[Fütüristika!] arşiv düzenlemesi için bakım çalışması yapmaktadır | [Futuristika!] is under maintenance
Old Woman, Blind Man & Hare Krishnas by Paul McDonough, 1972

Üç hikaye [Kör, Nereye, Süvari]

KÖR

[sws_3_columns title=””]

[sws_pullquote_left] Her gece yatağına yattığı zaman, her sabah uyanıp hafif soluna attığı örtüyü üzerine çeker ve her gece artık alıştığı ve tanıdık gelen bu karanlık içerisinde uyumayı beklerdi. Her gece, gözleri kapanır mı, çok merak ederdi. [/sws_pullquote_left]

[/sws_3_columns]
[sws_3_columns title=””]
I.
Onun için sabahlar sadece saatinin alarmından ibaret olan ve iki karanlık arasında yer değiştirdiği bir kendine gelişten ibaretti. Her sabah, uyandığı zaman gerçekten gözlerini açıp açmadığını çok merak ederdi. Saati hep aynı yerdeydi. Her sabah, aynı dakikada çalar, her sabah onu aynı dakikada uyandırır ve her sabah aynı düğmesine basmasıyla kapanırdı. Her sabah sırtüstü uyanır, sağına dönerek doğrulur ve her akşam aynı yerde çıkardığı terliklerini her sabah doğrulduğu aynı yerden giyerek ayağa kalkardı. Her sabah lavabosu on adım uzaklıktaydı. Sola doğru üç adım yatağın köşesine geliyordu. Oradan tekrar sola doğru beş adım attığı zaman lavabonun hizasındaydı. Sonra sağa doğru iki adım ve lavabonun kapısını hissedebiliyordu. Lavabonun kapısından iki adım hafif sola doğru atarsa tuvalete ulaşmış oluyor, yok iki adım hafif sağa atarsa lavaboya varıyordu. Lavabodan bir adım sonra ise duş geliyordu. Duşun kapısından üç adım düz gidince havlusunun asılı olduğu yeri buluyor ve geldiği yolu takip ederek tekrar odasına dönüyordu. Yatağının sol tarafının hemen bir adım ötesinde gardırobu vardı. Her sabah askıdan bir pantolon, ilk çekmeceden gömlek, ikinci çekmeceden de iç çamaşırlarını ve çoraplarını alırdı. Tabiî ki bütün pantolon gömlek ve çoraplarının desenleri aynıydı, her sabah. Portmantosunun en sol askısından montunu, hemen altından ayakkabılarını alır, her sabah, kapısını biraz uğraşarak kapatır ve sırtını kapıya verirdi. İşte bu noktadan sonra ki sola iki, sağa yirmi dört ve sağa bir adım atar, beş kat aşağı iner ve beş adım yürüyüp apartmanın kapısının önüne kendisini atar. Her sabah, kendisini bu karanlık yalnızlığından kurtaran, ses, koku ve tat karmaşası ile kendisini adeta bir annenin bebeğini sardığı gibi saran bu şehri büyük bir sevgi ile kucaklardı.

Onun için geceler, kendi yalnızlığının karanlığında kendisi ile baş başa kaldığı ölü dakikalar ve saatlerden ibaretti. Her gece apartmanın kapısından merdivenler beş adım. Sonra her gece beş kat yukarı ve en son basamaktan sola her gece bir adım, düz yirmi dört adım ve sola iki adım daha. Her gece evinin kapısı hemen sağında kalıyordu. Her gece anahtarını pantolonunun sol cebinden çıkarıyor ve her gece kapıyı biraz kendine çekerek açabiliyordu. Her gece portmantosu kapıdan bir adım uzaklıktaydı ve her gece montunu portmantonun en soldaki askısına asıyor, ayakkabılarını montunun tam altına koyuyordu. Ne portmantosunun, ne ayakkabılarının, ne montunun, ne de evindeki duvarların renklerini biliyordu. Her gece bunu merak ederdi. Portmantosunun önünden, sağa doğru on iki adım ileri ve sola doğru iki adım sonra lavabonun kapısına geliyordu, her gece. Her gece o gün giydiği giysilerini çamaşır sepetine atıyordu. Sepet, her gece, lavabonun kapısından hafif sola iki adım olan tuvaletin tam bir adım sağındaydı. Her hafta Perşembe, bir hanımefendi gelip evini toparlıyor ve çamaşırlarını yıkıyordu. Her gece, ama her gece bir hanımefendinin hizmetlerini kiralayabilecek durumu olmayanların karşılaşabileceği zorlukları düşünürdü. Her gece yatağına yattığı zaman, her sabah uyanıp hafif soluna attığı örtüyü üzerine çeker ve her gece artık alıştığı ve tanıdık gelen bu karanlık içerisinde uyumayı beklerdi. Her gece, gözleri kapanır mı, çok merak ederdi.
[/sws_3_columns]
[sws_3_columns_last title=””]

II.
Bir sabah, yine apartman kapısından kendini dışarı attı. Beş adım sonra bir basamak ve hemen bir basamak daha. İşte, beyaz olduğunu bildiği sopasını o zaman çıkardı ve sağa doğru dört adım attıktan sonra elektrik direğindeki taksi çağırma düğmesine basarak bir taksi çağırdı ve beklemeye başladı. Esat’taki evinin dışında taksiyi beklerken uzaktan bir seyyar simitçinin bağırışlarını duyabiliyordu. Bağırışlar yaklaştıkça taze simitlerin kokusu da yavaşça içine işlemeye başladı.

— Delikanlı, kaça simit?
— Dört yüz bin abi
— Ver bakalım bir tane

Sağ cebindeki kâğıt ve bozuk para tomarından bir tane elli kuruşluk seçti ve çocuğa uzattı.

— Al gülüm ver gülüm
— Buyur abi
— Üstü kalsın, hadi iyi işler delikanlı

Tahmin ettiği gibi simit çıtır çıtırdı. Elini üzerinde gezdirirken sıcaklığını, tazeliğini ve susamlarını tane tane hissedebiliyordu. Simidi ikiye bölerken arasından çıkan dumanı görememişti ama hissetmişti dersek abartmış sayılmayız. İşte bu sıcaklık ve tazelik hissi, simidin o kokusu ile karışıp bir de taze taze dilde ve damakta hissedilince, bir insanın alabileceği en büyük hazlardan birini oluşturuyordu ona göre. Bu düşüncelerinin içerisinde iken taksi gelmişti. Her zamanki mekânına gitmek istiyordu, Sakarya. Ona göre Ankara’nın en canlı, en hayat dolu ve en samimi yeri idi. Aynı anda bütün hislerine bu kadar büyük bir coşku içerisinde hitap edebilen başka bir yere henüz rastlayamamıştı. Bir tarafında yürürken balıkçıları duyuyor, onların kokusunu alabiliyordu. İsterse çiçekçilerin yanından geçiyor, onların bağrışmalarına ve yüzlerce çiçeğin bir aradaki o büyüleyici kokusuna kendisini kaptırıyordu. Milli Piyango bileti satanlar, simitçiler, kitapçılar, barlar, lokantalar ve hepsinden önemlisi, şehrin bu merkezindeki ritim ile bütünleşmiş ve kimi sağa sola koşuşturan, kimi bir türkü tutturmuş olan, kimi sarhoş, kimi bilgiç insanlardı. Her gelişinde farklı bir bara veya lokantaya oturur, söylediği içki eşliğinde işte her dakika yeni bir hal alan bu ritmi dinlemeye ve hissetmeye çalışırdı.

Balıkçıların hemen yanındaki bir banka oturdu. Beyaz sopası ellerinin arasında düşüncelere daldı. Şehri dinledi, insanları dinledi, koşuşturmaları, tartışmaları, iltifatları, yani hayatları dinledi durdu. Uzun bir süredir orada oturuyordu ki, birdenbire biri geldi ve yanına ve oldukça yakınına oturuverdi. Bu tanımadığı beyefendi koluna girmiş ve hayatının geri kalanı boyunca her sabah katlığında ve her akşam yattığında düşüneceği şu sözü söyleyip ortadan kaybolmuştu:

“Bu yalnız ve karanlık dünyada, aslında ben senden çok daha körüm”

22 Haziran 2007, Ankara
[/sws_3_columns_last]
[sws_divider_line]

NEREYE

[sws_3_columns title=””]
— Nereye abi?
— Güvenpark’a
— Tamamdır abi.

Neredeyse on dakikadır taksiyi bekliyordum, hem de bu soğukta. Dikmen’in yokuşlarını tırmanmak böyle bir kış gününde zordur. Özellikle Tofaş marka taksiler için. Bu yüzden “neden geç kaldın, on dakika önce gelecektin, ağaç oldum” gibi tartışmalara girmemeye karar verdim. Kar çok güzel, çok sakin yağıyordu. Böyle havalarda Dikmen’deki evimin penceresinin önüne kurulup, varsa elimde sıcak bir içecek ile, yağan lapa lapa kar tanelerinin çok kısa bir süre içerisinde bütün şehri beyaza boyamasını büyük bir keyifle izlerim. Hep odun, kömür bulamayanlar gelir aklıma.

— İşler nasıl
— Kesat abi ya
— Soğuk hava yaramıyor mu size?
— Abi insanlar evlerinde oturuyor. Ne biliyim, eskiden insanlar daha mı çok gezerdi ne? Çıkmıyorlar evlerinden abi. Ha, çıkanlar oluyor, bak onlar kullanıyor. Bir de biz durak taksisi olduğumuz için sürekli müşterilerimiz var tabi. Ama insanlar evlerinde oturuyorlar abi. Çok az insan çıkıyor ama hakkını vermek lazım, onlarla iş yapıyoruz.
— Demek öyle.
— Öyle abi. Çok sıcak havalar da işimize çok yaramıyor. Millet gidiyor tatile, her yer bomboş kalıyor. Bir de çok sıcak olunca insanlar evlerinde oturuyorlar abi. Tabi sürekli müşterilerimiz var, o ayrı. Ne yazlar, ne kışlar abi. Ortalık şöyle kalabalık, cıvıl cıvıl olacak ki bize iş çıksın. Mesela Atatürk Bulvarında çok iş var ama ortalık öyle insan kaynayacak, kalabalık olacak abi. Böyle seyrek olunca olmuyor.
[/sws_3_columns]
[sws_3_columns title=””]
Bu konuşmalar sırasında Öveçler dördüncü caddeden Çetin Emeç bulvarına doğru iniyorduk. Her inişimde olduğu gibi yine mimari dikkatimi çekti. Herhangi bir estetik anlayış ile pek bütünleşmeyen ve genel olarak apartmanların yan yana öfkeli bir şekilde dizilmesinden meydana gelen Dikmen, Ankara mimarisinin güzel bir özetini teşkil eder. Tabi, bir başkent olarak kurulmuş ve “memur kenti” olması dışında başka bir anlam yüklenmemiş olan bu şehirden belirli bir mimari estetik beklemek ne kadar doğru, tartışılır. Hatta böyle bir beklenti içerisinde bulunmak Ankara’ya haksızlıktır diyebilirim.

— Hem kar, kış, kıyamet hem de tam iş çıkış saati. Şu trafiğin haline bak. Ben anlamıyorum zaten abi, ne var bu kadar çok araba alacak, ben anlamıyorum. Baksana, yer gök araba, yer gök araba! Kim bilir İstanbul nasıldır, orası nasıl kalabalıktır şimdi.
— Öyle ya.
— Öyle abi. Milletin parası yok, işsiz, mişsiz diyorlar ya, ben inanmıyorum. Baksana abi, herkesin altında son model arabalar, acımadan yakıyorlar benzini, mazotu.
— Senin durumun nasıl?
— Nasıl olsun abi. Geçiniyoruz işte. Herhalde sekiz yıl oldu. Dur bakayım, doksan sekizde, sonra doksan dokuz. Tabi ya, sekiz yıldır buralarda direksiyon sallıyorum ama. İşte iki tane kızım var, büyüyorlar abi. Biri lisede biri ilkokula başlayacak.
— Araba senin mi bari?
— Yok abi, nerede? Durağın arabası. İşte günde yüz lira, iki yüz lira, elli lira yakıt parası düş, kazanırsak iyi.
— Yakıt senden yani?
— Öyle abi. N’apalım, öyle. Kira var, kızların okulu var, büyük kız dershaneye başlayacak, bir de boğazımız var. N’apalım, gecekonduya mı taşınalım abi? Kızlarımı oralarda mı yaşatayım abi? Kira var, kızların okulu var. Bankadan kredi aldım abi, zar zor. O şerefsizlerde insanı, affedersin, köpek ediyorlar abi. Bankadan kredi aldım zar zor, borçtan yiyorum abi. Para gelse, para gelse diyorum da, nereden gelecek ki abi?
[/sws_3_columns]
[sws_3_columns_last title=””]
— Hanımın çalışmıyor mu?
— Yok abi, nerede çalışacak, ne yapacak. Çalıştırmam abi. Çocuklara bakıyor, evine bakıyor, neye çalışacak. Hem ben çalıştırmam abi onu, o kızı kaçırdım ben. Vermiyorlardı, kaçırdım ben.
— Hayata bak kardeşim.
— Öyle abi, bastım evlerini de herkes bakakaldı. Buralı değilim abi aslen.
— Nerelisin ya?
— Boş ver abi o kısmını. Kızı kaçırdım ya, ona bak. O gece yola düştük de geldik. Peşime takmışlardır jandarma, ama bulamazlar öyle. Nerede öyle beni bulmak abi. Ya da peşime jandarma takmadılar, bilmiyorum. Biliyorlardı, kızın da bende gönlü vardı. İzin verilmez mi abi? Jandarmayı takmışlardır peşime kesin, ama bulamamışlardır beni. Öyle kolay mı, bir kaçmışım ki.
— Niye Ankara’ya geldin peki? Kaçanlar İstanbul’a gitmez mi ya?
— Yok abi ya, İstanbul çok büyük abi. Ben bu kızı çok seviyorum ya abi, deli oluyorum. Elime bir para geçsin, neler yaparım sonra. Şu bankaya öderim paracıklarını, dur bak elime para geçsin, sen o zaman gör bak taksi maksi kalıyor mu? Durak açarım be, durak! Hem karıma hem kızlara neler alacağım abi, bak bir elime para geçsin de. Çok hayallerim var abi.
— Ne mesela?
— Çok abi
— Çok?
— Çok abi, çok. Elime bir para geçsin de bak o zaman. Durak açarım be abi, kral olurum anlayacağın. Bak o zaman ne yemekler alırım, ne kıyafetler alırım, elime bir para geçsin. Bak o zaman kızları nerelerde okutuyorum abi, nerelere taşınırım. Bankanın borcunu da öderim. Şerefsizler ya! Ama bir para geçsin elime, o zaman bak, o zaman gör abi. Tatile çıkarım be abi. Hele bir para geçsin de elime bak o zaman.

16 Haziran 2007
[/sws_3_columns_last]
[sws_divider_line]

SÜVARİ

[sws_3_columns title=””]

[sws_pullquote_left]Öyle bir düştüm ki atımdan görmeliydin. Önce ellerim ata tutunamaz oldu, sonra bacaklarım. Sonra ileri geri sendelerken at altımdan geçti de gitti, uçtu da gitti. [/sws_pullquote_left]

[/sws_3_columns]
[sws_3_columns title=””]
Öyle bir düştüm ki atımdan, görmeliydin. Dörtnala giderken kılıcım ileride, hissederken rüzgârı ellerimde, bir kurşun sol omzumun biraz içerisinden isabet etti. Önce biraz sendeledim, sonra inceden inceye, insanın adeta içine işleyen, o en hain ve karanlık bakışların ardındaki gülümsemeler gibi bir acı. Vurulduğunu anlayınca insan önce bir panikliyor. Sonra, savaşmak, daha sert savaşmak, dağları, tepeleri kaldırıp düşmanın tepesine devirebilmek, ırmakları taşıyıp onları boğabilmek hissi ile gözü bir kararıyor insanın. Kalbimin hiç böylesine delice, düşmana dörtnala uçan binlerce süvarilerin uğultusunu andırırcasına böyle çılgınca atmamıştı. Seni ilk gördüğümde bile böylesine doludizgin, böylesine göğüs kafesimi parçalarcasına atmamıştı kalbim. Hal böyle ya, bu sefer daha da hırslanıyor insan, var gücü ile atılıyor ileri. Zaten savaştasın, zaten heyecanlısın, bu sefer gözün düşman dışında bir şey görmez oluyor. Gözümün önünde sadece ileriye uzattığım kılıcın ucu ve düşman, adeta körüm dünyadaki başka herhangi bir şeye. Sana âşıkken bile, gözüm senden başka hiçbir şeyi görmüyorken bile bu kadar değildi. Derken bir kurşun daha yedim tam karnıma. Kendi kendime dayan aslanım derken üçüncü kurşun geldi, göğsümün orta yerinden girdi, sırtımın orta yerinden çıktı. İşte beni yıldıran da bu sonuncusu oldu. İşte bu son kurşunu yiyince gözlerim fal taşı gibi açıldı ve bir anlığına her taraf bembeyaz oldu sanki.

Öyle bir düştüm ki atımdan, görmeliydin. Kılıcımı düşmana adeta İngiliz Armadası ihtişamı ile uzatan sağ kolum pes etti önce. Kılıcım parmaklarımdan teker teker sıyrılarak yere düşüverdi. Çok iyi hatırlıyorum, sana aldığım gül de böyle düşüvermişti yere. Usulca, sessizce ve sakince, teker teker kurtulmuştu parmaklarımdan ve benim şaşkın bakışlarım arasında ki o zaman da gözlerim böyle fal taşı gibi açılmıştı, aynı kılıcım gibi baş aşağı yere düşmüştü. Sonra bacaklarım güçsüzleşti, ata tutunamaz oldular. Atımın her hareketi ile biraz daha dengem bozuldu, biraz daha yaklaştım yere düşmeye. Çok iyi hatırlıyorum, o gün de güçsüzleşmişti böyle bacaklarım. Adeta nöbet geçiren biri gibi titremişti dizlerim. Kendimde yere basacak, ayakta duracak gücü görememiştim de yavaş yavaş çökmüştüm olduğum yere. Gözlerim fal taşı gibi açıktı.
[/sws_3_columns]
[sws_3_columns_last title=””]
Öyle bir düştüm ki atımdan görmeliydin. Önce ellerim ata tutunamaz oldu, sonra bacaklarım. Sonra ileri geri sendelerken at altımdan geçti de gitti, uçtu da gitti. Düzgün düşmek istedim ya, bir bacağımı eğer üzerinden aşırayım dedim ya, o sırada at altımdan uçtu da gitti. Sağ ayağım da üzengiye takıldı kaldı. Ben de bunu yere düştüğümde fark ettim. Sonra bilmiyorum ne kadar zaman, bilmiyorum kaç metre sürüklendim yerde at koştukça dörtnala düşmanın içine. Çok iyi hatırlıyorum, o günden sonra da böyle olmuştu. Zaman koştukça dörtnala, ben arkasında bilmiyorum kaç hafta sürüklenmiştim. Ne ayağımı üzengiden kurtaracak takat, ne yaşamak için en ufak bir istek kaldı içimde. Bir taraftan toprak, bir taraftan taşlar ve yer yer dikenli tel ve yer yer şarapneller atın arkasında sürüklenmekte olan vücudumu yavaşça parçalarken, sen, sen, sen…

İşte büyük taarruz sabahı kolordular tarih yazarken vurulup atından düşen bir süvari… Savaşın o uğultusu, bir taraftan toplar, bir taraftan binlerce dörtnala uçan atlılar, bir taraftan ölüm saçan makineli tüfekler fakat bir tarafta paramparça olan bir beden. Çoktan parçalanmış bir kalp hayata gözlerini kaparken, renkler silinip sesler azalırken, işte o kalp son nefesini verirken kendisini öldüren kurşunları değil, kendisini aldatan sevgilisini düşünüyordu.

29 Mayıs 2007
[/sws_3_columns_last]
[sws_divider_line]

Aaron Hobson Alain Mascarou Alberto Giacometti Alberto Manguel Alberto Savinio Aldous Huxley Aleister Crowley Alejandra Pizarnik Alejandro Jodorowsky Alejandro Zambra Alexander Hacke Alexander Sergeyeviç Yesenin-Volpin Alfred Jarry Algan Sezgintüredi Ali Akay Allah Almanya Alper Canıgüz Alper KAmu alt kültür Andreas Baader Andre Breton Andre Gide Andre Rene Rousimoff Andre the Giant Andrew Losowsky Andrey Tarkovski André Breton & Philiphe Soupault Andy Warhol Anna Atkins Anna Massey Anna Romanovna Izryadnov Anthony Burgess ANTONIN ARTAUD Armağan Ekici Arthur Brown Arthur Cravan Arthur Rimbaud Ash Ra Temple A Silver Mt Zion Aslanlaşma Aslı Bostancı Atatürk Atilla Birkiye Atom Egoyan A torinói ló Austin Osman Spare avangard avangart Ayfer Tunç Ayhan Geçgin Ayhan Çağlar Aziz Genet A Zona B-movie Bahçeşehir Üniversitesi Bakışsız Bakışsız bir kedi kara balkan Banksy Bansky Banu Alkan Barack Obama Barones Else Von Freytag-Loringhoven Baroness Bartolomeo Vanzetti barış Barış Akkurt Barış ve Demokrasi Barış Yarsel Bask baskı basılı yayın basın basın toplantısı Bathory Batman Baysan Yüksel bağımsız bağımsız film BBC Beale Caddesi beat beat edebiyatı beat generation beat kuşağı Beatles beatnik bebek beden bedensel deformasyon Beethoven Begüm Güzel Behemoth belediye belgesel Belle & Sebastian bellek Belçika Berlin Betty Blue Beyaz Kuzgun Beyoğlu Beşiktaş Beşir Fuad bienal biletix Bilge Karasu bilim kurgu bilimkurgu bilinç akışı Bill Ward Birol Ünel Birsen Tezer Bizans bizarre black metal Black Ovarian Death March Black Sabbath Blaise Cendrars Blind Cat Black Blixa Bargeld Bloomsday Bob Dylan Bolesław Skulik Bora Akıncıtürk Borges Borges 113 yaşında Boris Vian Boris Ştrugatski Boston Bozlu Art Project Boğaz boşluk Brian Eno Brion Gysin Bronislav Prochazka Bryan Ferry Budapeşte bulmaca bulvar Bunny Munro Burcu Perçin Béla Tarr Bülent Erkmen Cabaret Voltaire caferağa Cambridge cami Camille Claudel Can canavar Can Can Heads Caspian caz cehennem Celal Mordeniz Cemal Arığ Cemal Süreya Cer Modern Cevdet Erek Ceza Cezayir Chantal Akerman charles bukowski Charles Darwin Charles Dickens Chris King Christian Debois Chuck Palanhuik cinayet cinnet cinsellik Claude Faraldo Cleon Peterson Colophon Colophon 2009 Comics Comte de Lautréamont Conrad Schnitzler Cory Doctorow Cozy Powell Culture Multure cut-up cyberpunk César Vallejo Dada dadaizm Dagerreyotipi Dagon Ezoterik Tarikatı Daguerreotype Dagur Kari Dali Damien Hirst dan haag dans Dante Dante Alighieri Danzig Darbe Dario Argento dark ambient dark jazz dava Dave Eggers David Bowie David Byrne David Keenan David Lynch dayanışma DDR Death In Vegas death metal Deborah Lupton dedektif Deep Purple Defter Kazıyıcılar Kooperatifi dehşet delilik demokrasi deney deneysel deneysel müzik Dengue Fever deniz DEPO dergi dergi yazarları derleme Der Orchideengarten Derya Bengi devlet devrim Dick Tracy Diederick Kraaijeveld Die Firma die toten hosen dijital gramafon dijital sanat dijital yayıncılık dil din direniş disiplinlerarası disko distopya diyalog dizi DJ dj set documentary Dogzstar Domenico Modugno Don Kişot Donnie Darko doom Doris Lessing Dostoyevski download doğa doğaçlama Doğu Almanya drama drone drone rock DSP Duchamp Duke Ellington dunia Dusha Bateson dönüşüm dünya Düş Yola e-book e-kitap E.M. Cioran E Ayhan Çağlar ece ayhan Ece Ayhan anma etkinlikleri Ece Ayhan Sivil Girişimi Ece Ayhan Çağlar Ece Gamze Atıcı Edebiyat Edgar Allan Poe Edith Piaf editör editör yazısı efemera Efemerista Efemerista Efrim Manuck Egg Dancing Eilish Lambrechtsen Einstürzende Neubauten Ekavart Gallery ek gösterim ekoloji ekolojik yaşam ortaklığı ekolojk yaşam Ekümenopolis El Arte de Volar Electric Wizard elektronik elektronika elektronik müzik Eleştirel Söylem Analizi eleştiri Elif Yıldız Elliot Smith El Topo Emanuel Mathias Emiliano Zapata Emmy Hennings Enda Hughes Ender Ormanlar Engelbert Kievernagel Engin Güneysu Enis Batur Enki Bilal Ennio Morricone enstalasyon Enteresan tasarım Epifanía Uveda de Robledo Eray Mert Erdem Helvacıoğlu Erdem Şenocak Erenköy Eric Andersen Erik Satie erkek Erkin Gören Erkin Koray Erkut Terliksiz Ernest Fuchs Ernest Hemingway Ernst Fuchs Ernst Jones Ersin Kalkan Ertem Eğilmez Ertuğrul Kürkçü Esat C. Başak Eskil Vogt Eskişehir estetik Etgar Karet Etgar Keret Etkinlik Eugene Hütz Eugeniusz Bąk ev evlilik Evren Ekşi Evvel Evvel Fanzin Ewald Gawlik experimental eylem eğitim eğlence Eşiktekiler facebook Faith d'Aluisio fantastik fantezi fanzin Fatih Akın Fatih Recep Tayyip Erdoğan Faust faşizm fc st pauli Federico Fellini Feeling B felsefe feminizm Femme Fatales Fenerbahçe Ferdydurke Ferenc Liszt Ferhat Uludere Feriköy Pazarı ferit edgü Fernando Pessoa festival fetiş Feyyaz Kayacan Filippo Tommaso Marinetti Filistin Film film festivali filmler filozof Finnegans Wake Flaneur Comics Flannery O'Connor flickr Fluttery Records Fluxus Fluxus 50 folk Forough Farrokhzad Forugh Farrokhzad Fotoğraf fotoğrafçı fotoğrafçılık Francesca Woodman Francis Picabia Franco Brambilla Frank Zappa Fransa Fransız Franz Kafka Franz Marc François Truffaut Fred Fiction Freedom Express Friedrich Nietzsche Fritz The Cat Fugazi Funny Games Futbol Futuristika Fyodor Mihailoviç Dostoyevski Füruğ Ferruhzad Fütü fütürist manifesto Fütürizm Gabriela Benackova gala Galata galeri Galeri Merkur Galeri Nev Galileo Galilei Galina Benislavskoya garage garaj garajistanbul Gary Lucas Gaye Su Akyol gazete gazeteci gece Gecenin Sonuna Yolculuk gelecek gelenek gemi Geoffroy de Boismenu George Grosz George Orwell Georges Bataille Georges Perec George Whitman George Yuri Yesenin Georg Trakl Gerhard Urbanek gerilim Gertrude Stein gerçek gerçeküstü gerçeküstücülük gezegen gezgin gezi Gezi/Mekan Gezi Direnişi Gezi Parkı geçmiş Ghetto Gilles Deleuze Giovanni Scognamillo Giuseppe Culicchia giysi Goblin Godflesh God is an Astronaut Godspeed You Black Emperor Gogol Bordello gol Gordon Matta Clark Gotham Gothic Americana Grace Grace Jones graffiti grafik grafik tasarım grafitti Grails Grand Funk Railroad Gregor Samsa grindcore grotesk Grup Ses Beats Guardian Guildford Dörtlüsü Guillaume Apollinaire Guillermo del Toro Gurme Gurme Gustav Klimt Gustav Klimt 150 yaşında Gustav Meyrink Gus Van Sant Gypsy Lou Webb görmek görsel görsellik Görüntü görüntü gösteri gösterim Güncel Güney Gotiği Güney Kore günlük gıda H.P. Lovecraft Halil Duranay Halit Kıvanç halk Hamlet Hannah Höch Hans-Lukas Kieser Hans Arp Hans Richter Hans Rudolf Ruedi Giger Haramiler hardcore Hardcore Punk Harfhane Harfhane Yayınları Harold Pinter harsh noise Hartmut Bitomsky hastalık hayal hayal gücü Hayat Hayat Haymatlos hayvan Heath Ledger heavy metal hediye Hegel Heinrich Himmler Henrik Isaksson Garnell Herman Melville Herta Müller Hey Jude heykel High Fidelity hikaye Hikmet Benol Hippi Perihan histeri Hitler Hitoshi Matsumoto Holger Czukay Hollanda Hollandalı Horaley Howard Phillips Lovecraft Howard Zinn Hrant Dink HR Giger Hugh B.O’Brian Hugo Ball Hukuk Fakültesi Hungry Planet Hunter S. Thompson Hush Galeri Hush Gallery Håvard Skaset Håvard Volden Héléne Cixous Hülya Vatansever Hür Yumer Ian Mackaye I Create Soundscapes idam ifade özgürlüğü IKSV iktidar ilan-ı aşk iletişim illüstrasyon illüstratör imge Imre Kertesz inceleme Indie Indigo industrial insan insanlık interaktif interaktif heykel internet intihar Ira Cohen Irvine Welsh Isadora Duncan Isidore Ducasse istanbul indie scene Istanbul Noir istismar isyan içerik işitsel J.D. Salinger Jack Kerouac Jacques Derrida Jacques Prévert Jacques Ranciére Jacques Rigaut Jacques Roubaud Jacques Vaché Jaguar Kitap Jaguar Yayınları James Duval James Gleeson James Graham Ballard James Joyce Janacek Jana Müller Jane Birkin Janset Karavin Jan Švankmajer Japon Japonya Javier Marías jazz Jean-Paul Marat Jean-Paul Sartre Jean Cocteau Jean Genet Jean Jacques Lequeu Jean Luc Godard Jean Rollin Jean Sol Partre Jecques Vergès Jeff Bridges Jeff Buckley Jennifer Martenson Jeremy Profit Jessica Green Day J G Ballard Jimi Hendrix Jim Jarmusch Jim Morrison Jimmy Page Jimmy Yensid Jim Norton Joachim Trier Joan Baez Joan O’Hara Joe Strummer John Boorman John Brandon John Cale John Crowley John Cuddy John Dillinger John Goodman John Herschel John Hurt John Milton John R. Searle Johnston McCulley John Zorn Jonathan Forgansh Jonathan Rhys Meyers Jonathan Safran Foer Jon Theodore Jon Webb Jorge Luis Borges Josef Albers Josef Koudelka Joseph Kosuth Josh Brolin Joy Division JRR Tolkien Juan Ralfo Jude Law Jules Monnerot Jules Verne Julianne Moore Julie Doucet Julien Torma Juliet Hulme Juliet Stephenson Julio Cortázar junkie Jürg Solothurnmann kabare Kaddis a Meg Nem Született Gyermekent Kadife sokak Kadir İnanır Kadıköy kadın kafa kafabindünya Kafka kahve kamera kaos kaotik edebiyat Kara Büyü kara kedi Karanlıkta Dans kara tiyatro kara tren Kara Şövalye Karel Reisz karga Karga Mecmua Kargart karikatür Karl Marks karnaval Karotte kartpostal karşı kültür kasaba Katalan katar katliam kedi Keith Richards kelimeler Kenneth Anger Kenneth Branagh kent kentsel dönüşüm kes yapıştır Kiki kilise kimlik kitabevi Kitabiyat kitap kitap eleştirisi kitap kapakları kitaplık klasik müzik Klaus Schulze Kletka Red klip Kohei Yashiyiki Kokomo kolaj koleksiyon kolektif Komplo Komplo komplo teorisi kompozisyon komünizm konferans konser konserler Konstantiniyye Üçlemesi Konstantin Stanislavski Kore korku korku edebiyatı korku filmi korkunç filmler kostüm kover krautrock Kreuzberg Kristin Scott-Thomas Kuad Galeri kukla kumaş Kunsthalle Kurgu Kurt Schwitters Kurt Vonnegut Kurt Vonnegut Jr Kösmonaut köy köşe yazısı kült Kült Neşriyat kültür kültürel küratör küreselleşme Küçük İskender kırmızı kısa film kısa hikaye Kızıl Ordu Fraksiyonu L'Attentat Laibach Laika Lale Müldür Lamb Langston Hughes Lars Lindstrom Lars Von Trier Laszlo Fogarasi Jr. Lautreamont Lawrence Durrell Lawrence Ferlinghetti Leata Land Lech J. Majewski Lech Majewski Led Zeppelin Lenin Leningrad Leonardo da Vinci Leopold Wróbel Leos Carax Leo Troçki Les Murray Levent Şentürk Lev Troçki lezzet LGBT Life liste Liza Bear Liz Jensen logo Lolita Londra Louis-Ferdinand Céline Louis-Ferdinand Céline 118 yaşında Louis-Jacques-Mandé Daguerre Louis Aragon Louise Hindsgavl Loujon Press Lou Reed Lovecraft LSD Lucien Sénémaud Lydia Lunch Lyn Hejinian László Krasznahorkai Löpçük Lüksemburg Macar Macaristan Macedonio Fernandez Madchester Mahir Duman makarna makina manga manifesto manken Man Ray manyak Marcel Duchamp Marcel Proust Marcel Schwob Maria Kodama Marilyn Monroe marionette Mariya Andreyevna market Mark Z. Danielewski Marsden Hartley Marx'ın Dönüşü masa masal Masashi Kawamura masumiyet Matbuat Matbuat matematik math rock Matt Borrusso Matt Dillon Maurice Blanchot Maurice Sendak Mauvais Sang Mavado Charon mavi Max Brod Max Ernst Max Jacob Mayhem mağara Medya Medya Mehmet Gökmen Mehmet Siyahkalem Mehmet Zaman Saçlıoğlu Mehtap Meral mekan Meksika mektup Meltem Ege Memento mori Mesut İtku meta-metin metal metin Metin Erksan Metis meydan Meydan Gazetesi meyve Mezarlık Michael Cooney Michael Gira Michel Foucault Mihran Tomasyan Mike Hostench Mikhail Bulgakov Mikrokolektyw Milano Milena militarizm mimari mimarlık Mimar Sinan Üniversitesi Mine Söğüt minimalizm Mircea Cărtărescu Miron Zownir Mirza Metin Mississippi Nehri mizah Moby Dick moda model modernizm Mogwai monolog Moskova movie poetry mp3 Mr. Natural Mrcello Mgni Mtaär mum Murat Cem Şerbetçi Murat Nemet-Nejat Museum für Konkrete Kunst Musevi music Musiki Mustafa İtku mutfak mutluluk Mutlu Yetkin myspace Münir Hayri Egeli müzayede müze müzik müzikal müzisyen mısır Naked Lunch Nazi Nazizm Nazım Ünal Yılmaz Necati Tosuner Nechayevschina nefret Neil Young Nekizm Nekropsi Neu! Neue Slowenische Kunst Neuromancer new model army New Orleans New York Nick Cave Nick Hornby Nico Nico Papatakis Nida Kireççi Nietzsche Nikola Tesla Nişantaşı Noam Chomsky Nobel Ödülü Nod noise Norgunk Norgunk Yayıncılık Norveç Notre Dame NSK Nusrat Fateh Ali Khan Occult rock OccupyGezi Occupy Gezi Parkı oi okuma Okültizm Olga Knipper Oliver Saks Omar Rodriguez-Lopez online yayıncılık opera Operation Room organik ürünler Orhan Gencebay Ortaçağ Oscar Wilde Oscar Zeta Acosta Osman Cavcı Osmanlı otel Ottlo Kafka Oulipo Outlet oyun oyuncak oyuncu Oğuz Arıcı Oğuz Atay Pablo Neruda pagan panel pantolon pantomim Paola Dionisotti para Paranoid Park Paris Paris sous la pluie park Park Chan-Wook parti Pat Kinevane Patti Smith Paul Avrich Paul Bowles Paul Claudel Paul Eluard Paul Hurst Pauline Baynes Paul Klee Paul Valéry Paul Verlaine Paul Wheeler Paweł Stolorz Pera Film Pera Müzesi performans Pete Postlethwaite Peter Bürger Peter Greenaway Peter Menzel Peter Singer Peter Steele Petra Heöcker Peyote Philip K. Dick Philippe Dijan Philippe Soupault Pi Artwoks Pi Artworks Pi Artworks Istanbul Picasso Pier Paolo Pasolini Pierre Albert-Birot Pierre de Massot Pierre Henry Piha Kolektif Pilevneli Project piyanist Poe Poe'nun 200. doğum günü Poe-nun 200. yıldönümü Poe Günleri poetika Poetry Scores Politik Politik politika Polonya Pontiak pop art Pops Farrar popüler kültür Popüler Kültür porno pornografi Portre Portre post-metal post-punk poster post hardcore post punk post rock Prag pratik pre punk program progressive rock proje Projeler propaganda propaganda yayınları Proscenium Arch protesto psikanaliz psikoloji psychedelic psychedelic rock psychodelic psychodelic rock pulp punk punk rock Puruli Kültür Sanat Pınar İlkiz Queer Quentin Tarantino Radikal radyo Rafet Arslan Rainer Maria Rilke Rammellzee Rammstein Ray Bradbury Raymond Poincaré Raymond Queneau Raymond Roussel Rebecca Pinteon Red Sparowes Refik Anadol Regis Debray Reha Erdem rehber Reinhard Kleist Reinhard Scheibner reklam Rene Magritte renk René Char Replikas resim Resim Bölümü ressam retro retro futuristik retro futurizm Ribemont-Dessaignes Richard Brautigan Richard Ellmann Richard Huelsenbeck Richard Le Gallienne Richard Sennett Ridley Scott ritual ambient ritüel Robert-Louis Stevenson Robert Crumb Robert De Niro Robert Desnos Robert Plant Robert Smith Robert Walser ROBOTİK HAYALLER rock rock'n roll Rockwell Kent Roj Friberg Rolf Lappert roman Romina Raffaelli Ron Mueck Rosa Barba Rosa Luxemburg Ross Canon Roy Andersson Ruhi Su Rune Grammofon Rus rusya Ryohei Hase rüya Rıfat ŞAHİNER Rıza Pehlevi Sachsenhausen Sadık Hidayet sahne salata salon SALT Beyoğlu Salt Galata Salvador Dali Samuel beckett Sanat Sanat sanat galerisi sanatçı Sandro Aguilar San Francisco sansür Santralistanbul sapkınlık sapıklık Sarah Kane Sarkis sarkıntılık Sarıcaalili Godot Mustafa satanizm savaş Savva Morozov saykodelik sağlık Sean Foley sebze Secret Chiefs 3 Sedat Türkantoz seks Selahattin Özpalabıyıklar Sel Yayınları Selçuk Artut sempozyum senarist Senin Ailen Bir Yalan Yavrum Serge Gainsbourg Sergei Bruyukhonenko Sergey Yesenin Sergey Yesenin yazı dizisi Sergio Leone Serhat Köksal ses sessiz sessiz film sessiz sinema sevgi sevgili Sevil Tunaboylu Sex Pistols Seydi Murat Koç Seyyar Sahne seçki Shakespeare Shaktar Donetsk Shuji Terayama siberpunk Sigmund Freud Signe Berstrom Sinan Tınar sinsiyet Siren Yayınları sirk Situasyonizm Sitüasyonist Enternasyonal Sivil itaatsizlik nedir sivil sorular Sivil İtaatsizlik Siyahi Dergisi siyaset Slavoj Žižek Sleep Maps SLip SODA Sofya Andreyevna Tolstoy Sohrab Mohebbi sokak sokak edbiyatı sokak sanatçıları Sokak Sanatı solo Sonic Youth sosyal sosyalist sosyalizm sosyoloji sovyetler birliği soykırım Space music spagetti spagetti western SSCB St. Louis Stanislas Szukalski Star Wars Steampunk Stefano Marini Stephen King Stockholm Stoner Rock stream street art Suat Kemal Angı Sukiyaki Western Django Sun God sunum Superman surf Susan Sontag Swans Sylvain Cotte Sylvia Plath Sátántangó süper kahraman sürrealist sürrealist eylem türkiye Sürrealizm sıcak taciz Tadanori Yokoo Tad Danielewski tahakküm Tahran Bienali Taksim Taksim Gezi Parkı Talin Büyükkürciyan Tangerine Dream tango Tanrı Tanıl Bora tanıtım tarantula tarif tarih tarihte bu hafta Tasarım Tasarım tasarımcı tatil Tatyana Yesenin Tayland taşra Taşıdıkları Şeyler tecavüz Ted Hughes Tehlikeli Oyunlar Teknoloji Teknoloji telefon televizyon Tenten terkedilmiş Terra Incognita Terry Bisson Terry Gilliam Tetsuya Ishida The Bad Seeds the Beatles The Brian Jonestown Massacre the Clash The Doors The Empire Project Thee silver mt. zion Thee Silver Mt. Zion Memorial Orchestra & Tra-La-La Band The Ex The Fall The Handsome Family The Lord of the Rings The Mars Volta Themroc The NAtion The Ninth Life of Louis Drax Theodor W. Adorno Theo van Doesburg The Paper Eater the Pogues The Smiths The Stooges The Velvet Underground The Weird Girls This Will Destroy You Thomas Bernhard Thomas Keenan Three Fried Men Thrill Jockey Records Théophile Alexandre Steinlen Tim Burton Tim Larson Tim O'Brien Timurtaş Onan tipografi tiyatro tiyatro dışı metin Tokyo Tom Cora Tom Hall Tom Robbins Tom Waits Tony Gatlif Tophane toplama kampı topluluk toplum Toru Kageyama Totalitarizm trailer Trainspotter transgender tren trenler Trey Spruance Tristan Tzara trompet Tufandan Sonra Turgut Uyar Turhan Günay turizm turne Tutunamayanlar tv Twitter Tyler Durden Type O Negative tören tüketim Tülay German tünel Türk Türkiye Türk Sineması türlerin kökeni Tütün Deposu Ulrike Meinhof ultras ulusalcılık Ulus Baker uluslararası Uluslararası Af Örgütü Ulver Ulysses Unabomber Un Chant d'Amour unutulmasın diye Urban Jealousy USSR uyarlama uyku Uykuda Çocuk Ölümleri Uzak doğu Uçma Sanatı vagon vahşet Vamos Bien vampir Van Gogh Varg Vikernes varoluş Vatan Partisi Velimir Khlebnikov Vermin Supreme Vic Chesnutt Vic Chestnutt Victor Hugo video klip Vinnie Appice Vinnie Jones Vinnie Paul vintage Virginia Woolf Virginie Despantes vizyonsuz sinema Vladimir Makanin Vladimir Nabokov Vladimir İlyiç Ulyanov vokal Volkan Aslan Vs. Vsevolod Meyerhold Vüs'at O. Bener Walter Benjamin Wassily Kandinsky Watchmen web 2.0 web dergi Weiland Herzfelde We Make Magazines Wheat Würtzburger William Blake William Burroughs William Faulkner William Gibson William Heath Robinson William S. Burroughs Wim Wenders Wire Witold Gombrowicz Wolfgang Hilbig Wooden Shjips WOUNDED WOLF PRESS Wrekmeister Harmonies Xiu Xiu Yadigâr Ejder Yalı Hanı Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık yaratıcılık Yaratılış yarışma yayın yayıncılık yayınevi Yayınlanmamış önsözler yazar yazı Yazı dizisi Yazı dizisi Yazı dizisi: Nico yağmur yaşam Yaşar Çabuklu yemek yeni yıl Yer6 Hafıza yeraltı yeraltı edebiyatı Yerel İllüstratörler 02 yerleştirme Yevgeni Zamyatin Yeşilçam Yitik Ülke Yayınları YKY Yoko Ono yoksulluk yolculuk Youtube Yukio Mishima Yunanistan Yurdaer Altıntaş Yves Klein yönetmen Yüksek Lisans Yüzüklerin Efendisi yılbaşı yıllık Zafer Aracagök Zafer Yalçınpınar zeitgeist Zeki Alasya Zeliha Berksoy Zeynep Arabacıoğlu Zinaida Reich zine Ziya Osman Saba zombi zombie Zombie Green Room zombie movie zombi filmi Zoomoozofon zulüm Ç.R.O.P. Çanakkale Çanakkaleli Melahat Çanakkale İçinde Çek Cumhuriyeti Çekoslovakya Çin Çingene Çizgi Roman Okurları Platformu Çiğdem Erken Éditions Gallimard Édouard Levé Ölülerimizi Topluyoruz Ölüm Tarlaları Ömer Bakan Ömer Madra Ömer Uluç Özdem Petek Özge Dirik Özgül Tanyeri Özkan Şahin Ümit Kireççi çağdaş sanat çekim çeviri çevirmen çevre çevre koruma çizer çizgi film çizgi roman çizim çocuk çok-kültürlülük çöp ödül ölü ölüler ölüm örümcek öykü özel koleksiyon özgürlük öğrenci öğretim üniversite üretim ütopik mimari ütopya İbni Haldun İFSAK İhsan Oktay Anar İkinci Dünya Savaşı İlahi Komedya İlber Ortaylı İlhan Berk İlhan Mimaroğlu İlyas Odman İmece İngiliz İngiltere İnsan Hakları İran İsa İslamiyet İsmail Yerguz İspanya İsrail İstanbul İstanbul Bilgi Üniversitesi İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi İstanbul Modern İstanbul Modern Sinema İsveç İsviçre İtalya İtalyan İtalyan sinemasi İvan Turgenyev ırkçılık Şeyda Öztürk Şeytan Duymadan Önce Ştrugatski Biraderler şair şan şans şarkı şarkıcı şehir şiddet şiir şizofreni