edith Piaf editör editör yazısı efemera Efemerista Efemerista Efrim Manuck Egg Dancing Eilish Lambrechtsen Einstürzende Neubauten Ekavart Gallery ek gösterim ekoloji ekolojik yaşam ortaklığı ekolojk yaşam Ekümenopolis El Arte de Volar Electric Wizard elektronik elektronika elektronik müzik Eleştirel Söylem Analizi eleştiri Elif Yıldız Elliot Smith El Topo Emanuel Mathias Emiliano Zapata Emmy Hennings Enda Hughes Ender Ormanlar Engelbert Kievernagel Engin Güneysu Enis Batur Enki Bilal Ennio Morricone enstalasyon Enteresan tasarım Epifanía Uveda de Robledo Eray Mert Erdem Helvacıoğlu Erdem Şenocak Erenköy Eric Andersen Erik Satie erkek Erkin Gören Erkin Koray Erkut Terliksiz Ernest Fuchs Ernest Hemingway Ernst Fuchs Ernst Jones Ersin Kalkan Ertem Eğilmez Ertuğrul Kürkçü Esat C. Başak Eskil Vogt Eskişehir estetik Etgar Karet Etgar Keret Etkinlik Eugene Hütz Eugeniusz Bąk ev evlilik Evren Ekşi Evvel Evvel Fanzin Ewald Gawlik experimental eylem eğitim eğlence Eşiktekiler facebook Faith d'Aluisio fantastik fantezi fanzin Fatih Akın Fatih Recep Tayyip Erdoğan Faust faşizm fc st pauli Federico Fellini Feeling B felsefe feminizm Femme Fatales Fenerbahçe Ferdydurke Ferenc Liszt Ferhat Uludere Feriköy Pazarı ferit edgü Fernando Pessoa festival fetiş Feyyaz Kayacan Filippo Tommaso Marinetti Filistin Film film festivali filmler filozof Finnegans Wake Flaneur Comics Flannery O'Connor flickr Fluttery Records Fluxus Fluxus 50 folk Forough Farrokhzad Forugh Farrokhzad Fotoğraf fotoğrafçı fotoğrafçılık Francesca Woodman Francis Picabia Franco Brambilla Frank Zappa Fransa Fransız Franz Kafka Franz Marc François Truffaut Fred Fiction Freedom Express Friedrich Nietzsche Fritz The Cat Fugazi Funny Games Futbol Futuristika Fyodor Mihailoviç Dostoyevski Füruğ Ferruhzad Fütü fütürist manifesto Fütürizm Gabriela Benackova gala Galata galeri Galeri Merkur Galeri Nev Galileo Galilei Galina Benislavskoya garage garaj garajistanbul Gary Lucas Gaye Su Akyol gazete gazeteci gece Gecenin Sonuna Yolculuk gelecek gelenek gemi Geoffroy de Boismenu George Grosz George Orwell Georges Bataille Georges Perec George Whitman George Yuri Yesenin Georg Trakl Gerhard Urbanek gerilim Gertrude Stein gerçek gerçeküstü gerçeküstücülük gezegen gezgin gezi Gezi/Mekan Gezi Direnişi Gezi Parkı geçmiş Ghetto Gilles Deleuze Giovanni Scognamillo Giuseppe Culicchia giysi Goblin Godflesh God is an Astronaut Godspeed You Black Emperor Gogol Bordello gol Gordon Matta Clark Gotham Gothic Americana Grace Grace Jones graffiti grafik grafik tasarım grafitti Grails Grand Funk Railroad Gregor Samsa grindcore grotesk Grup Ses Beats Guardian Guildford Dörtlüsü Guillaume Apollinaire Guillermo del Toro Gurme Gurme Gustav Klimt Gustav Klimt 150 yaşında Gustav Meyrink Gus Van Sant Gypsy Lou Webb görmek görsel görsellik Görüntü görüntü gösteri gösterim Güncel Güney Gotiği Güney Kore günlük gıda H.P. Lovecraft Halil Duranay Halit Kıvanç halk Hamlet Hannah Höch Hans-Lukas Kieser Hans Arp Hans Richter Hans Rudolf Ruedi Giger Haramiler hardcore Hardcore Punk Harfhane Harfhane Yayınları Harold Pinter harsh noise Hartmut Bitomsky hastalık hayal hayal gücü Hayat Hayat Haymatlos hayvan Heath Ledger heavy metal hediye Hegel Heinrich Himmler Henrik Isaksson Garnell Herman Melville Herta Müller Hey Jude heykel High Fidelity hikaye Hikmet Benol Hippi Perihan histeri Hitler Hitoshi Matsumoto Holger Czukay Hollanda Hollandalı Horaley Howard Phillips Lovecraft Howard Zinn Hrant Dink HR Giger Hugh B.O’Brian Hugo Ball Hukuk Fakültesi Hungry Planet Hunter S. Thompson Hush Galeri Hush Gallery Håvard Skaset Håvard Volden Héléne Cixous Hülya Vatansever Hür Yumer Ian Mackaye I Create Soundscapes idam ifade özgürlüğü IKSV iktidar ilan-ı aşk iletişim illüstrasyon illüstratör imge Imre Kertesz inceleme Indie Indigo industrial insan insanlık interaktif interaktif heykel internet intihar Ira Cohen Irvine Welsh Isadora Duncan Isidore Ducasse istanbul indie scene Istanbul Noir istismar isyan içerik işitsel J.D. Salinger Jack Kerouac Jacques Derrida Jacques Prévert Jacques Ranciére Jacques Rigaut Jacques Roubaud Jacques Vaché Jaguar Kitap Jaguar Yayınları James Duval James Gleeson James Graham Ballard James Joyce Janacek Jana Müller Jane Birkin Janset Karavin Jan Švankmajer Japon Japonya Javier Marías jazz Jean-Paul Marat Jean-Paul Sartre Jean Cocteau Jean Genet Jean Jacques Lequeu Jean Luc Godard Jean Rollin Jean Sol Partre Jecques Vergès Jeff Bridges Jeff Buckley Jennifer Martenson Jeremy Profit Jessica Green Day J G Ballard Jimi Hendrix Jim Jarmusch Jim Morrison Jimmy Page Jimmy Yensid Jim Norton Joachim Trier Joan Baez Joan O’Hara Joe Strummer John Boorman John Brandon John Cale John Crowley John Cuddy John Dillinger John Goodman John Herschel John Hurt John Milton John R. Searle Johnston McCulley John Zorn Jonathan Forgansh Jonathan Rhys Meyers Jonathan Safran Foer Jon Theodore Jon Webb Jorge Luis Borges Josef Albers Josef Koudelka Joseph Kosuth Josh Brolin Joy Division JRR Tolkien Juan Ralfo Jude Law Jules Monnerot Jules Verne Julianne Moore Julie Doucet Julien Torma Juliet Hulme Juliet Stephenson Julio Cortázar junkie Jürg Solothurnmann kabare Kaddis a Meg Nem Született Gyermekent Kadife sokak Kadir İnanır Kadıköy kadın kafa kafabindünya Kafka kahve kamera kaos kaotik edebiyat Kara Büyü kara kedi Karanlıkta Dans kara tiyatro kara tren Kara Şövalye Karel Reisz karga Karga Mecmua Kargart karikatür Karl Marks karnaval Karotte kartpostal karşı kültür kasaba Katalan katar katliam kedi Keith Richards kelimeler Kenneth Anger Kenneth Branagh kent kentsel dönüşüm kes yapıştır Kiki kilise kimlik kitabevi Kitabiyat kitap kitap eleştirisi kitap kapakları kitaplık klasik müzik Klaus Schulze Kletka Red klip Kohei Yashiyiki Kokomo kolaj koleksiyon kolektif Komplo Komplo komplo teorisi kompozisyon komünizm konferans konser konserler Konstantiniyye Üçlemesi Konstantin Stanislavski Kore korku korku edebiyatı korku filmi korkunç filmler kostüm kover krautrock Kreuzberg Kristin Scott-Thomas Kuad Galeri kukla kumaş Kunsthalle Kurgu Kurt Schwitters Kurt Vonnegut Kurt Vonnegut Jr Kösmonaut köy köşe yazısı kült Kült Neşriyat kültür kültürel küratör küreselleşme Küçük İskender kırmızı kısa film kısa hikaye Kızıl Ordu Fraksiyonu L'Attentat Laibach Laika Lale Müldür Lamb Langston Hughes Lars Lindstrom Lars Von Trier Laszlo Fogarasi Jr. Lautreamont Lawrence Durrell Lawrence Ferlinghetti Leata Land Lech J. Majewski Lech Majewski Led Zeppelin Lenin Leningrad Leonardo da Vinci Leopold Wróbel Leos Carax Leo Troçki Les Murray Levent Şentürk Lev Troçki lezzet LGBT Life liste Liza Bear Liz Jensen logo Lolita Londra Louis-Ferdinand Céline Louis-Ferdinand Céline 118 yaşında Louis-Jacques-Mandé Daguerre Louis Aragon Louise Hindsgavl Loujon Press Lou Reed Lovecraft LSD Lucien Sénémaud Lydia Lunch Lyn Hejinian László Krasznahorkai Löpçük Lüksemburg Macar Macaristan Macedonio Fernandez Madchester Mahir Duman makarna makina manga manifesto manken Man Ray manyak Marcel Duchamp Marcel Proust Marcel Schwob Maria Kodama Marilyn Monroe marionette Mariya Andreyevna market Mark Z. Danielewski Marsden Hartley Marx'ın Dönüşü masa masal Masashi Kawamura masumiyet Matbuat Matbuat matematik math rock Matt Borrusso Matt Dillon Maurice Blanchot Maurice Sendak Mauvais Sang Mavado Charon mavi Max Brod Max Ernst Max Jacob Mayhem mağara Medya Medya Mehmet Gökmen Mehmet Siyahkalem Mehmet Zaman Saçlıoğlu Mehtap Meral mekan Meksika mektup Meltem Ege Memento mori Mesut İtku meta-metin metal metin Metin Erksan Metis meydan Meydan Gazetesi meyve Mezarlık Michael Cooney Michael Gira Michel Foucault Mihran Tomasyan Mike Hostench Mikhail Bulgakov Mikrokolektyw Milano Milena militarizm mimari mimarlık Mimar Sinan Üniversitesi Mine Söğüt minimalizm Mircea Cărtărescu Miron Zownir Mirza Metin Mississippi Nehri mizah Moby Dick moda model modernizm Mogwai monolog Moskova movie poetry mp3 Mr. Natural Mrcello Mgni Mtaär mum Murat Cem Şerbetçi Murat Nemet-Nejat Museum für Konkrete Kunst Musevi music Musiki Mustafa İtku mutfak mutluluk Mutlu Yetkin myspace Münir Hayri Egeli müzayede müze müzik müzikal müzisyen mısır Naked Lunch Nazi Nazizm Nazım Ünal Yılmaz Necati Tosuner Nechayevschina nefret Neil Young Nekizm Nekropsi Neu! Neue Slowenische Kunst Neuromancer new model army New Orleans New York Nick Cave Nick Hornby Nico Nico Papatakis Nida Kireççi Nietzsche Nikola Tesla Nişantaşı Noam Chomsky Nobel Ödülü Nod noise Norgunk Norgunk Yayıncılık Norveç Notre Dame NSK Nusrat Fateh Ali Khan Occult rock OccupyGezi Occupy Gezi Parkı oi okuma Okültizm Olga Knipper Oliver Saks Omar Rodriguez-Lopez online yayıncılık opera Operation Room organik ürünler Orhan Gencebay Ortaçağ Oscar Wilde Oscar Zeta Acosta Osman Cavcı Osmanlı otel Ottlo Kafka Oulipo Outlet oyun oyuncak oyuncu Oğuz Arıcı Oğuz Atay Pablo Neruda pagan panel pantolon pantomim Paola Dionisotti para Paranoid Park Paris Paris sous la pluie park Park Chan-Wook parti Pat Kinevane Patti Smith Paul Avrich Paul Bowles Paul Claudel Paul Eluard Paul Hurst Pauline Baynes Paul Klee Paul Valéry Paul Verlaine Paul Wheeler Paweł Stolorz Pera Film Pera Müzesi performans Pete Postlethwaite Peter Bürger Peter Greenaway Peter Menzel Peter Singer Peter Steele Petra Heöcker Peyote Philip K. Dick Philippe Dijan Philippe Soupault Pi Artwoks Pi Artworks Pi Artworks Istanbul Picasso Pier Paolo Pasolini Pierre Albert-Birot Pierre de Massot Pierre Henry Piha Kolektif Pilevneli Project piyanist Poe Poe'nun 200. doğum günü Poe-nun 200. yıldönümü Poe Günleri poetika Poetry Scores Politik Politik politika Polonya Pontiak pop art Pops Farrar popüler kültür Popüler Kültür porno pornografi Portre Portre post-metal post-punk poster post hardcore post punk post rock Prag pratik pre punk program progressive rock proje Projeler propaganda propaganda yayınları Proscenium Arch protesto psikanaliz psikoloji psychedelic psychedelic rock psychodelic psychodelic rock pulp punk punk rock Puruli Kültür Sanat Pınar İlkiz Queer Quentin Tarantino Radikal radyo Rafet Arslan Rainer Maria Rilke Rammellzee Rammstein Ray Bradbury Raymond Poincaré Raymond Queneau Raymond Roussel Rebecca Pinteon Red Sparowes Refik Anadol Regis Debray Reha Erdem rehber Reinhard Kleist Reinhard Scheibner reklam Rene Magritte renk René Char Replikas resim Resim Bölümü ressam retro retro futuristik retro futurizm Ribemont-Dessaignes Richard Brautigan Richard Ellmann Richard Huelsenbeck Richard Le Gallienne Richard Sennett Ridley Scott ritual ambient ritüel Robert-Louis Stevenson Robert Crumb Robert De Niro Robert Desnos Robert Plant Robert Smith Robert Walser ROBOTİK HAYALLER rock rock'n roll Rockwell Kent Roj Friberg Rolf Lappert roman Romina Raffaelli Ron Mueck Rosa Barba Rosa Luxemburg Ross Canon Roy Andersson Ruhi Su Rune Grammofon Rus rusya Ryohei Hase rüya Rıfat ŞAHİNER Rıza Pehlevi Sachsenhausen Sadık Hidayet sahne salata salon SALT Beyoğlu Salt Galata Salvador Dali Samuel beckett Sanat Sanat sanat galerisi sanatçı Sandro Aguilar San Francisco sansür Santralistanbul sapkınlık sapıklık Sarah Kane Sarkis sarkıntılık Sarıcaalili Godot Mustafa satanizm savaş Savva Morozov saykodelik sağlık Sean Foley sebze Secret Chiefs 3 Sedat Türkantoz seks Selahattin Özpalabıyıklar Sel Yayınları Selçuk Artut sempozyum senarist Senin Ailen Bir Yalan Yavrum Serge Gainsbourg Sergei Bruyukhonenko Sergey Yesenin Sergey Yesenin yazı dizisi Sergio Leone Serhat Köksal ses sessiz sessiz film sessiz sinema sevgi sevgili Sevil Tunaboylu Sex Pistols Seydi Murat Koç Seyyar Sahne seçki Shakespeare Shaktar Donetsk Shuji Terayama siberpunk Sigmund Freud Signe Berstrom Sinan Tınar sinsiyet Siren Yayınları sirk Situasyonizm Sitüasyonist Enternasyonal Sivil itaatsizlik nedir sivil sorular Sivil İtaatsizlik Siyahi Dergisi siyaset Slavoj Žižek Sleep Maps SLip SODA Sofya Andreyevna Tolstoy Sohrab Mohebbi sokak sokak edbiyatı sokak sanatçıları Sokak Sanatı solo Sonic Youth sosyal sosyalist sosyalizm sosyoloji sovyetler birliği soykırım Space music spagetti spagetti western SSCB St. Louis Stanislas Szukalski Star Wars Steampunk Stefano Marini Stephen King Stockholm Stoner Rock stream street art Suat Kemal Angı Sukiyaki Western Django Sun God sunum Superman surf Susan Sontag Swans Sylvain Cotte Sylvia Plath Sátántangó süper kahraman sürrealist sürrealist eylem türkiye Sürrealizm sıcak taciz Tadanori Yokoo Tad Danielewski tahakküm Tahran Bienali Taksim Taksim Gezi Parkı Talin Büyükkürciyan Tangerine Dream tango Tanrı Tanıl Bora tanıtım tarantula tarif tarih tarihte bu hafta Tasarım Tasarım tasarımcı tatil Tatyana Yesenin Tayland taşra Taşıdıkları Şeyler tecavüz Ted Hughes Tehlikeli Oyunlar Teknoloji Teknoloji telefon televizyon Tenten terkedilmiş Terra Incognita Terry Bisson Terry Gilliam Tetsuya Ishida The Bad Seeds the Beatles The Brian Jonestown Massacre the Clash The Doors The Empire Project Thee silver mt. zion Thee Silver Mt. Zion Memorial Orchestra & Tra-La-La Band The Ex The Fall The Handsome Family The Lord of the Rings The Mars Volta Themroc The NAtion The Ninth Life of Louis Drax Theodor W. Adorno Theo van Doesburg The Paper Eater the Pogues The Smiths The Stooges The Velvet Underground The Weird Girls This Will Destroy You Thomas Bernhard Thomas Keenan Three Fried Men Thrill Jockey Records Théophile Alexandre Steinlen Tim Burton Tim Larson Tim O'Brien Timurtaş Onan tipografi tiyatro tiyatro dışı metin Tokyo Tom Cora Tom Hall Tom Robbins Tom Waits Tony Gatlif Tophane toplama kampı topluluk toplum Toru Kageyama Totalitarizm trailer Trainspotter transgender tren trenler Trey Spruance Tristan Tzara trompet Tufandan Sonra Turgut Uyar Turhan Günay turizm turne Tutunamayanlar tv Twitter Tyler Durden Type O Negative tören tüketim Tülay German tünel Türk Türkiye Türk Sineması türlerin kökeni Tütün Deposu Ulrike Meinhof ultras ulusalcılık Ulus Baker uluslararası Uluslararası Af Örgütü Ulver Ulysses Unabomber Un Chant d'Amour unutulmasın diye Urban Jealousy USSR uyarlama uyku Uykuda Çocuk Ölümleri Uzak doğu Uçma Sanatı vagon vahşet Vamos Bien vampir Van Gogh Varg Vikernes varoluş Vatan Partisi Velimir Khlebnikov Vermin Supreme Vic Chesnutt Vic Chestnutt Victor Hugo video klip Vinnie Appice Vinnie Jones Vinnie Paul vintage Virginia Woolf Virginie Despantes vizyonsuz sinema Vladimir Makanin Vladimir Nabokov Vladimir İlyiç Ulyanov vokal Volkan Aslan Vs. Vsevolod Meyerhold Vüs'at O. Bener Walter Benjamin Wassily Kandinsky Watchmen web 2.0 web dergi Weiland Herzfelde We Make Magazines Wheat Würtzburger William Blake William Burroughs William Faulkner William Gibson William Heath Robinson William S. Burroughs Wim Wenders Wire Witold Gombrowicz Wolfgang Hilbig Wooden Shjips WOUNDED WOLF PRESS Wrekmeister Harmonies Xiu Xiu Yadigâr Ejder Yalı Hanı Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık yaratıcılık Yaratılış yarışma yayın yayıncılık yayınevi Yayınlanmamış önsözler yazar yazı Yazı dizisi Yazı dizisi Yazı dizisi: Nico yağmur yaşam Yaşar Çabuklu yemek yeni yıl Yer6 Hafıza yeraltı yeraltı edebiyatı Yerel İllüstratörler 02 yerleştirme Yevgeni Zamyatin Yeşilçam Yitik Ülke Yayınları YKY Yoko Ono yoksulluk yolculuk Youtube Yukio Mishima Yunanistan Yurdaer Altıntaş Yves Klein yönetmen Yüksek Lisans Yüzüklerin Efendisi yılbaşı yıllık Zafer Aracagök Zafer Yalçınpınar zeitgeist Zeki Alasya Zeliha Berksoy Zeynep Arabacıoğlu Zinaida Reich zine Ziya Osman Saba zombi zombie Zombie Green Room zombie movie zombi filmi Zoomoozofon zulüm Ç.R.O.P. Çanakkale Çanakkaleli Melahat Çanakkale İçinde Çek Cumhuriyeti Çekoslovakya Çin Çingene Çizgi Roman Okurları Platformu Çiğdem Erken Éditions Gallimard Édouard Levé Ölülerimizi Topluyoruz Ölüm Tarlaları Ömer Bakan Ömer Madra Ömer Uluç Özdem Petek Özge Dirik Özgül Tanyeri Özkan Şahin Ümit Kireççi çağdaş sanat çekim çeviri çevirmen çevre çevre koruma çizer çizgi film çizgi roman çizim çocuk çok-kültürlülük çöp ödül ölü ölüler ölüm örümcek öykü özel koleksiyon özgürlük öğrenci öğretim üniversite üretim ütopik mimari ütopya İbni Haldun İFSAK İhsan Oktay Anar İkinci Dünya Savaşı İlahi Komedya İlber Ortaylı İlhan Berk İlhan Mimaroğlu İlyas Odman İmece İngiliz İngiltere İnsan Hakları İran İsa İslamiyet İsmail Yerguz İspanya İsrail İstanbul İstanbul Bilgi Üniversitesi İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi İstanbul Modern İstanbul Modern Sinema İsveç İsviçre İtalya İtalyan İtalyan sinemasi İvan Turgenyev ırkçılık Şeyda Öztürk Şeytan Duymadan Önce Ştrugatski Biraderler şair şan şans şarkı şarkıcı şehir şiddet şiir şizofreni