loader image

Poetika

Beatles ve Poe: Kim bu Walrus?!

John Lennon’un asit tribi ile taş taş üstünde bırakmadığı anlarda yazdığı, bir şarkıdan ötesi, bir vecd hali olan “I am the walrus” ve Edgar Allan Poe ile kesişen hikayesi...

Bir dönemin sessiz tanığı: Café Royal

Hayatın içinde koştururken bazen önemli anları, tarihe tanıklık eden noktaları da yanımızda olsa dahi göremiyoruz. Geçen hafta kapanan Café Royal da bu hayatın içinde fark edemediğimiz önemli olaylardan biri. Bir kafenin kapatılmasının nesi önemli denebilir ancak şayet o kafe 143 yıllıksa, tarihin önemli kişiliklerinin uğrak mekanıysa bir önem atfeder.

Şair Barack Obama

Öyle ya da böyle, tarihte sanırız ilk kez, şiir yazan bir ABD başkanı seçildi diye düşünüyoruz. ✪

Kafka’nın gülümsediği an

Franz Kafka, tüberküloz belirtileri göstermesi üzerine kızkardeşi Ottla Kafka’nın, Kafka’nın deyimiyle biricik kızkardeşi Ottilie’nin yanına kalmaya gitti. ✪

Ölü

ÖLÜ Hangi mahallede imam yok, Ben orada öleceğim. Kimse görmesin ne kadar güzel, Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim. Ölüler namina, azade ve temiz, Meçhul denizlerde balık; Müslüman değil miyim, haşa, Fakat istemiyorum, kalabalık. Beyaz kefenler giydirmesinler, Sizlamasin karanlığım havada. Omuzlardan…

Sadece diptekiler sağ kalıyor

1968 yılından bir heyula anlatıyor, William Burroughs orta sınıfı yok etme arzusunun nedenini, biraz sert bir ses tonuyla anlatıyor. ✪

Ne sanıyorsunuz, Enis…?

Türkiye'den yükselen, sinirli insanlardan oluşan bir güruhun hep bir ağızdan konuşup ortaya çıkardığı gürültüye ithafen, Enis Batur'un, sanıyoruz artık baskısı tükenmiş kitabı Söz/lük'ten bir parçayla fikrimizi belirtmek isteriz.

Dylan Thomas & Caitlin Macnamara

Galli şair ve Swansea kasabasının gururu Dylan Thomas, hastanede ölüm döşeğindeyken başucunda "Hala ölmedi mi bu kahrolası adam!" diye bağıran karısı Caitlin Macnamara'nın ortaya çıkan günlükleri, şairin karısının sanılanın aksine aslında kocasına ne büyük bir aşkla bağlı olduğunu gösteriyor.

Borges dersleri

Jorge Luis Borges, 1967-68 yıllarında, Harvard Ünversitesinde altı adet ders verdi. Bu dersler analog olarak kaydedildi. Uzun yıllar saklanan kayıtlar, 20.yy'ın sonlarında ortaya çıktı.

En kümülatif türler ilişkisi: sinema ve edebiyat

Sinemanın tarihini incelerken onu ortaya çıkaran ruhun, gelişim hızını katlamış evrensel bilinç evriminin birikimini göstereceği yeni alanlar bulma arzusuyla edebiyatı ve tiyatroyu, (öncelinde görsel, sonrasında işitsel) teknolojinin imkânlarını kullanarak somutlaştırmak isteyen bir aşırı gerçekçilik olduğunu görmüştük.