[Fütüristika!] arşiv düzenlemesi için bakım çalışması yapmaktadır | [Futuristika!] is under maintenance

Bir Tom Waits mitolojisi var mı?

Bilgiyle karıştırılan enformasyonun ağırlığı altına gömülüyoruz; nicelik bollukla, zenginlik mutlulukla karıştırılıyor. Leona Helmsley'nin köpeği geçen yıl 12 milyon dolar kazanırken Ohio'da bir çiftçi olan Dean McLaine 30.000 dolar kazandı. Her birimizin beyninde büyüyen deliliğin devasa bir göstergesi. Para ve silah taşıyan maymunlarız.

İntihar ve duygusallık üzerine

[Waits] içini çekti ve o odadaki hiçbirimiz plağı duymamış olsak da açıklamak için can atar gibi bir hali vardı. Blue Valentine karakteristik olarak sokak haberleriyle doludur. “Hiçbir zaman sevgili bebeğim, seni seviyorum ve her şey yoluna girecek çünkü evleneceğiz tarzında yazan biri olmadım. Bu benim özel hayatımda da bayağı bir soruna yol açtı. Gittikçe daha acımasız bir tutum geliştirdim. Albümde Sweet Little Bullet from a Pretty Blue Gun adında bir şarkım var. Hollywood Bulvarı’ndaki bir intiharla ilgili. Yaklaşık bir yıl önce, 15 yaşındaki bir kız 17. katın penceresinden bir gitarla atladı. Crawdaddy dergisinde falan göremezsiniz bunları. Bu hikâyeleri hiç duymazsınız.”

Alaycılık üzerine

“Giderek daha mı alaycı oluyorum? Bilemiyorum. Ben sadece… çelik bir kasada falan yaşamıyorum sonuçta. Yani, ben de arabamla bir kilisenin önünden geçerken pirinç atmalı, org çalmalı ve herkesin gülümseyip durduğu o ortamdaki smokinli adamı ve beyaz elbiseli hoş kızı görmüyor değilim… Sonra, benim yorumum köşeyi döndüklerinde muhtemelen bir kamyonun altında kalacaklarını söylemek de olabilir, anlatabiliyor muyum?”

Herkesin sesi olmak üzerine

Eleştirmenler [Waits’in] tarzının yapmacık ve şiirinin çocukça olduğunu söylüyor (“Obsidyen bir gökyüzünde serseri gibi gezinen tereyağlı bir bilardo topunu andıran dolunayın sarı bisküvisi”). Ama Waits kendini herkesin sesi olarak görüyor. “Kıyılar boyunca yayılan kolektif bir yalnızlık var” diyor. “Kolektif bir kimlik kopukluğu krizi gibi. Karanlık, sıcak, narkotik bir Amerikan gecesi. Umarım kendimi bir gün o çift-arabalı konforun içinde bulmadan önce bu duyguya temas etmeyi başarabilirim.”

Hafızasının dip köşeleri üzerine

“Ben daha çok hafızanın olayları bozucu etkisiyle ilgileniyorum. Bir şeyleri söküp, eksik parçalar bırakarak yeniden birleştiren bir aparat gibi. Bir şeyi hatırladığınızda, bu her zaman bozuk bir izlenim oluyor, bir an artık gitmiş olduğunda hafıza da şimdiki anın kendisinde çok farklılaşmış oluyor.

Hani birini yanlış anladığımızda ya da kulak misafiri olmakla yetinip konuşmanın sadece bir kısmını duyduğumuzda, geri kalanı bundan hareketle yeniden inşa ederiz. Ya da bir dergi okuyoruzdur, makalenin başında 23. sayfa’nın devamı yazıyordur ama 23. sayfa yırtılmış olduğundan elinizdeki tek şey bu iki paragraftır…

Ebeveynlerimin bir arkadaşı Hintli bir kadındı. Tatillerde dükkânların vitrinlerine Noel sahneleri çizerdi. Gecenin bir yarısı gidip ondan süt ve yumurta alırdık. Sonra ona yüklü bir para miras kaldı ve taşındı… Babam tavuk çiftliği olan bir çift tanıyordu. Kadın hastalık hastası, adamsa alkolikti. Kadın egzotik bir kuşa, dalgıç kıyafeti giymiş bir kanaryaya benziyordu ve adam, Errol Flynn’e benziyordu. Bir şeyi hatırladığımda, hatırladığım kadarını değiştiriyorum da, kastettiğim, yani muhtemelen adam Errol Flynn’e hiç benzemiyordu.”

Bir Tom Waits mitolojisi var mı?

Amanda Petrusich: Sıkı ve kavgacı isimlerle zengin ve harika bir Amerikan şarkı yazarlığı tarihi var. Ramblin’ Jack Elliott’tan Bob Dylan’a kadar herkes kendini mitleştirerek ilerliyor, evveliyat uyduruyor, isimlerini değiştiriyor, şarkıların yanında daima çalışacak personalar icat ediyor. Bir Tom Waits mitolojisi var mı?

TW: “Eminim vardır. Gerçek şu ki, insanların hakkımda bildiğini sandığı birçok şey uydurmadan ibaret. Benim asıl hayatım hep perde arkasında. Hakkımda bilinen tek şey benim hakkımda bilinmesine izin verdiklerim. Bir vantrilok gösterisi gibi. Ayrıca bu özel hayatınızı işinizden uzak tutmanın da bir yolu -ki bu sağlıklı ve gerekli. Ben o magazincilerin peşinde olduğu insanlardan değilim. Bir noktada o kokuyu yaymamalısın, köpekbalıklarını çeken sudaki kan gibi… Sonunda bunu anlıyorlar ve senin de kabul ettiğini biliyorlar. Onlardan biri değilim. Bir şeyler uyduruyorum. Bir kez tekrarlandıktan sonra söyleyebileceğin hiçbir şey artık aynı anlama gelmiyor. Hepimiz asıl hikâyelerin daha zayıf versiyonlarını oluşturuyoruz. Kaydedilmesinden önce her şey kamuya mal olmuş bir sürece tabi oluyor ve hepimiz şarkıların evriminde ve sonra yaşanan göçünde, beste yapmanın bir parçası oluruz. Ona ulaştığımız bir nokta vardır ve hepsi elimizden bir anda kayıp gider. Bir dizeyi çıkarırsınız veya cinsiyetini değiştirirsiniz veya çocuklarınızı hesaba katarak bir dizeyi temizler veya insanlar için daha uygun bir şey eklersiniz. Hey, bunu ben yazdım, artık ben de bunun bir parçasıyım demenizle geleneksel denilen her şeyi tanımlamış olursunuz. Tıpkı anlatılan bir şakanın size geçmesi gibi… size nasıl geçiyor tam olarak? Geriye dönüp izini sürebilseydiniz, bu büyüleyici olurdu.”

Dinsel göndermeler üzerine

Mick Brown: Kayıtlarınızda her zaman dini göndermeler olmuştur, hem müzikal hem sözyazımı açısından, Selamet Ordusu’na ya da şu diriliş çadırlarına… ve bu albümünüzde de geleneksel bir gospel var, Lord I’ve Been Changed; ve kendi yazdığınız bir tane de, Down There by the Train. Bu, sevdiğiniz müziklerden bir müzik mi, yoksa arkasında bir Duygu mu var?

TW: “Bilmiyorum… Her zaman dinin daha içgüdüsel bir şey olması ve biraz dayak yemiş gibi hissettirmesi gerektiğini düşünmüşümdür. Arizona’da otostop yapıyordum, yılbaşı arifesiydi ve Stanfield adında küçük bir kasabada mahsur kaldım. Arizona sıcaktır diye düşünürsün ama ocak ayında hava -10 derece falandı ve vasıta bulamıyordum. On yedi yaşında falanım. Bayan Anderson adında yaşlı bir kadın evinden çıktı, yakın arkadaşım Sam de yanımdaydı, kadın dedi ki, ‘Hava soğuyor, akşam çöküyor, bu yılbaşı arifesi, kiliseye gelin.’ Ve bizi kilisenin arkasında bir yere oturttular, Pentecostal cemaati. Orada bir grup vardı: iki Meksikalı adam ve bir siyah davulcu ve gitarda yaşlı bir adam… çok garip… ve yedi yaşlarında piyano çalan bir çocuk. Var olmayan bir dilde söylüyorlardı. Daha önce hiç böyle bir şey deneyimlememiştim, bana scat falan gibi gelmişti; kendilerinden geçiyorlardı. Arka taraftaydık, gülmeye başlamıştık çünkü sıradışı bir şeydi ve biz de genç ve toyduk. Performansları bitince ücretlerini aldılar ve tüm parayı doğruca bize verdiler. Dediler ki, “Bu gece bizimle olmak için uzun bir yoldan gelen yabancıları, arkada oturan yolcularımızı onurlandırmak istiyoruz.” Bize bir sepet para verdiler ve o gece arka tarafında kamyonların park ettiği televizyonlu falan sıcak bir motel odası tuttuk. Ertesi sabah kalktık, yola düştük ve California’ya kadar gittik. Bu muhtemelen yaşadığım en önemli dini deneyimdi. Bir gün bir kiliseye katılacak olsaydım, o kilise olurdu.”

Soru-cevap

Koleksiyonundaki en merak uyandırıcı plak?

70’lerde Los Angeles’ta bir plak şirketi The Best of Marcel Marceau adında bir plak çıkardı. Kırk dakikalık bir sessizlik, ardından alkış başlıyor ve gerçekten iyi sattı. Konuklarım için onu çalmayı severim. Yine de insanların bunun hakkında konuşması beni gerçekten rahatsız ediyor.

Vestiyerde unutulan sıradışı şeyler?

Yani, Winston Churchill bir kadın vestiyerinde doğmuş ve 1/16 oranında İrokua kanı taşıyormuş.

Moda ve tarih arasındaki bağlantıdan her zaman keyif aldın. Bize bundan bahset.

1947’de Fransız bir moda tasarımcısı tarafından üretilen iki parçalı mayoyu ele alalım. Üzerinde minimal iki parçadan başka bir şey olmayan ilk kadının görüntüsü, ABD tarafından Marshall Adaları’ndaki Bikini Adası’nda patlatılan atom bombası kadar patlayıcı bir şeydi; dolayısıyla bikiniye bu isim verilmiş.

Yaratıcı yaşamını şekillendiren sanatçılar?

Ok. Şu an aklıma gelenleri sayıyorum: Kerouac, Dylan, Bukowski, Rod Serling, Don Van Vliet, Cantinflas, James Brown, Harry Belafonte, Ma Rainey, Big Mama Thornton, Howlin’ Wolf, Leadbelly, Lord Buckley, Mabel Mercer, Lee Marvin, Thelonious Monk, John Ford, Fellini, Weegee, Jagger, Richards, Willie Dixon, John McCormick, Johnny Cash, Hank Williams, Frank Sinatra, Louis Armstrong, Robert Johnson, Hoagy Carmichael, Enrico Caruso.

Şarkılar?

Tekrarlayayım, şu an aklıma gelenler… bu soruyu yarın soracak olsanız muhtemelen liste değişirdi. Gershwin’in ikinci prelüdü, “Pathétique Sonata,” “El Paso,” “You’ve Really Got Me,” “Soldier Boy,” “Lean Back,” “Night Train,” “Come in My Kitchen,” “Sad- Eyed Lady,” “Rite of Spring,” “Ode to Billy Joe,” “Louie Louie,” “Just a Fool,” “Prisoner of Love,” “Wang Dang Doodle (All Night Long),” “Ringo,” “Ball and Chain,” “Deportee,” “Strange Fruit,” “Sophisticated Lady,” “Georgia on My Mind,” “Can’t Stop Loving You,” “Just Like a Woman,” “So Lonesome I Could Cry,” “Who’ll Stop the Rain?,” “Moon River,” “Autumn Leaves,” “Danny Boy,” “Dirty Ol’ Town,” “Waltzing Matilda,” “Train Kept a Rollin’,” “Boris the Spider,” “You’ve Really Got a Hold on Me,” “Red Right Hand,” “All Shook Up,” “The Cause of It All,” “Shenandoah,” “China Pig,” “Summertime,” “Without a Song,” “Auld Lang Syne,” “This Is a Man’s World,” “Crawlin’ King Snake,” “Nessun Dorma,” “Bring It on Home to Me,” “Hound Dog,” “Hello Walls,” “You Win Again,” “Sunday Morning Coming Down,” “Almost Blue,” “Pump It Up,” “Greensleeves,” “Just Wanna See His Face,” “Restless Farewell,” “Fairytale of New York,” “Bring Me a Little Water, Sylvie,” “Raglan Road,” “96 Tears,” “In Dreams,” “Substitute,” “Good Time Charlie’s Got the Blues,” Rawhide’ın tema müziği, “The Same Thing,” “Walk Away Renée,” “For What It’s Worth,” Once Upon a Time in America’nın tema müziği, “Nowadays Clancy Can’t Even Sing,” “O Holy Night,” “Mass in E Minor,” “Harlem Shuffle,” “Trouble Man,” “Wade in the Water,” “Empty Bed Blues,” “Hava Nagila.”

Cennet hayalin?

Ben ve eşim Route 66’da; bir fincan kahve; ucuz bir gitar; Motel 6’da bir rehinci teybi ve kapının yanına park edilmiş iyi çalışan bir araba.

Sana zor gelen şeyler?

Çoğunlukla gerçeklik ve hayalgücü üzerinde duruyorum. Gerçekliğimin, bir ampulün duy’a ihtiyacı olduğu gibi hayalgücüne ihtiyacı var. Hayalgücümün ise kör bir adamın bastona ihtiyacı olduğu gibi gerçekliğe ihtiyacı var.

Matematik zordur. Harita okumak, emirlere uymak, marangozluk zordur. Elektronik tesisat işleri… Bazı şeyleri doğru hatırlamak. Düz çizgiler. Alçıpan yapmak. Çengelli iğne bulmak. Başkalarına karşı sabırlı olmak zordur. Çin yemeği sipariş etmek. Sadece Almanca olan stereo talimatları…

Dünyanın sorunu ne?

Bilgiyle karıştırılan enformasyonun ağırlığı altına gömülüyoruz; nicelik bollukla, zenginlik mutlulukla karıştırılıyor. Leona Helmsley’nin köpeği geçen yıl 12 milyon dolar kazanırken Ohio’da bir çiftçi olan Dean McLaine 30.000 dolar kazandı. Her birimizin beyninde büyüyen deliliğin devasa bir göstergesi. Para ve silah taşıyan maymunlarız.

Filmlerden sevdiğin sahneler?

De Niro’nun Raging Bull‘da ringde olduğu sahneler. Heaven Can Wait’te Warren Beatty’nin “Bir fincan kahve içmek ister misiniz?” diye sorduğu anda Julie Christie’nin yüzü. East of Eden’da James Dean’in felç geçirmiş babasının yatağının başında otururken hemşireye dışarı çıkmasını söylemesi. Touch of Evil’da Marlene Dietrich’in “O nazik bir adamdı” demesi. Scout’un, To Kill a Mockingbird’de “Hey, Bay Cunningham” demesi. Nic Cage’in Matchstick Men‘de eczanede kafayı ve Vampire’s Kiss‘te hamamböceği yediği anlar. Chinatown’un son sahnesi.

Hep aklında bir yerde olan birkaç film sahnesi daha paylaşmanı istesek?

Rob Steiger’ın The Pawnbroker’da Porto Rikoluya altın hakkında anlattıkları. Brando’nun The Godfather’da o korkutucu portakal dişlerle ölüşü. Emperor of the North’ta Lee Marvin yük vagonunun altında giderken Borgnine’ın onun kıçında sektirdiği çelikler. Yine Touch of Evil’da oteldeki Dennis Weaver’ın küçük bir ağaca tutunarak “Ben gece adamıyım” demesi. Ox-Bow Incident’taki idam. Blade Runner’da Rutger Hauer’in ölürken yaptığı konuşma. Zorba’da Anthony Quinn’in sahildeki dansı. Nicholson’ın The Witches of Eastwick’te, kadınların vodoo bebeğine iğne batırmasıyla kilisede tüylerle kaplanması. Mel Gibson’ın Blue Heeler’ının Road Warrior‘da okla vurulması. The Exorcist‘taki Rachel’ın “Bu suçsuz günahsız yavruya yardım eder misin, Peder?” diye sorması. Treasure Island’da, meyhanedeki kör adam. Frankenstein‘daki, Canavar’ın kız çocuğunu nehirde boğmasından sonraki sahne.

Tuhaf bir yerde vuku bulan tuhaf bir şey söyle. Herhangi bir şey…

İkinci Dünya Savaşı sırasında bir Japon yük gemisi torpido yemiş ve gövdesinde büyük bir delikle Tokyo Limanı’nın dibini boylamış. Yaralı geminin yüzeye çıkarılması sorununu çözmek için bir mühendis ekibi bir araya getirilmiş. Bulmacayı çözmekle görevli mühendislerden biri, çocukken bir Donald Duck çizgi filmi izlediğini, orada da okyanusun dibinde bir tekne ve teknenin gövdesinde delik olduğunu söylemiş. Diğerleri şüpheyle gülmüşler, ancak uzmanlardan biri denemeye istekliymiş. Tabii, yirmi milyon pinpon topunu Tokyo’dan başka nerede bulabilirsin ki? Derken bunun mükemmel bir çözüm olduğu ortaya çıkmış. Toplar gövdeye monte edilmiş ve gemi yüzeye çıkmış. Bazen çözümler tamamen farklı bir bakış açısından bulunur; ayrıca, imkânsız gibi görünen şeyler karşısında kendine inanmalı insan.

Koleksiyonundaki en ilginç plak?

Robbie Robertson etiketli, son derece gizemli bir güzelliği olan bir tane. Cırcır Böcekleri. Gerçekten, cırcır böcekleri söylüyor… Bunu ilk duyduğumda… Viyana Çocuk ya da bir Mormon Tapınağı Korosu’nu dinlediğime yemin edebilirdim. Dört bölümlük bir armoni gelir, salınan bir koro panoraması. Ardından bir ses duyulur ve der ki, “Dinlediğiniz şey cırcır böceklerinin sesi. Yavaşlatılmış olmaları dışında hiçbir şey değiştirilmemiştir.” Kulaktan silinmez bir deneyim. Bunu Charlie Musselwhite’a dinletmiştim ve bana cebimden bir leprikon çıkarmışım gibi bakmıştı.

Bizimle paylaşabileceğin ilham verici bir özlü söz biliyor musun?

Jim Jarmusch bir keresinde bana şöyle demişti: “Hızlı, ucuz ve iyi… Bunlardan iki tanesini seç. Bir şey hızlı ve ucuzsa iyi olmaz, ucuz ve iyiyse hızlı olmaz, hızlı ve iyiyse ucuz olmaz.” Hızlı, ucuz ve iyi… ilham almak için iki tanesini seçin.

Hemingway’in mezar taşında ne yazıyor?

“Kusura bakmayın, kalkamıyorum.”

Beklenmedik yerlerde bulduğun en kayda değer şeyler?

1. Otoparkta… gerçek bir güzellik: arabaların bıraktığı yağ lekeleri. 2. Brezilya’da… hurda tahtadan yapılmış tahtlara benzeyen ayakkabı boyama standları. 3. Reno-Nevada’da… rehinci dükkânı penceresindeki takma dişler. 4. Hapishanede… harika bir akustik. 5. Tulsa-Oklahoma’daki havaalanında… olabilecek iyi yemekler. 6. Fátima, Portekiz’de… çoğu hediyelik eşya dükkânı. 8. Bir Morrissey konserinde (en beklenmedik yer)… bir Chicano kitlesi. 9. Washington DC’de… en büyük yoksulluk. 10. Çin Mahallesi’ndeki boş bir çöplükte… “Bakteri” kelimesinden oluşan şarkısını söyleyen güzel bir operacı sesine sahip evsiz bir adam. 11. İskoçya’da… Teksas aksanıyla konuşan Çinli bir adam. 12. Arizona’da… kuru bir nehir yatağında olabilecek en iyi gece uykusu. 13. St. Louis’te… kırmızı pantolon giyen bir sürü insan. 14. New York City’de… güzellik abidesi atlar. 15. Baltimore-Maryland’de… 1890’da bir hâkim, cinayetle suçlanan, suçlu bulunan ve diğer yarısından oluşan bir jüri tarafından mahkûm edilen ve sonra serbest bırakılan bir adamın duruşmasına başkanlık etmiş. Hâkim duruşmanın sonunda ona “Suçlu olduğunuz su götürmez beyefendi, ancak masum bir adamı hapse atamam” demiş. Anladınız mı, katil siyam ikiziymiş. 16. Bir midyede, vücuduyla orantılandığında… gördüğüm en büyük penis.

Tom, etimolojiye ilgin var. 2000 Dolarlık bir soru: Bedlam kelimesinin kökenini söyle.

Beytüllahim kelimesinin zamanla bozulmasından geliyor. Londra’nın dışındaki Beytüllahim’deki Aziz Meryem Hastanesi’nden. Hastane 14. yüzyılın sonlarında akıl hastalarını kabul etmeye başladı. 16. yüzyılda tamamen tımarhaneye çevrildi. Bedlam kelimesi de her türlü tımarhane ve dolayısıyla da her tür gürültülü karmaşa sahnesi için kullanılmaya başlandı.

Kulaklarına ne oldu?

Duyduğum şeyleri yanlış duymamı sağlayan işitsel bir stigmatizmim var… ses illüzyonları duyuyorum. Sanırım ADD diyorlar. Beynimde bir çırpma teli var; söylenenleri alıp kuşdiline dönüştürüyor ve bana öyle aksettiriyor.

Dünyaya geç geldiğin için göremediğine üzüldüğün ne var?

Vodviller. Bir sürü farklı kültür ve tuhaf melezliklerin bir karışımı. Delta blues gitaristleri ve Hawaii sanatçılarının bir araya gelmesi slide gitarın Afrika kökenli Amerikalı saydığımız bir dil olarak benimsenmesiyle sonuçlandı. Ama bu biraz çapraz-bir-etkileşimdi, çoğu kültür gibi. Tüm kültürler gibi. George Burns özellikle sevdiğim bir vodvil sanatçısıydı. Kuru ve soğukkanlı, meraklı ve komik… kendisi ne derse desin. Dans da edebiliyordu. “Ülkeyi yönetmeyi becerebilecek yegâne insanların taksi şoförlüğü ve saç kesmekle meşgul olması çok kötü” derdi.

Neleri merak edersin?

1. Kurşunlar kime kastedeceklerini bilir mi? 2. Okyanusun dibinde bir tıkaç var mı? 3. Jokeyler atlarına ne söylüyor? 4. Bir gazete kağıt hamuru hakkında ne hisseder? 5. Çevreyolunun kenarında bir ağaç olmak nasıl bir histir? 6. Bazen bir keman Siyam kedisi gibi ses çıkarır; ilk keman telleri de kedi bağırsağından yapılırdı; ikisi arasında herhangi bir bağlantı var mı? 7. Dünya ne zaman doğrulup bizi sırtından atacak? 8. Biz insanlar bir gün robotlarla evlenecek miyiz? 9. Elmas sadece sabırlı bir kömür parçası mı? 10. Ella Fitzgerald sesiyle gerçekten o şarap kadehini parçaladı mı?

Sevdiğin sesler?

1. Havaalanlarındaki asimetrik dönen bagaj bantlarının sürtünmelerinden gelen yüksek perdeli o ses; devasa bir şarap bardağının kenarında dolaşan devasa ıslak bir parmak gibi. 2. Sokak köşesi evanjelistleri. 3. Manhattan’da kazık çakıcılar. 4. Karımın şarkı söyleme sesi. 5. Atların, trenlerin gelişi. 6. Okul çıkışında çocuklar. 7. Aç kargalar. 8. Orkestranın hazırlanması. 9. Eski kovboy filmlerinde salon piyanoları. 10. Hız treni. 11. Ön farların pompalı tüfekle patlatılması. 12. Buzların erimesi. 13. Matbaa baskı makineleri. 14. Transistörlü radyoda maç dinlemek. 15. Apartman penceresinden gelen piyano dersi sesi. 16. Eski yazar kasalar; “ca – ching!” 17. Benzin-canavarı arabalar. 18. Step dansçıları. 19. Arjantin’deki futbol kalabalığı. 20. Beatbox. 21. Sis düdükleri. 22. Yoğun bir restoranın mutfağı. 23. Eski filmlerdeki haber merkezi odaları. 24. Fillerin geçişi. 25. Pastırmanın kızarması. 26. Bando takımı. 27. Klarnet dersleri. 28. Victrola pikap. 29. Boks çanı. 30. Çin düşünce yürütme tarzı. 31. Pinball makineleri. 32. Çocuk orkestraları. 33. Troleybüs zili. 34. Havai fişekler. 35. Zippo çakmağı. 36. Buharlı org. 37. Çelik bass davullar. 38. Traktörler. 39. Stroh kemanlar. 40. Susturuculu trompet. 41. Tütün müzayedecileri. 42. Müzikal testere. 43. Teremin. 44. Kumrular. 45. Martılar. 46. Baykuşlar. 47. Bülbüller. 48. Güvercinler… Dünya her zaman müzik yapmayı sürdürür.

Seni ne korkutur?

1. Bir arabanın arka koltuğunda gözünün üzerinde sinek dolaşan ölü bir adam. 2. Herhangi bir uçuştaki türbülans. 3. Siren-çakar kombinasyonu. 4. Geceleri belalı mahallelerde silah sesleri. 5. Havanın karardığı, yağmurun başladığı o anda araba motorunun çalışacakmış gibi yapıp çalışmaması. 6. Kapanan hapishane kapısı. 7. Pasifik Kıyısı Otoyolu’nda keskin bir virajdan geçerken şoförün kalp krizi geçirip ölmesi ve o sırada arka koltukta olmak. 8. Postacı olmak ve kuduz olmuş, dişlerini gösteren bir Doberman’la karşı karşıya kalmak, yanında kemik falan olmaması ve onun senin kıçını ısırmak istemesi. 9. Bir filmde saatli bombayı durdurmak için “yeşil kablo mu mavi kablo mu” durumunda kalmak. 10. McCain’in kazanması. 11. Makineli tüfekli Almanlar. 12. Memurlar, ofisteki memurlar, memur olmak. 13. Deredeki buzun içine düşmek, akıntıyla sürüklenmek ve tam yüzeye çıkacakken üzerinde buzdan bir çatı olduğunu fark etmek.

Terry Gilliam’la çalışmak nasıldı?

The Imaginarium of Dr. Parnassus’ta Şeytan’ı canlandırmıştım; herhangi bir şeytan değil, Şeytan. Neden benim düşünüldüğümü bilmiyorum. Kilisede büyümüş biriyim sonuçta. Gilliam ve ben The Fisher King zamanında tanıştık. Onun insanlar arasında devasa bir aurası vardı ve ben onun filmlerine hayrandım. Munchausen‘i yüz kez izlemişimdir. Brazil gerçek bir sanatsal zirve. Brothers Grimm geçen sene en sevdiğim film oldu. Sahnelerimin çoğunda Christopher Plummer ile birlikteydim, Dr. Parnassus’u o canlandırıyordu. Plummer yeryüzünün en büyük aktörlerden biri! Onu izlemeyi ve ondan öğrenmeyi huy edindim. Gerçek bir yıldız ve bir centilmen. Gilliam ise bir impresaryodur, bir kaptan, bir sihirbaz, bir diktatör (iyi olanlarından), bir dâhi ve dünyanın sonu geldiğinde kayıkta yanınızda olmasını isteyeceğiniz türden bir adamdır.

çev. Ozan K. Dil

Aaron Hobson Alain Mascarou Alberto Giacometti Alberto Manguel Alberto Savinio Aldous Huxley Aleister Crowley Alejandra Pizarnik Alejandro Jodorowsky Alejandro Zambra Alexander Hacke Alexander Sergeyeviç Yesenin-Volpin Alfred Jarry Algan Sezgintüredi Ali Akay Allah Almanya Alper Canıgüz Alper KAmu alt kültür Andreas Baader Andre Breton Andre Gide Andre Rene Rousimoff Andre the Giant Andrew Losowsky Andrey Tarkovski André Breton & Philiphe Soupault Andy Warhol Anna Atkins Anna Massey Anna Romanovna Izryadnov Anthony Burgess ANTONIN ARTAUD Armağan Ekici Arthur Brown Arthur Cravan Arthur Rimbaud Ash Ra Temple A Silver Mt Zion Aslanlaşma Aslı Bostancı Atatürk Atilla Birkiye Atom Egoyan A torinói ló Austin Osman Spare avangard avangart Ayfer Tunç Ayhan Geçgin Ayhan Çağlar Aziz Genet A Zona B-movie Bahçeşehir Üniversitesi Bakışsız Bakışsız bir kedi kara balkan Banksy Bansky Banu Alkan Barack Obama Barones Else Von Freytag-Loringhoven Baroness Bartolomeo Vanzetti barış Barış Akkurt Barış ve Demokrasi Barış Yarsel Bask baskı basılı yayın basın basın toplantısı Bathory Batman Baysan Yüksel bağımsız bağımsız film BBC Beale Caddesi beat beat edebiyatı beat generation beat kuşağı Beatles beatnik bebek beden bedensel deformasyon Beethoven Begüm Güzel Behemoth belediye belgesel Belle & Sebastian bellek Belçika Berlin Betty Blue Beyaz Kuzgun Beyoğlu Beşiktaş Beşir Fuad bienal biletix Bilge Karasu bilim kurgu bilimkurgu bilinç akışı Bill Ward Birol Ünel Birsen Tezer Bizans bizarre black metal Black Ovarian Death March Black Sabbath Blaise Cendrars Blind Cat Black Blixa Bargeld Bloomsday Bob Dylan Bolesław Skulik Bora Akıncıtürk Borges Borges 113 yaşında Boris Vian Boris Ştrugatski Boston Bozlu Art Project Boğaz boşluk Brian Eno Brion Gysin Bronislav Prochazka Bryan Ferry Budapeşte bulmaca bulvar Bunny Munro Burcu Perçin Béla Tarr Bülent Erkmen Cabaret Voltaire caferağa Cambridge cami Camille Claudel Can canavar Can Can Heads Caspian caz cehennem Celal Mordeniz Cemal Arığ Cemal Süreya Cer Modern Cevdet Erek Ceza Cezayir Chantal Akerman charles bukowski Charles Darwin Charles Dickens Chris King Christian Debois Chuck Palanhuik cinayet cinnet cinsellik Claude Faraldo Cleon Peterson Colophon Colophon 2009 Comics Comte de Lautréamont Conrad Schnitzler Cory Doctorow Cozy Powell Culture Multure cut-up cyberpunk César Vallejo Dada dadaizm Dagerreyotipi Dagon Ezoterik Tarikatı Daguerreotype Dagur Kari Dali Damien Hirst dan haag dans Dante Dante Alighieri Danzig Darbe Dario Argento dark ambient dark jazz dava Dave Eggers David Bowie David Byrne David Keenan David Lynch dayanışma DDR Death In Vegas death metal Deborah Lupton dedektif Deep Purple Defter Kazıyıcılar Kooperatifi dehşet delilik demokrasi deney deneysel deneysel müzik Dengue Fever deniz DEPO dergi dergi yazarları derleme Der Orchideengarten Derya Bengi devlet devrim Dick Tracy Diederick Kraaijeveld Die Firma die toten hosen dijital gramafon dijital sanat dijital yayıncılık dil din direniş disiplinlerarası disko distopya diyalog dizi DJ dj set documentary Dogzstar Domenico Modugno Don Kişot Donnie Darko doom Doris Lessing Dostoyevski download doğa doğaçlama Doğu Almanya drama drone drone rock DSP Duchamp Duke Ellington dunia Dusha Bateson dönüşüm dünya Düş Yola e-book e-kitap E.M. Cioran E Ayhan Çağlar ece ayhan Ece Ayhan anma etkinlikleri Ece Ayhan Sivil Girişimi Ece Ayhan Çağlar Ece Gamze Atıcı Edebiyat Edgar Allan Poe Edith Piaf editör editör yazısı efemera Efemerista Efemerista Efrim Manuck Egg Dancing Eilish Lambrechtsen Einstürzende Neubauten Ekavart Gallery ek gösterim ekoloji ekolojik yaşam ortaklığı ekolojk yaşam Ekümenopolis El Arte de Volar Electric Wizard elektronik elektronika elektronik müzik Eleştirel Söylem Analizi eleştiri Elif Yıldız Elliot Smith El Topo Emanuel Mathias Emiliano Zapata Emmy Hennings Enda Hughes Ender Ormanlar Engelbert Kievernagel Engin Güneysu Enis Batur Enki Bilal Ennio Morricone enstalasyon Enteresan tasarım Epifanía Uveda de Robledo Eray Mert Erdem Helvacıoğlu Erdem Şenocak Erenköy Eric Andersen Erik Satie erkek Erkin Gören Erkin Koray Erkut Terliksiz Ernest Fuchs Ernest Hemingway Ernst Fuchs Ernst Jones Ersin Kalkan Ertem Eğilmez Ertuğrul Kürkçü Esat C. Başak Eskil Vogt Eskişehir estetik Etgar Karet Etgar Keret Etkinlik Eugene Hütz Eugeniusz Bąk ev evlilik Evren Ekşi Evvel Evvel Fanzin Ewald Gawlik experimental eylem eğitim eğlence Eşiktekiler facebook Faith d'Aluisio fantastik fantezi fanzin Fatih Akın Fatih Recep Tayyip Erdoğan Faust faşizm fc st pauli Federico Fellini Feeling B felsefe feminizm Femme Fatales Fenerbahçe Ferdydurke Ferenc Liszt Ferhat Uludere Feriköy Pazarı ferit edgü Fernando Pessoa festival fetiş Feyyaz Kayacan Filippo Tommaso Marinetti Filistin Film film festivali filmler filozof Finnegans Wake Flaneur Comics Flannery O'Connor flickr Fluttery Records Fluxus Fluxus 50 folk Forough Farrokhzad Forugh Farrokhzad Fotoğraf fotoğrafçı fotoğrafçılık Francesca Woodman Francis Picabia Franco Brambilla Frank Zappa Fransa Fransız Franz Kafka Franz Marc François Truffaut Fred Fiction Freedom Express Friedrich Nietzsche Fritz The Cat Fugazi Funny Games Futbol Futuristika Fyodor Mihailoviç Dostoyevski Füruğ Ferruhzad Fütü fütürist manifesto Fütürizm Gabriela Benackova gala Galata galeri Galeri Merkur Galeri Nev Galileo Galilei Galina Benislavskoya garage garaj garajistanbul Gary Lucas Gaye Su Akyol gazete gazeteci gece Gecenin Sonuna Yolculuk gelecek gelenek gemi Geoffroy de Boismenu George Grosz George Orwell Georges Bataille Georges Perec George Whitman George Yuri Yesenin Georg Trakl Gerhard Urbanek gerilim Gertrude Stein gerçek gerçeküstü gerçeküstücülük gezegen gezgin gezi Gezi/Mekan Gezi Direnişi Gezi Parkı geçmiş Ghetto Gilles Deleuze Giovanni Scognamillo Giuseppe Culicchia giysi Goblin Godflesh God is an Astronaut Godspeed You Black Emperor Gogol Bordello gol Gordon Matta Clark Gotham Gothic Americana Grace Grace Jones graffiti grafik grafik tasarım grafitti Grails Grand Funk Railroad Gregor Samsa grindcore grotesk Grup Ses Beats Guardian Guildford Dörtlüsü Guillaume Apollinaire Guillermo del Toro Gurme Gurme Gustav Klimt Gustav Klimt 150 yaşında Gustav Meyrink Gus Van Sant Gypsy Lou Webb görmek görsel görsellik Görüntü görüntü gösteri gösterim Güncel Güney Gotiği Güney Kore günlük gıda H.P. Lovecraft Halil Duranay Halit Kıvanç halk Hamlet Hannah Höch Hans-Lukas Kieser Hans Arp Hans Richter Hans Rudolf Ruedi Giger Haramiler hardcore Hardcore Punk Harfhane Harfhane Yayınları Harold Pinter harsh noise Hartmut Bitomsky hastalık hayal hayal gücü Hayat Hayat Haymatlos hayvan Heath Ledger heavy metal hediye Hegel Heinrich Himmler Henrik Isaksson Garnell Herman Melville Herta Müller Hey Jude heykel High Fidelity hikaye Hikmet Benol Hippi Perihan histeri Hitler Hitoshi Matsumoto Holger Czukay Hollanda Hollandalı Horaley Howard Phillips Lovecraft Howard Zinn Hrant Dink HR Giger Hugh B.O’Brian Hugo Ball Hukuk Fakültesi Hungry Planet Hunter S. Thompson Hush Galeri Hush Gallery Håvard Skaset Håvard Volden Héléne Cixous Hülya Vatansever Hür Yumer Ian Mackaye I Create Soundscapes idam ifade özgürlüğü IKSV iktidar ilan-ı aşk iletişim illüstrasyon illüstratör imge Imre Kertesz inceleme Indie Indigo industrial insan insanlık interaktif interaktif heykel internet intihar Ira Cohen Irvine Welsh Isadora Duncan Isidore Ducasse istanbul indie scene Istanbul Noir istismar isyan içerik işitsel J.D. Salinger Jack Kerouac Jacques Derrida Jacques Prévert Jacques Ranciére Jacques Rigaut Jacques Roubaud Jacques Vaché Jaguar Kitap Jaguar Yayınları James Duval James Gleeson James Graham Ballard James Joyce Janacek Jana Müller Jane Birkin Janset Karavin Jan Švankmajer Japon Japonya Javier Marías jazz Jean-Paul Marat Jean-Paul Sartre Jean Cocteau Jean Genet Jean Jacques Lequeu Jean Luc Godard Jean Rollin Jean Sol Partre Jecques Vergès Jeff Bridges Jeff Buckley Jennifer Martenson Jeremy Profit Jessica Green Day J G Ballard Jimi Hendrix Jim Jarmusch Jim Morrison Jimmy Page Jimmy Yensid Jim Norton Joachim Trier Joan Baez Joan O’Hara Joe Strummer John Boorman John Brandon John Cale John Crowley John Cuddy John Dillinger John Goodman John Herschel John Hurt John Milton John R. Searle Johnston McCulley John Zorn Jonathan Forgansh Jonathan Rhys Meyers Jonathan Safran Foer Jon Theodore Jon Webb Jorge Luis Borges Josef Albers Josef Koudelka Joseph Kosuth Josh Brolin Joy Division JRR Tolkien Juan Ralfo Jude Law Jules Monnerot Jules Verne Julianne Moore Julie Doucet Julien Torma Juliet Hulme Juliet Stephenson Julio Cortázar junkie Jürg Solothurnmann kabare Kaddis a Meg Nem Született Gyermekent Kadife sokak Kadir İnanır Kadıköy kadın kafa kafabindünya Kafka kahve kamera kaos kaotik edebiyat Kara Büyü kara kedi Karanlıkta Dans kara tiyatro kara tren Kara Şövalye Karel Reisz karga Karga Mecmua Kargart karikatür Karl Marks karnaval Karotte kartpostal karşı kültür kasaba Katalan katar katliam kedi Keith Richards kelimeler Kenneth Anger Kenneth Branagh kent kentsel dönüşüm kes yapıştır Kiki kilise kimlik kitabevi Kitabiyat kitap kitap eleştirisi kitap kapakları kitaplık klasik müzik Klaus Schulze Kletka Red klip Kohei Yashiyiki Kokomo kolaj koleksiyon kolektif Komplo Komplo komplo teorisi kompozisyon komünizm konferans konser konserler Konstantiniyye Üçlemesi Konstantin Stanislavski Kore korku korku edebiyatı korku filmi korkunç filmler kostüm kover krautrock Kreuzberg Kristin Scott-Thomas Kuad Galeri kukla kumaş Kunsthalle Kurgu Kurt Schwitters Kurt Vonnegut Kurt Vonnegut Jr Kösmonaut köy köşe yazısı kült Kült Neşriyat kültür kültürel küratör küreselleşme Küçük İskender kırmızı kısa film kısa hikaye Kızıl Ordu Fraksiyonu L'Attentat Laibach Laika Lale Müldür Lamb Langston Hughes Lars Lindstrom Lars Von Trier Laszlo Fogarasi Jr. Lautreamont Lawrence Durrell Lawrence Ferlinghetti Leata Land Lech J. Majewski Lech Majewski Led Zeppelin Lenin Leningrad Leonardo da Vinci Leopold Wróbel Leos Carax Leo Troçki Les Murray Levent Şentürk Lev Troçki lezzet LGBT Life liste Liza Bear Liz Jensen logo Lolita Londra Louis-Ferdinand Céline Louis-Ferdinand Céline 118 yaşında Louis-Jacques-Mandé Daguerre Louis Aragon Louise Hindsgavl Loujon Press Lou Reed Lovecraft LSD Lucien Sénémaud Lydia Lunch Lyn Hejinian László Krasznahorkai Löpçük Lüksemburg Macar Macaristan Macedonio Fernandez Madchester Mahir Duman makarna makina manga manifesto manken Man Ray manyak Marcel Duchamp Marcel Proust Marcel Schwob Maria Kodama Marilyn Monroe marionette Mariya Andreyevna market Mark Z. Danielewski Marsden Hartley Marx'ın Dönüşü masa masal Masashi Kawamura masumiyet Matbuat Matbuat matematik math rock Matt Borrusso Matt Dillon Maurice Blanchot Maurice Sendak Mauvais Sang Mavado Charon mavi Max Brod Max Ernst Max Jacob Mayhem mağara Medya Medya Mehmet Gökmen Mehmet Siyahkalem Mehmet Zaman Saçlıoğlu Mehtap Meral mekan Meksika mektup Meltem Ege Memento mori Mesut İtku meta-metin metal metin Metin Erksan Metis meydan Meydan Gazetesi meyve Mezarlık Michael Cooney Michael Gira Michel Foucault Mihran Tomasyan Mike Hostench Mikhail Bulgakov Mikrokolektyw Milano Milena militarizm mimari mimarlık Mimar Sinan Üniversitesi Mine Söğüt minimalizm Mircea Cărtărescu Miron Zownir Mirza Metin Mississippi Nehri mizah Moby Dick moda model modernizm Mogwai monolog Moskova movie poetry mp3 Mr. Natural Mrcello Mgni Mtaär mum Murat Cem Şerbetçi Murat Nemet-Nejat Museum für Konkrete Kunst Musevi music Musiki Mustafa İtku mutfak mutluluk Mutlu Yetkin myspace Münir Hayri Egeli müzayede müze müzik müzikal müzisyen mısır Naked Lunch Nazi Nazizm Nazım Ünal Yılmaz Necati Tosuner Nechayevschina nefret Neil Young Nekizm Nekropsi Neu! Neue Slowenische Kunst Neuromancer new model army New Orleans New York Nick Cave Nick Hornby Nico Nico Papatakis Nida Kireççi Nietzsche Nikola Tesla Nişantaşı Noam Chomsky Nobel Ödülü Nod noise Norgunk Norgunk Yayıncılık Norveç Notre Dame NSK Nusrat Fateh Ali Khan Occult rock OccupyGezi Occupy Gezi Parkı oi okuma Okültizm Olga Knipper Oliver Saks Omar Rodriguez-Lopez online yayıncılık opera Operation Room organik ürünler Orhan Gencebay Ortaçağ Oscar Wilde Oscar Zeta Acosta Osman Cavcı Osmanlı otel Ottlo Kafka Oulipo Outlet oyun oyuncak oyuncu Oğuz Arıcı Oğuz Atay Pablo Neruda pagan panel pantolon pantomim Paola Dionisotti para Paranoid Park Paris Paris sous la pluie park Park Chan-Wook parti Pat Kinevane Patti Smith Paul Avrich Paul Bowles Paul Claudel Paul Eluard Paul Hurst Pauline Baynes Paul Klee Paul Valéry Paul Verlaine Paul Wheeler Paweł Stolorz Pera Film Pera Müzesi performans Pete Postlethwaite Peter Bürger Peter Greenaway Peter Menzel Peter Singer Peter Steele Petra Heöcker Peyote Philip K. Dick Philippe Dijan Philippe Soupault Pi Artwoks Pi Artworks Pi Artworks Istanbul Picasso Pier Paolo Pasolini Pierre Albert-Birot Pierre de Massot Pierre Henry Piha Kolektif Pilevneli Project piyanist Poe Poe'nun 200. doğum günü Poe-nun 200. yıldönümü Poe Günleri poetika Poetry Scores Politik Politik politika Polonya Pontiak pop art Pops Farrar popüler kültür Popüler Kültür porno pornografi Portre Portre post-metal post-punk poster post hardcore post punk post rock Prag pratik pre punk program progressive rock proje Projeler propaganda propaganda yayınları Proscenium Arch protesto psikanaliz psikoloji psychedelic psychedelic rock psychodelic psychodelic rock pulp punk punk rock Puruli Kültür Sanat Pınar İlkiz Queer Quentin Tarantino Radikal radyo Rafet Arslan Rainer Maria Rilke Rammellzee Rammstein Ray Bradbury Raymond Poincaré Raymond Queneau Raymond Roussel Rebecca Pinteon Red Sparowes Refik Anadol Regis Debray Reha Erdem rehber Reinhard Kleist Reinhard Scheibner reklam Rene Magritte renk René Char Replikas resim Resim Bölümü ressam retro retro futuristik retro futurizm Ribemont-Dessaignes Richard Brautigan Richard Ellmann Richard Huelsenbeck Richard Le Gallienne Richard Sennett Ridley Scott ritual ambient ritüel Robert-Louis Stevenson Robert Crumb Robert De Niro Robert Desnos Robert Plant Robert Smith Robert Walser ROBOTİK HAYALLER rock rock'n roll Rockwell Kent Roj Friberg Rolf Lappert roman Romina Raffaelli Ron Mueck Rosa Barba Rosa Luxemburg Ross Canon Roy Andersson Ruhi Su Rune Grammofon Rus rusya Ryohei Hase rüya Rıfat ŞAHİNER Rıza Pehlevi Sachsenhausen Sadık Hidayet sahne salata salon SALT Beyoğlu Salt Galata Salvador Dali Samuel beckett Sanat Sanat sanat galerisi sanatçı Sandro Aguilar San Francisco sansür Santralistanbul sapkınlık sapıklık Sarah Kane Sarkis sarkıntılık Sarıcaalili Godot Mustafa satanizm savaş Savva Morozov saykodelik sağlık Sean Foley sebze Secret Chiefs 3 Sedat Türkantoz seks Selahattin Özpalabıyıklar Sel Yayınları Selçuk Artut sempozyum senarist Senin Ailen Bir Yalan Yavrum Serge Gainsbourg Sergei Bruyukhonenko Sergey Yesenin Sergey Yesenin yazı dizisi Sergio Leone Serhat Köksal ses sessiz sessiz film sessiz sinema sevgi sevgili Sevil Tunaboylu Sex Pistols Seydi Murat Koç Seyyar Sahne seçki Shakespeare Shaktar Donetsk Shuji Terayama siberpunk Sigmund Freud Signe Berstrom Sinan Tınar sinsiyet Siren Yayınları sirk Situasyonizm Sitüasyonist Enternasyonal Sivil itaatsizlik nedir sivil sorular Sivil İtaatsizlik Siyahi Dergisi siyaset Slavoj Žižek Sleep Maps SLip SODA Sofya Andreyevna Tolstoy Sohrab Mohebbi sokak sokak edbiyatı sokak sanatçıları Sokak Sanatı solo Sonic Youth sosyal sosyalist sosyalizm sosyoloji sovyetler birliği soykırım Space music spagetti spagetti western SSCB St. Louis Stanislas Szukalski Star Wars Steampunk Stefano Marini Stephen King Stockholm Stoner Rock stream street art Suat Kemal Angı Sukiyaki Western Django Sun God sunum Superman surf Susan Sontag Swans Sylvain Cotte Sylvia Plath Sátántangó süper kahraman sürrealist sürrealist eylem türkiye Sürrealizm sıcak taciz Tadanori Yokoo Tad Danielewski tahakküm Tahran Bienali Taksim Taksim Gezi Parkı Talin Büyükkürciyan Tangerine Dream tango Tanrı Tanıl Bora tanıtım tarantula tarif tarih tarihte bu hafta Tasarım Tasarım tasarımcı tatil Tatyana Yesenin Tayland taşra Taşıdıkları Şeyler tecavüz Ted Hughes Tehlikeli Oyunlar Teknoloji Teknoloji telefon televizyon Tenten terkedilmiş Terra Incognita Terry Bisson Terry Gilliam Tetsuya Ishida The Bad Seeds the Beatles The Brian Jonestown Massacre the Clash The Doors The Empire Project Thee silver mt. zion Thee Silver Mt. Zion Memorial Orchestra & Tra-La-La Band The Ex The Fall The Handsome Family The Lord of the Rings The Mars Volta Themroc The NAtion The Ninth Life of Louis Drax Theodor W. Adorno Theo van Doesburg The Paper Eater the Pogues The Smiths The Stooges The Velvet Underground The Weird Girls This Will Destroy You Thomas Bernhard Thomas Keenan Three Fried Men Thrill Jockey Records Théophile Alexandre Steinlen Tim Burton Tim Larson Tim O'Brien Timurtaş Onan tipografi tiyatro tiyatro dışı metin Tokyo Tom Cora Tom Hall Tom Robbins Tom Waits Tony Gatlif Tophane toplama kampı topluluk toplum Toru Kageyama Totalitarizm trailer Trainspotter transgender tren trenler Trey Spruance Tristan Tzara trompet Tufandan Sonra Turgut Uyar Turhan Günay turizm turne Tutunamayanlar tv Twitter Tyler Durden Type O Negative tören tüketim Tülay German tünel Türk Türkiye Türk Sineması türlerin kökeni Tütün Deposu Ulrike Meinhof ultras ulusalcılık Ulus Baker uluslararası Uluslararası Af Örgütü Ulver Ulysses Unabomber Un Chant d'Amour unutulmasın diye Urban Jealousy USSR uyarlama uyku Uykuda Çocuk Ölümleri Uzak doğu Uçma Sanatı vagon vahşet Vamos Bien vampir Van Gogh Varg Vikernes varoluş Vatan Partisi Velimir Khlebnikov Vermin Supreme Vic Chesnutt Vic Chestnutt Victor Hugo video klip Vinnie Appice Vinnie Jones Vinnie Paul vintage Virginia Woolf Virginie Despantes vizyonsuz sinema Vladimir Makanin Vladimir Nabokov Vladimir İlyiç Ulyanov vokal Volkan Aslan Vs. Vsevolod Meyerhold Vüs'at O. Bener Walter Benjamin Wassily Kandinsky Watchmen web 2.0 web dergi Weiland Herzfelde We Make Magazines Wheat Würtzburger William Blake William Burroughs William Faulkner William Gibson William Heath Robinson William S. Burroughs Wim Wenders Wire Witold Gombrowicz Wolfgang Hilbig Wooden Shjips WOUNDED WOLF PRESS Wrekmeister Harmonies Xiu Xiu Yadigâr Ejder Yalı Hanı Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık yaratıcılık Yaratılış yarışma yayın yayıncılık yayınevi Yayınlanmamış önsözler yazar yazı Yazı dizisi Yazı dizisi Yazı dizisi: Nico yağmur yaşam Yaşar Çabuklu yemek yeni yıl Yer6 Hafıza yeraltı yeraltı edebiyatı Yerel İllüstratörler 02 yerleştirme Yevgeni Zamyatin Yeşilçam Yitik Ülke Yayınları YKY Yoko Ono yoksulluk yolculuk Youtube Yukio Mishima Yunanistan Yurdaer Altıntaş Yves Klein yönetmen Yüksek Lisans Yüzüklerin Efendisi yılbaşı yıllık Zafer Aracagök Zafer Yalçınpınar zeitgeist Zeki Alasya Zeliha Berksoy Zeynep Arabacıoğlu Zinaida Reich zine Ziya Osman Saba zombi zombie Zombie Green Room zombie movie zombi filmi Zoomoozofon zulüm Ç.R.O.P. Çanakkale Çanakkaleli Melahat Çanakkale İçinde Çek Cumhuriyeti Çekoslovakya Çin Çingene Çizgi Roman Okurları Platformu Çiğdem Erken Éditions Gallimard Édouard Levé Ölülerimizi Topluyoruz Ölüm Tarlaları Ömer Bakan Ömer Madra Ömer Uluç Özdem Petek Özge Dirik Özgül Tanyeri Özkan Şahin Ümit Kireççi çağdaş sanat çekim çeviri çevirmen çevre çevre koruma çizer çizgi film çizgi roman çizim çocuk çok-kültürlülük çöp ödül ölü ölüler ölüm örümcek öykü özel koleksiyon özgürlük öğrenci öğretim üniversite üretim ütopik mimari ütopya İbni Haldun İFSAK İhsan Oktay Anar İkinci Dünya Savaşı İlahi Komedya İlber Ortaylı İlhan Berk İlhan Mimaroğlu İlyas Odman İmece İngiliz İngiltere İnsan Hakları İran İsa İslamiyet İsmail Yerguz İspanya İsrail İstanbul İstanbul Bilgi Üniversitesi İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi İstanbul Modern İstanbul Modern Sinema İsveç İsviçre İtalya İtalyan İtalyan sinemasi İvan Turgenyev ırkçılık Şeyda Öztürk Şeytan Duymadan Önce Ştrugatski Biraderler şair şan şans şarkı şarkıcı şehir şiddet şiir şizofreni