Ağıt

Sevgi arsızı olarak yaşamak orada, kendinden hoşnut olmadan… Kendinden nefret ederek…..

Haziran '08

hep sevilen olmak, şımartılmak, sevgi şımarığı olmak, sevgi taşmak…

sonra birden uçuruma düşmek… sevgileri yukarda bırakarak… onları tutamamak, kaçmaları parmak uçlarından…

dipten çıkamamak… orada debelenip durmak… sevgilerin hayaliyle yaşamak… nereye kadar… tırmanıp-tırmalayıp çıkmaya çalışmak, çıkamamak… sevgi arsızı olarak yaşamak orada, kendinden hoşnut olmadan… kendinden nefret ederek…

birden tutunmak bir şeye… gurur… onu öğrenmek… yıllarca es geçilen gururu öğrenmeye çalışmak el yordamıyla… gurur kurtarıcı, zaten buz bıçaklarından başka tutunacak dal yok şimdi..

gurur içe dönük, yalnız, durgun, sıkıcı, acıtıcı… ama olsun… sevgisizliğin ilacı ya… zehire karşı zehir… hiçbir şey sevginin olmadığı o uçurum dibinden iyidir… buz mavisi gurur seni özgürlüklere çıkarabilir.

belki de yeni bir umut… gerçi sen umudu çoktan sildin… gene de pembe bir umut kırıntısı kıpırdar yüreğinin ta orta yerinde geleceğe dair… olmaz olmaz… hayal gibidir, varlığıyla yokluğu birdir…gene de pır pır eder kendi kendine… sevgi fısıldar, melankolinin dilinden… bu hüzünlü umut seni ferahlatır mı… bir esinti gibi geçer mi üzerinden…

mavi gurur ve pembe umut siyah sevgisizliği alt edebilir mi… edemez de oyalar… yeni bir sevgi ışını sana gelen, senden yansıyana ya da, belki senin yolladığın ışınlardan biri, birinden sana yansıyana kadar… bu kaosta ne olacağı bilinmez… beklersin buz mavileri ve şeker pembeleriyle, zifiri siyahlarda kaybolmamak için…

gece karaları üstüne üstüne gelir… sevgin kurtaramaz seni, öyle cılız kalmıştır ki, besinsizlikten… sevgin aralayamaz artık çöken simsiyahları… ararsın hep pembelerle mavileri, kollarını uzatırsın onlara…

mavi dikleştirir seni, için buz keser, sertleşirsin, öyle ki kırılıvermekten korkarsın, tuzla buz olmaktan… sevginle ısındığında da erimekten…

karanlıklarda el yordamıyla ilerlersin yavaş yavaş… çıkmak istemezsin… her şeyin, mavin, pemben, turuncu aşkın bu karanlıkta gizlidir…sanki her an çıkabilirlermiş gibi karşına… sen onlarsındır, iyi kötü sen, yaşadıklarınsındır….

dışarda hayat göz kırpmaktadır sana… bir şeyin seni tutup çıkarmasını beklersin… öyle çakılıp kalmışsındır… gurur ipi ve umut tülleri yardımcı olsa ya… ne gezer… nihai çaba senden gelmeli, iç gücün… bir çıksan, orada geniş ufuklar seni beklemektedir…

belki, mutlaka eski dünya değildir… yeniden, yepyeni, yeni sevgilere, sevgisizliklere gebe… gene de nefes alabileceğini umduğun… buz mavilerle soğumuş, şeker pembelerle bayılmış, gerilip kalmış beden ruhunun canlanacağı bir yer orası… araftasındır şimdi… adım atma zamanı… karar zamanı…

boşa yaşamadın bunları…umudu, gururu, sevgi-sevgisizliği… hayatı… bunların bilgisi ile donanmak az şey mi… gelecek mutlaka daha değişik olacak… kanatlarını tak yeniden… haydi… ✪