[Fütüristika!] arşiv düzenlemesi için bakım çalışması yapmaktadır | [Futuristika!] is under maintenance

21yy

Öndeyiş

Bu yazı günlerce süren karamalar sonucunda, direnişin tam da birinci ayı dolduğunda yazılabilmiştir. Tarih değil- tarihsel bir kırılma an be an sokakta yazılırken; mahalli forumlar, toplantılar, yürüyüşler arasındaki korkunç ve muhteşem bir akış içinde yazmanın tüm zorluğuyla kaleme alınmıştır. Ve bu akış sürmektedir…

Her Şey Bir Gaz Ve Toz Bulutuydu; Sonra Hayat Başladı

Gezi Parkındaki açılan bu döviz aslından bu neşeli ve kararlı direnişin ruhunu anlatmak için güzel bir başlangıç: Her şey bir gaz ve toz bulutuydu; sonra hayat başladı.

Bu döviz; 3 milyon insanın çeşitli kimyasal gazlara boğularak yürüttüğü bir mücadeleyi çok güzel özetliyor. Peki ama tüm dünyayı etkileyen bu direniş nasıl başladı ve  “yeni” başlayan hayat neydi?

Türkiye de sistemin git gide otoriterleşmesi insanları karamsarlığa, tecride, umutsuzluğa, yalnızlığa, korkuya, çaresizliğe boğmuştu. Sistemli aşağılanmaya maruz kalan toplumun geniş kitlesi büyük bir iç sıkıntısı, heyecansızlık, tutkusuzluk, paranoya, çıkışsızlık çemberindeydi. Doğum kontrolüne getirilen yasaklar, devletin sürekli yinelediği her ailenin en az 3 çocuk yapılması dayatması, kürtaj yasağı, hayvan haklarını gasp eden yasa, kentlerin tüm tarihi/kültürel değerlerini altüst eden kentsel dönüşüm yasaları, sendikalara karşı artan baskılar, alkol satışına getirilen kısıtlama, basın ve ifade özgürlüğünün sürekli kısıtlanması, insanların yaşam tarzlarına yönelik hükümet müdahaleleri, artan insan hakları ihlalleri…

[sws_blockquote_endquote align=”right” cite=”-” quotestyle=”style04″] Barikatların ruhsal güvencesinde Taksim Meydanı ve çevresi açık bir Gerçeküstü karnavala dönüştü 11 gün boyunca [/sws_blockquote_endquote]

Toplum; sanki sürekli yumruk yiyen ve artık köşe iplerine sıkıştırıldığını düşünen bir yenik boksörün ruh halindeydi. Bu saldırıların bir adım bir adım ötesi seçimle başa gelmiş bir açık diktatörlük olacağı kaygısı her yeri sarmaktaydı.

27 Mayıs 2013 günü; Taksim Meydanındaki Gezi Parkındaki ağaçların yıkımına karşı duran ve biber gazına maruz kalan bir avuç yurttaş; kuşkusuz toplumun bilinçaltında büyüyen kara kutuyu patlattıklarının farkında değillerdi. Gezi Parkına sahip çıktılar ve her türlü zorbalığa karşı parkı terk etmediler. Ulusal medya bu olayı yokmuş gibi hiç yansıtmazken; sosyal medya ve fısıltı gazetesi ile kulaktan kulağa yansıyan haberler ile insanlar harekete geçmeye başladı. Ve her geçen gün bu kalabalık yavaş yavaş arttı.

Ve küçük direnişçi grup; 30 Mayısı 31 Mayısa bağlayan gece, sabah 07:00’de insafsızca bir müdahale maruz kalıp parktan çıkarıldılar. Parka kurdukları çadırlar ateşe verildi, kişisel eşyaları talan edildi. Uygulanan kesin sansüre rağmen insanlar sosyal medya üzerinden bir anda akmaya başlayan video ve fotoğraflarla harekete geçti. O gün yüzüne sıkılan biber gazına rağmen ayakta dimdik duran kırmızı elbiseli genç kadının fotoğrafı her şeyi özetleyen en güzel kareydi. Sonra halk geldi; taşmış bir dere, bir heyelan gibi geldi..

İnsanlar sanki kahinsel bir sezgi ve telepatik bir iletişimle Taksim meydanına doğru aktı. 31 Mayıs akşamı Taksime akan kalabalığın milyonu aşması ve ülkenin 48 şehrinde halkın meydanlara akmasıyla oluşan;  açık bir ayaklama. Normal koşulda bir çok platformda yan yana hiç gelemeyen sosyalistler, liberaller, müslümanlar, sanatçılar, çevreciler, sosyal demokratlar,Türk/Kürt milliyetçiler, anarşistler, futbol takımlarının taraftar grupları,LGBT bireyler çok yoğun ve gaddarca bir polis müdahalesine rağmen sokakları ele geçirdiler. Uzun yıllardır ülkenin üzerine çöken kara gölge, bu depresyon 31 Mayıs akşamında bir anda yok oldu.

Kuşkusuz bu toplu olarak bir bilinç eşiğinin aşılmasıydı. Ani bir bilinç sıçraması, yüksek farkındalık, idrak ve aydınlanma. Bunların sonucunda oluşan müthiş bir birlik hali, dayanışma ve direnç..

Çok farklı yaşam biçimi, inanç ve ideolojiye sahip insanlar polisin gaddar saldırısından kaçmadılar, cevap verdiler, beraberce barikat kurdular, direndiler; çok’luk oldular. Hiç kuşku yok ki 12 Eylül 1980’de yaşanan ve binlerce insanın canına, yaşamına mal olan Askeri Darbe sonrasında doğan ve ta o güne dek apolitik gençlik, Y-Kuşağı diye yaftalanan gençler ayaklanmanın başını çektiler. Herkesi hayrete düşüren yaratıcılıkları, birleştiricilikleri, yüksek mizah anlayışları, hiç düşmeyen enerjileri, kararlılıkları ve bilgelikleriyle. Kendi evlerinde mücadele ettikleri “baba otoritesinin” uzun süredir devlet başkanı ağzından kendilerine dayatılmasına artık katlanamadılar.

O tarihsel bir karar anıydı; direniş içindeki tüm bireyler kendi içlerindeki korku ve kendi bilinçaltlarındaki iktidarlar ile yüzleştiler. Bu hesaplaşma ile “bir” olundu ve o gece korku duvarı aşıldı. Ve 34 saat sürekli süren direnişin bir ayaklanmaya dönüşmesi sonucu, 1 Haziran saat 16:00’da devletin kolluk güçleri Taksim Meydanı ve Gezi Parkından çekildiler. İşte ondan sonraki 11 gün boyunca yeni bir dünyanın kıvılcım haritaları, Harbiye’den Gümüşsuyu’na polisin ve devlet otoritesinin geri çekildiği “geçici otonom bölge”de oluştu. Böylece ayaklanmanın kendisi, form değiştirip bir “yeni” yaşam deneyine dönüştü.

Her birey; istediği dünyayı düşlemeye ve prototip olarak kurmaya kalkıştığında; aynı zamanda kendi öznelliklerini de yeniden kurdu. Hırs ve bencillik düzenine karşı, yardımlaşma, empati, dayanışma; yani tarifsiz bir iyilik patlaması. Ki direniş her türlü zorbalığa karşın tam bir aydır masumiyetinden, naifliğinden, şakacılığından, karnaval ruhundan, asaletinden hiç taviz vermedi. Direniş her türlü ötekilemeye karşı anti otoriter,anti hiyerarşik, anti homofobik; yani liberter yeni bir ruh ve dünya modeli oluşturdu.  Gezi parkına yeniden kurulan çadırlar ve onu takiben ülkenin birçok kentinde kurulan “özgür kamp” yaşam alanlarında paranın ve gücün geçmediği yeni otonom alanlar kurdular.

Gezi Parkı gündelik yaşamın tam içinde zamansal bir kırılma ve yeni yüzyılın yaşamının plansız; topun gelişine An’da yaratıldığı ve yaşandığı bir deneyim alanı gibiydi. Her şeyin bedava dağıtıldığı “devrim market”, herkesin kitap aldığı ve bıraktığı “gezi kütüphanesi”, doğal ekim modellerinin denendiği “gezi bostanı”, sanat atölyeleri, performanslar..

Barikatların ruhsal güvencesinde Taksim Meydanı ve çevresi açık bir Gerçeküstü karnavala dönüştü 11 gün boyunca. Şiir sokaklara taşmış, liberter şairler; Ece Ayhan’ın “aşk örgütlenmektir”, Turgut Uyar’ın “göğe bakma durağı” dizeleri sokağın kendisi olmuşlardı. İnsanlar yaratıcı yıkımın gücüyle baştan çıkmışlar, ayaklanmanın kalıntıları önünde hatıra fotoğrafları çektiriyorlardı. Hükümetin yıkacağını ilan ettiği Taksim meydanındaki eski kültür merkezi AKM binasının üstü direnişe dair pankart, flama ve görseller ile tamamen kaplanmıştı. Ölüm tehlikesine rağmen yüzlerce insan AKM binasının çatısına çıkmış ve bir semazen o çatıda semah etmişti. Karşı-mimarinin parıldayan örneği olan barikatlar, her yeri kaplayan delişmen zeka ürünü graffitiler, devrilmiş araçlar, her yanı kaplayan müthiş bir arzu patlaması büyük ütopyacı Fourier bu günleri görse; kuşkusuz göz yaşlarını tutamazdı.

Tüm bunlara karşı hükümet kendi güç alanını kullanarak medya üzerinden milyonlarca insanın katıldığı direnişi bir terör, vandalizm oluşumu, marjinal bir hareket olarak lanse etti; çok yoğun dezenformasyon kampanyası yürüttü. Direniş ise oluşan duruma karşı kendiliğinden bir refleksle merkezi medyaya ve onu finanse eden şirketlere büyük bir boykot kampanyası başladı. Bu boykot hemen sonuç verdi ve borsa altüst oldu. Faiz %7,5 düşerken, Borsa’da %19 değer kaybetti.

Kalabalıklar direnişe yer vermeyen ya da çarpıtan medya kuruluşlarının önünde binlerce kişilik protestolar geliştirdi ve hala geliştiriyor. Direniş ise ilk günden itibaren 3G teknolojisi üzerinden canlı yayın yapan yurttaş medyasını oluşturmuş durumdaydı. Bu irade Foucault’un “doğruyu söylemek” dediği tavrın en çıplak dışavurumu olduğu kadar; aynı zamanda her direnişçinin kendisinin gönüllü bir enformasyoncuya, bağımsız bir medyaya dönüştüğü yeni sürecinde işaretçisiydi.

Tüm bunlar olurken iktidar; tamamen Soğuk Savaş jargonuna bağlı büyük dezenformasyon kampanyaları başlattı. Toplumun geri kalanını direnişe karşı ajite eden ve aslı astarı olmayan bir karşı-propaganda kampanyası yürüttü. Direniş aslında faiz lobisi, ülkenin huzurunu bozmaya çalışan dış güçler, provakatörler ve ayyaş/serserilerin oyunuydu. Ortada bir protesto değil, seçimle gelmiş bir iktidara karşı, sivil darbe girişimi vardı. Sokakta olanları terörist olarak itham etti ve Türkiye için eski bir oyunun tekrarı olarak direnişçileri dine karşı bir azınlık olarak göstermeye çalıştı.

Oysa bu direniş kesinlikle laikler ve müslümanlar arasında bir çatışma değildi; yeni bir dünya özlemindeki çok’luk ile onu bastırmaya çalışan otorite arasındaydı. Zaten direnişin içinde tekil ve örgütlü bir çok müslüman vardı. Özellikle “Antikapitalist Müslümanlar” hareketi başından beri büyük bir özveri ve kararlılıkla direnişin içinde yer aldılar. İktidarın kaçırdığı şuydu ki, bu sivil direniş hareketi sadece onların partisi ya da yönetimine karşı değil; ülkenin tarihindeki tüm yönetimlere, partilere ve onların geliştirdikleri anlayışlara karşıydı. Yani kısaca mücadele; 20 yüzyılın  yasakçı, baskıcı, ötekileyici dili/ruhu ile, yeni doğan 21. yüzyılın ruhsal dirilişi; direnişi arasındaydı.

İktidar direnişçileri ideolojik marjinaller olarak görmek/göstermek istiyor; fakat sokakları kaplayan çok’luk artık klasik anlamda her türlü İdeolojik doğmayı aşan bir özgürlük dünyasını kurmaya çalışıyordu (ki hala çalışıyor). Direnişin içinde yer alan sosyalist ya da anarşist bir çok grup kitlenin yaratıcılığı, ısrarı, direngenliği karşısında heyecanlanmış ve de şaşırıp kalmışlardı. Ortaya çıkan durum bir çok teorik analizi boşa çıkarıyordu, şehirli orta sınıf ve apolitik olduğu düşünülen gençler her türlü ideolojik kabulün ötesinde yeni bir dil ve politika yaratıyorlardı.

Sokaktaki çok’luk hiç okumasalar bile Situasyonistlerin ideoloji eleştirisini pratik hayatta geçiriyor ve ideolojik ezberler dışında liberter bir özgürlük hayaletini oyuna çağırıyorlardı. Mevcut örgütlenme yöntemleri üzerinden gitmek yerine süreç içinde kendiliğinden çıkan örgütlenme yöntemlerine odaklanma, sürece güvenerek hareketi bu yöntemler üzerinden sürdürmenin; yani an’ın radikal politikasının yaratmanın peşindeydi çok’luk. Kitlenin kendi kendini örgütleme ve harekete geçirme kapasitesi gerçeğe dönüşmüş bir mucizeydi. Bu noktada kitleden ders alan, onu izleyen, onun iradesine saygı gösteren politikalar saygı kazandı.

Hareketin kendi sistem kontrollerinden çıkmasının acziyle otorite; 11 Haziran da çok yoğun bir saldırı ile meydanı, sanki bir düşman toprağını geri alır gibi yoğun saldırı ile geri aldı. Operasyonu bir çok dünya TV kanalı yanında, CNN International 7 saat canlı olarak verdi. Oluşan kamuoyu baskısı ile operasyonun Gezi Parkı ayağının açık saldırı ayağı durduruldu, fakat Park’a saatlerce gaz müdahalesi devam etmesine rağmen, çadırlardaki direnişçiler orayı terk etmedi.  Bundan 4 gün sonra süren kuşatma ardından 15 Haziranda Park zor ile polis işgaline alındı. Ve bu işgal hale devam etmekte.

Hemen ardından birden bire gelişen “duran adam” eylemleri ile, direniş ülke çapında bir “radikal sivil itaatsizlik” hareketine dönüştü. 16 Haziran tarihinde direnişte öne çıkan Beşiktaş taraftar grubu Çarşı’nın çağrısı ile ilk Halk Forumu oluştu. Hemen ardından forumlar çığ gibi büyüdü ve tüm ülkeye yansıdı. Şu an sadece İstanbul’un 48 mahallesinde halkın doğrudan demokrasi uygulaması olan Forumlar oluşmuş durumda. Avm’leri boykot, kredi kartı kullanmama, takas pazarı ile yeni armağan ekonomisi kurma tartışmaları hızlanıyor. Sokaklarda direniş sürüyor ve hükümetin yasaklamaya çalıştığı Taksim Meydanı olmak üzere, yüzlerce meydan da eylemler ise büyümeye devam ediyor.

Geleceğin Politikası

Bu direnişin ortaya çıkışı dünyadaki örneklerinin (Paris 2005 getto isyanları yada 2011 işgal hareketleri) aksine doğrudan bir ekonomik krize ya da ırksal hiyerarşiye karşı başkaldırı ile tetiklenmedi. Hareket baştan itibaren  hükümetin şahsında cisimleşen otoriteye karşı bir haysiyet başkaldırısı, etik bir isyan, hayatlarını istedikleri gibi yaşamalarına izin vermeyenlere karşı düşledikleri hayatı arayışının çağrısıydı. Bu anlamıyla çok’luğun istediği gibi yaşamaya hakkını talep ettiği bir arzu isyanıydı.

An’ın enerjisini mücadelelerine katan direnişçiler, rastlantının gücünü  de eylem çantalarına kattılar. 27 mayıs’tan beri direnişçiler sokakta “yeni durumlar” yaratmakta ve yeni bir hayat kurmanın olasılıklarını yoklamaktalar. Türkiye’de direnişçiler; şimdi umarsızca eski bilindik muhalif yöntemleri dışlayıp; yeni direniş, dil, politika ve örgütlenme pratiklerinin keşfine dalıyorlar. Kuşkusuz bu 21 yüzyılın ayak sesleridir. Kelimenin Deleuzcü anlamıyla hayat direnişe dönüşmüştür; ki milyonlarca insan Türkiye de tam bir aydır bununla yaşıyor, hayatlarının tam merkezinde direniş var.

Türkiye’deki eski muhalif kuşaklar bu direnişi 12 Eylül’ün aşılması olarak görüyorlar, ama direnişin yarattığı küresel durum açısından bakıldığında; genel olarak  Soğuk Savaşın yarattığı ideolojik mantalitenin de yıkıldığından bahsedebiliniriz. Ki hemen ardından Brezilya, Bulgaristan, Lübnan gibi ülkelerde patlak veren mücadelelerin tetikleyicisi de Türkiye’de canlanan yeni binyılın direniş kıvılcımı olmuştur.

Yaklaşık bir aydır ülkenin meydanlarını, sokaklarını, parklarını dolduran yüz binlerce insanın mücadelesinin bir saldırı değil, direniş hareketi olması kuşkusuz; ayağa kalkan çok’luğun ortak ve sezgisel kararıydı. Çok’luk kitle hareketini saptıracak, yağma, kundaklama, molotof kokteyli gibi saldırı araçlarına başvurulmasını baştan benimsenmedi. Ki direniş öncesi Türkiye toplumsal mücadeleler tarihi, otoritenin sürekli tahrik ettiği kan ile bastırılan silahlı mücadelelerin tarihi gibiydi.Şimdi gelişen kentli ve genç isyanın ruhunda; hınç ve nefrete karşı zekayla, yaratıcılıkla, mizahla direniş vardı. Bu meydanlar kahramanlar ya da şehitler peşinde koşmuyordu. Öylesine tıka basa yaşam sevinci doluydu ki, ölümü yok sayarak sokağa dökülüyordu.

Kuşkusuz bu direnişi oluşturan tarihsel/genetik birikimde Anadolu topraklarında yüzyıllardır süren halk ayaklanmalarının ruhu vardır. Kuşkusuz bu direnişin harcında en az yüz yıldır bedel ödeyen, mücadele eden Türkiye sosyalist solunun harcı vardır. Kuşkusuz bu direşin tohumunda 40 yıldır gelişen anarşist felsefenin ruhu vardır. Kuşkusuz bu direnişin harmanında 30 yıldır kirli savaşa maruz kalan Kürt halkının mücadelesi de vardır.

Tüm bu politik gelenek dışında 90’lı yıllarda Bergama ilçesi köylülerinin siyanürle altın çıkarılmasına karşı başlattıkları büyük çevreci sivil itaatsizlik, özellikle son bir kaç yılda İstanbul’da gelişen yeni kent hareketlerinin kentsel dönüşüme karşı mücadelesi, otoritenin ahlakçı baskısına karşı fanzinlerden ve karşıt kültürden büyüyen direnç, nükleer enerji ve hidro elektrik tesislerine karşı gelişen çevreci dinamik, 1/12 Haziran günlerinin ruhsal kehanetini yapan Yıkım 2011 gibi bağımsız sanat/hayat hareketlerinin yarattığı yıkıcı enerjinin, öteki’lemenin ve nefret söyleminin en ortasında mücadele eden LGBT ve kadın hareketlerinin ve burada adını anmanın mümkün olmadığı kadar majör/minör bir çok mücadelenin emeği vardır.

Fakat; şu an ortaya çıkan direniş büyüklük, kapsayıcılık, yaratıcılık, dil ve örgütlenme anlamında, tamamen yeni doğan ve öncesi her şeyi içine alarak “yeni”yi kuran bir ruha aittir. Bu manada ülke, bölge sınırlarını aşan yeni ve küresel bir eylemin sinyallerini vermektedir.

Ara Söz
Bakanlık raporuna göre eylemlerde 4.900 kişinin gözaltına alınırken, şu ana dek 70 Kişi tutuklandı. Sokak eylemlerinin 79 ilde yapıldı, sadece 2 ilde sokak eylemlerinin yapılmadı.
Türk Tabipler Birliği raporlarına göre ülke genelinde direnişte: Toplam; 7 bin 681 yaralı, 63 ağır yaralı, 4 ölü.

“Düz Ayak, Çivit Badanalı Kent Nasıl Kurulur Abiler?” Ece Ayhan

Bu gün Türkiye’deki direnişin tam birinci aynının doldurduğu gün. Ve bu gün direniş nereye gidiyor- sorusuna direnişteki herkesin vereceği yanıt, sanırım “bilmiyorum” olacaktır. Normal şartlarda güvensizlik ve şüpheye neden olacak bu cevabın, şu an neden bu denli coşkuya yol açtığı ise kendini tamamen rastlantıların akışkanlığına bırakan bir direnişin ruhunda saklıdır.

İnsanlar; sanırım şu an en çok Taksim Meydanın özgür olduğu o 11 günü anımsıyor, yeniden ve yeniden AKM binasına bakıyorlar; bayraklarla donandığı o günleri özlercesine..

Bildiğimiz her fotoğraf karesi, bize geçmişten kalan bir anıdır. Ama şu an 1/11 Haziran arası günlerinin AKM fotoğrafına bakıp duran insanlar; yaşanmış bir geçmişin değil, yaşanacak bir geleceğin karesini kalplerinde ve ruhlarında taşıyorlar.

Ve Gezi Parkında herkesin dediği gibi: Bu daha başlangıç…

27.06.2013

İstanbul/Türkiye

F: Işık Mater [@isik5]
F: Işık Mater [@isik5]

 

Aaron Hobson Alain Mascarou Alberto Giacometti Alberto Manguel Alberto Savinio Aldous Huxley Aleister Crowley Alejandra Pizarnik Alejandro Jodorowsky Alejandro Zambra Alexander Hacke Alexander Sergeyeviç Yesenin-Volpin Alfred Jarry Algan Sezgintüredi Ali Akay Allah Almanya Alper Canıgüz Alper KAmu alt kültür Andreas Baader Andre Breton Andre Gide Andre Rene Rousimoff Andre the Giant Andrew Losowsky Andrey Tarkovski André Breton & Philiphe Soupault Andy Warhol Anna Atkins Anna Massey Anna Romanovna Izryadnov Anthony Burgess ANTONIN ARTAUD Armağan Ekici Arthur Brown Arthur Cravan Arthur Rimbaud Ash Ra Temple A Silver Mt Zion Aslanlaşma Aslı Bostancı Atatürk Atilla Birkiye Atom Egoyan A torinói ló Austin Osman Spare avangard avangart Ayfer Tunç Ayhan Geçgin Ayhan Çağlar Aziz Genet A Zona B-movie Bahçeşehir Üniversitesi Bakışsız Bakışsız bir kedi kara balkan Banksy Bansky Banu Alkan Barack Obama Barones Else Von Freytag-Loringhoven Baroness Bartolomeo Vanzetti barış Barış Akkurt Barış ve Demokrasi Barış Yarsel Bask baskı basılı yayın basın basın toplantısı Bathory Batman Baysan Yüksel bağımsız bağımsız film BBC Beale Caddesi beat beat edebiyatı beat generation beat kuşağı Beatles beatnik bebek beden bedensel deformasyon Beethoven Begüm Güzel Behemoth belediye belgesel Belle & Sebastian bellek Belçika Berlin Betty Blue Beyaz Kuzgun Beyoğlu Beşiktaş Beşir Fuad bienal biletix Bilge Karasu bilim kurgu bilimkurgu bilinç akışı Bill Ward Birol Ünel Birsen Tezer Bizans bizarre black metal Black Ovarian Death March Black Sabbath Blaise Cendrars Blind Cat Black Blixa Bargeld Bloomsday Bob Dylan Bolesław Skulik Bora Akıncıtürk Borges Borges 113 yaşında Boris Vian Boris Ştrugatski Boston Bozlu Art Project Boğaz boşluk Brian Eno Brion Gysin Bronislav Prochazka Bryan Ferry Budapeşte bulmaca bulvar Bunny Munro Burcu Perçin Béla Tarr Bülent Erkmen Cabaret Voltaire caferağa Cambridge cami Camille Claudel Can canavar Can Can Heads Caspian caz cehennem Celal Mordeniz Cemal Arığ Cemal Süreya Cer Modern Cevdet Erek Ceza Cezayir Chantal Akerman charles bukowski Charles Darwin Charles Dickens Chris King Christian Debois Chuck Palanhuik cinayet cinnet cinsellik Claude Faraldo Cleon Peterson Colophon Colophon 2009 Comics Comte de Lautréamont Conrad Schnitzler Cory Doctorow Cozy Powell Culture Multure cut-up cyberpunk César Vallejo Dada dadaizm Dagerreyotipi Dagon Ezoterik Tarikatı Daguerreotype Dagur Kari Dali Damien Hirst dan haag dans Dante Dante Alighieri Danzig Darbe Dario Argento dark ambient dark jazz dava Dave Eggers David Bowie David Byrne David Keenan David Lynch dayanışma DDR Death In Vegas death metal Deborah Lupton dedektif Deep Purple Defter Kazıyıcılar Kooperatifi dehşet delilik demokrasi deney deneysel deneysel müzik Dengue Fever deniz DEPO dergi dergi yazarları derleme Der Orchideengarten Derya Bengi devlet devrim Dick Tracy Diederick Kraaijeveld Die Firma die toten hosen dijital gramafon dijital sanat dijital yayıncılık dil din direniş disiplinlerarası disko distopya diyalog dizi DJ dj set documentary Dogzstar Domenico Modugno Don Kişot Donnie Darko doom Doris Lessing Dostoyevski download doğa doğaçlama Doğu Almanya drama drone drone rock DSP Duchamp Duke Ellington dunia Dusha Bateson dönüşüm dünya Düş Yola e-book e-kitap E.M. Cioran E Ayhan Çağlar ece ayhan Ece Ayhan anma etkinlikleri Ece Ayhan Sivil Girişimi Ece Ayhan Çağlar Ece Gamze Atıcı Edebiyat Edgar Allan Poe Edith Piaf editör editör yazısı efemera Efemerista Efemerista Efrim Manuck Egg Dancing Eilish Lambrechtsen Einstürzende Neubauten Ekavart Gallery ek gösterim ekoloji ekolojik yaşam ortaklığı ekolojk yaşam Ekümenopolis El Arte de Volar Electric Wizard elektronik elektronika elektronik müzik Eleştirel Söylem Analizi eleştiri Elif Yıldız Elliot Smith El Topo Emanuel Mathias Emiliano Zapata Emmy Hennings Enda Hughes Ender Ormanlar Engelbert Kievernagel Engin Güneysu Enis Batur Enki Bilal Ennio Morricone enstalasyon Enteresan tasarım Epifanía Uveda de Robledo Eray Mert Erdem Helvacıoğlu Erdem Şenocak Erenköy Eric Andersen Erik Satie erkek Erkin Gören Erkin Koray Erkut Terliksiz Ernest Fuchs Ernest Hemingway Ernst Fuchs Ernst Jones Ersin Kalkan Ertem Eğilmez Ertuğrul Kürkçü Esat C. Başak Eskil Vogt Eskişehir estetik Etgar Karet Etgar Keret Etkinlik Eugene Hütz Eugeniusz Bąk ev evlilik Evren Ekşi Evvel Evvel Fanzin Ewald Gawlik experimental eylem eğitim eğlence Eşiktekiler facebook Faith d'Aluisio fantastik fantezi fanzin Fatih Akın Fatih Recep Tayyip Erdoğan Faust faşizm fc st pauli Federico Fellini Feeling B felsefe feminizm Femme Fatales Fenerbahçe Ferdydurke Ferenc Liszt Ferhat Uludere Feriköy Pazarı ferit edgü Fernando Pessoa festival fetiş Feyyaz Kayacan Filippo Tommaso Marinetti Filistin Film film festivali filmler filozof Finnegans Wake Flaneur Comics Flannery O'Connor flickr Fluttery Records Fluxus Fluxus 50 folk Forough Farrokhzad Forugh Farrokhzad Fotoğraf fotoğrafçı fotoğrafçılık Francesca Woodman Francis Picabia Franco Brambilla Frank Zappa Fransa Fransız Franz Kafka Franz Marc François Truffaut Fred Fiction Freedom Express Friedrich Nietzsche Fritz The Cat Fugazi Funny Games Futbol Futuristika Fyodor Mihailoviç Dostoyevski Füruğ Ferruhzad Fütü fütürist manifesto Fütürizm Gabriela Benackova gala Galata galeri Galeri Merkur Galeri Nev Galileo Galilei Galina Benislavskoya garage garaj garajistanbul Gary Lucas Gaye Su Akyol gazete gazeteci gece Gecenin Sonuna Yolculuk gelecek gelenek gemi Geoffroy de Boismenu George Grosz George Orwell Georges Bataille Georges Perec George Whitman George Yuri Yesenin Georg Trakl Gerhard Urbanek gerilim Gertrude Stein gerçek gerçeküstü gerçeküstücülük gezegen gezgin gezi Gezi/Mekan Gezi Direnişi Gezi Parkı geçmiş Ghetto Gilles Deleuze Giovanni Scognamillo Giuseppe Culicchia giysi Goblin Godflesh God is an Astronaut Godspeed You Black Emperor Gogol Bordello gol Gordon Matta Clark Gotham Gothic Americana Grace Grace Jones graffiti grafik grafik tasarım grafitti Grails Grand Funk Railroad Gregor Samsa grindcore grotesk Grup Ses Beats Guardian Guildford Dörtlüsü Guillaume Apollinaire Guillermo del Toro Gurme Gurme Gustav Klimt Gustav Klimt 150 yaşında Gustav Meyrink Gus Van Sant Gypsy Lou Webb görmek görsel görsellik Görüntü görüntü gösteri gösterim Güncel Güney Gotiği Güney Kore günlük gıda H.P. Lovecraft Halil Duranay Halit Kıvanç halk Hamlet Hannah Höch Hans-Lukas Kieser Hans Arp Hans Richter Hans Rudolf Ruedi Giger Haramiler hardcore Hardcore Punk Harfhane Harfhane Yayınları Harold Pinter harsh noise Hartmut Bitomsky hastalık hayal hayal gücü Hayat Hayat Haymatlos hayvan Heath Ledger heavy metal hediye Hegel Heinrich Himmler Henrik Isaksson Garnell Herman Melville Herta Müller Hey Jude heykel High Fidelity hikaye Hikmet Benol Hippi Perihan histeri Hitler Hitoshi Matsumoto Holger Czukay Hollanda Hollandalı Horaley Howard Phillips Lovecraft Howard Zinn Hrant Dink HR Giger Hugh B.O’Brian Hugo Ball Hukuk Fakültesi Hungry Planet Hunter S. Thompson Hush Galeri Hush Gallery Håvard Skaset Håvard Volden Héléne Cixous Hülya Vatansever Hür Yumer Ian Mackaye I Create Soundscapes idam ifade özgürlüğü IKSV iktidar ilan-ı aşk iletişim illüstrasyon illüstratör imge Imre Kertesz inceleme Indie Indigo industrial insan insanlık interaktif interaktif heykel internet intihar Ira Cohen Irvine Welsh Isadora Duncan Isidore Ducasse istanbul indie scene Istanbul Noir istismar isyan içerik işitsel J.D. Salinger Jack Kerouac Jacques Derrida Jacques Prévert Jacques Ranciére Jacques Rigaut Jacques Roubaud Jacques Vaché Jaguar Kitap Jaguar Yayınları James Duval James Gleeson James Graham Ballard James Joyce Janacek Jana Müller Jane Birkin Janset Karavin Jan Švankmajer Japon Japonya Javier Marías jazz Jean-Paul Marat Jean-Paul Sartre Jean Cocteau Jean Genet Jean Jacques Lequeu Jean Luc Godard Jean Rollin Jean Sol Partre Jecques Vergès Jeff Bridges Jeff Buckley Jennifer Martenson Jeremy Profit Jessica Green Day J G Ballard Jimi Hendrix Jim Jarmusch Jim Morrison Jimmy Page Jimmy Yensid Jim Norton Joachim Trier Joan Baez Joan O’Hara Joe Strummer John Boorman John Brandon John Cale John Crowley John Cuddy John Dillinger John Goodman John Herschel John Hurt John Milton John R. Searle Johnston McCulley John Zorn Jonathan Forgansh Jonathan Rhys Meyers Jonathan Safran Foer Jon Theodore Jon Webb Jorge Luis Borges Josef Albers Josef Koudelka Joseph Kosuth Josh Brolin Joy Division JRR Tolkien Juan Ralfo Jude Law Jules Monnerot Jules Verne Julianne Moore Julie Doucet Julien Torma Juliet Hulme Juliet Stephenson Julio Cortázar junkie Jürg Solothurnmann kabare Kaddis a Meg Nem Született Gyermekent Kadife sokak Kadir İnanır Kadıköy kadın kafa kafabindünya Kafka kahve kamera kaos kaotik edebiyat Kara Büyü kara kedi Karanlıkta Dans kara tiyatro kara tren Kara Şövalye Karel Reisz karga Karga Mecmua Kargart karikatür Karl Marks karnaval Karotte kartpostal karşı kültür kasaba Katalan katar katliam kedi Keith Richards kelimeler Kenneth Anger Kenneth Branagh kent kentsel dönüşüm kes yapıştır Kiki kilise kimlik kitabevi Kitabiyat kitap kitap eleştirisi kitap kapakları kitaplık klasik müzik Klaus Schulze Kletka Red klip Kohei Yashiyiki Kokomo kolaj koleksiyon kolektif Komplo Komplo komplo teorisi kompozisyon komünizm konferans konser konserler Konstantiniyye Üçlemesi Konstantin Stanislavski Kore korku korku edebiyatı korku filmi korkunç filmler kostüm kover krautrock Kreuzberg Kristin Scott-Thomas Kuad Galeri kukla kumaş Kunsthalle Kurgu Kurt Schwitters Kurt Vonnegut Kurt Vonnegut Jr Kösmonaut köy köşe yazısı kült Kült Neşriyat kültür kültürel küratör küreselleşme Küçük İskender kırmızı kısa film kısa hikaye Kızıl Ordu Fraksiyonu L'Attentat Laibach Laika Lale Müldür Lamb Langston Hughes Lars Lindstrom Lars Von Trier Laszlo Fogarasi Jr. Lautreamont Lawrence Durrell Lawrence Ferlinghetti Leata Land Lech J. Majewski Lech Majewski Led Zeppelin Lenin Leningrad Leonardo da Vinci Leopold Wróbel Leos Carax Leo Troçki Les Murray Levent Şentürk Lev Troçki lezzet LGBT Life liste Liza Bear Liz Jensen logo Lolita Londra Louis-Ferdinand Céline Louis-Ferdinand Céline 118 yaşında Louis-Jacques-Mandé Daguerre Louis Aragon Louise Hindsgavl Loujon Press Lou Reed Lovecraft LSD Lucien Sénémaud Lydia Lunch Lyn Hejinian László Krasznahorkai Löpçük Lüksemburg Macar Macaristan Macedonio Fernandez Madchester Mahir Duman makarna makina manga manifesto manken Man Ray manyak Marcel Duchamp Marcel Proust Marcel Schwob Maria Kodama Marilyn Monroe marionette Mariya Andreyevna market Mark Z. Danielewski Marsden Hartley Marx'ın Dönüşü masa masal Masashi Kawamura masumiyet Matbuat Matbuat matematik math rock Matt Borrusso Matt Dillon Maurice Blanchot Maurice Sendak Mauvais Sang Mavado Charon mavi Max Brod Max Ernst Max Jacob Mayhem mağara Medya Medya Mehmet Gökmen Mehmet Siyahkalem Mehmet Zaman Saçlıoğlu Mehtap Meral mekan Meksika mektup Meltem Ege Memento mori Mesut İtku meta-metin metal metin Metin Erksan Metis meydan Meydan Gazetesi meyve Mezarlık Michael Cooney Michael Gira Michel Foucault Mihran Tomasyan Mike Hostench Mikhail Bulgakov Mikrokolektyw Milano Milena militarizm mimari mimarlık Mimar Sinan Üniversitesi Mine Söğüt minimalizm Mircea Cărtărescu Miron Zownir Mirza Metin Mississippi Nehri mizah Moby Dick moda model modernizm Mogwai monolog Moskova movie poetry mp3 Mr. Natural Mrcello Mgni Mtaär mum Murat Cem Şerbetçi Murat Nemet-Nejat Museum für Konkrete Kunst Musevi music Musiki Mustafa İtku mutfak mutluluk Mutlu Yetkin myspace Münir Hayri Egeli müzayede müze müzik müzikal müzisyen mısır Naked Lunch Nazi Nazizm Nazım Ünal Yılmaz Necati Tosuner Nechayevschina nefret Neil Young Nekizm Nekropsi Neu! Neue Slowenische Kunst Neuromancer new model army New Orleans New York Nick Cave Nick Hornby Nico Nico Papatakis Nida Kireççi Nietzsche Nikola Tesla Nişantaşı Noam Chomsky Nobel Ödülü Nod noise Norgunk Norgunk Yayıncılık Norveç Notre Dame NSK Nusrat Fateh Ali Khan Occult rock OccupyGezi Occupy Gezi Parkı oi okuma Okültizm Olga Knipper Oliver Saks Omar Rodriguez-Lopez online yayıncılık opera Operation Room organik ürünler Orhan Gencebay Ortaçağ Oscar Wilde Oscar Zeta Acosta Osman Cavcı Osmanlı otel Ottlo Kafka Oulipo Outlet oyun oyuncak oyuncu Oğuz Arıcı Oğuz Atay Pablo Neruda pagan panel pantolon pantomim Paola Dionisotti para Paranoid Park Paris Paris sous la pluie park Park Chan-Wook parti Pat Kinevane Patti Smith Paul Avrich Paul Bowles Paul Claudel Paul Eluard Paul Hurst Pauline Baynes Paul Klee Paul Valéry Paul Verlaine Paul Wheeler Paweł Stolorz Pera Film Pera Müzesi performans Pete Postlethwaite Peter Bürger Peter Greenaway Peter Menzel Peter Singer Peter Steele Petra Heöcker Peyote Philip K. Dick Philippe Dijan Philippe Soupault Pi Artwoks Pi Artworks Pi Artworks Istanbul Picasso Pier Paolo Pasolini Pierre Albert-Birot Pierre de Massot Pierre Henry Piha Kolektif Pilevneli Project piyanist Poe Poe'nun 200. doğum günü Poe-nun 200. yıldönümü Poe Günleri poetika Poetry Scores Politik Politik politika Polonya Pontiak pop art Pops Farrar popüler kültür Popüler Kültür porno pornografi Portre Portre post-metal post-punk poster post hardcore post punk post rock Prag pratik pre punk program progressive rock proje Projeler propaganda propaganda yayınları Proscenium Arch protesto psikanaliz psikoloji psychedelic psychedelic rock psychodelic psychodelic rock pulp punk punk rock Puruli Kültür Sanat Pınar İlkiz Queer Quentin Tarantino Radikal radyo Rafet Arslan Rainer Maria Rilke Rammellzee Rammstein Ray Bradbury Raymond Poincaré Raymond Queneau Raymond Roussel Rebecca Pinteon Red Sparowes Refik Anadol Regis Debray Reha Erdem rehber Reinhard Kleist Reinhard Scheibner reklam Rene Magritte renk René Char Replikas resim Resim Bölümü ressam retro retro futuristik retro futurizm Ribemont-Dessaignes Richard Brautigan Richard Ellmann Richard Huelsenbeck Richard Le Gallienne Richard Sennett Ridley Scott ritual ambient ritüel Robert-Louis Stevenson Robert Crumb Robert De Niro Robert Desnos Robert Plant Robert Smith Robert Walser ROBOTİK HAYALLER rock rock'n roll Rockwell Kent Roj Friberg Rolf Lappert roman Romina Raffaelli Ron Mueck Rosa Barba Rosa Luxemburg Ross Canon Roy Andersson Ruhi Su Rune Grammofon Rus rusya Ryohei Hase rüya Rıfat ŞAHİNER Rıza Pehlevi Sachsenhausen Sadık Hidayet sahne salata salon SALT Beyoğlu Salt Galata Salvador Dali Samuel beckett Sanat Sanat sanat galerisi sanatçı Sandro Aguilar San Francisco sansür Santralistanbul sapkınlık sapıklık Sarah Kane Sarkis sarkıntılık Sarıcaalili Godot Mustafa satanizm savaş Savva Morozov saykodelik sağlık Sean Foley sebze Secret Chiefs 3 Sedat Türkantoz seks Selahattin Özpalabıyıklar Sel Yayınları Selçuk Artut sempozyum senarist Senin Ailen Bir Yalan Yavrum Serge Gainsbourg Sergei Bruyukhonenko Sergey Yesenin Sergey Yesenin yazı dizisi Sergio Leone Serhat Köksal ses sessiz sessiz film sessiz sinema sevgi sevgili Sevil Tunaboylu Sex Pistols Seydi Murat Koç Seyyar Sahne seçki Shakespeare Shaktar Donetsk Shuji Terayama siberpunk Sigmund Freud Signe Berstrom Sinan Tınar sinsiyet Siren Yayınları sirk Situasyonizm Sitüasyonist Enternasyonal Sivil itaatsizlik nedir sivil sorular Sivil İtaatsizlik Siyahi Dergisi siyaset Slavoj Žižek Sleep Maps SLip SODA Sofya Andreyevna Tolstoy Sohrab Mohebbi sokak sokak edbiyatı sokak sanatçıları Sokak Sanatı solo Sonic Youth sosyal sosyalist sosyalizm sosyoloji sovyetler birliği soykırım Space music spagetti spagetti western SSCB St. Louis Stanislas Szukalski Star Wars Steampunk Stefano Marini Stephen King Stockholm Stoner Rock stream street art Suat Kemal Angı Sukiyaki Western Django Sun God sunum Superman surf Susan Sontag Swans Sylvain Cotte Sylvia Plath Sátántangó süper kahraman sürrealist sürrealist eylem türkiye Sürrealizm sıcak taciz Tadanori Yokoo Tad Danielewski tahakküm Tahran Bienali Taksim Taksim Gezi Parkı Talin Büyükkürciyan Tangerine Dream tango Tanrı Tanıl Bora tanıtım tarantula tarif tarih tarihte bu hafta Tasarım Tasarım tasarımcı tatil Tatyana Yesenin Tayland taşra Taşıdıkları Şeyler tecavüz Ted Hughes Tehlikeli Oyunlar Teknoloji Teknoloji telefon televizyon Tenten terkedilmiş Terra Incognita Terry Bisson Terry Gilliam Tetsuya Ishida The Bad Seeds the Beatles The Brian Jonestown Massacre the Clash The Doors The Empire Project Thee silver mt. zion Thee Silver Mt. Zion Memorial Orchestra & Tra-La-La Band The Ex The Fall The Handsome Family The Lord of the Rings The Mars Volta Themroc The NAtion The Ninth Life of Louis Drax Theodor W. Adorno Theo van Doesburg The Paper Eater the Pogues The Smiths The Stooges The Velvet Underground The Weird Girls This Will Destroy You Thomas Bernhard Thomas Keenan Three Fried Men Thrill Jockey Records Théophile Alexandre Steinlen Tim Burton Tim Larson Tim O'Brien Timurtaş Onan tipografi tiyatro tiyatro dışı metin Tokyo Tom Cora Tom Hall Tom Robbins Tom Waits Tony Gatlif Tophane toplama kampı topluluk toplum Toru Kageyama Totalitarizm trailer Trainspotter transgender tren trenler Trey Spruance Tristan Tzara trompet Tufandan Sonra Turgut Uyar Turhan Günay turizm turne Tutunamayanlar tv Twitter Tyler Durden Type O Negative tören tüketim Tülay German tünel Türk Türkiye Türk Sineması türlerin kökeni Tütün Deposu Ulrike Meinhof ultras ulusalcılık Ulus Baker uluslararası Uluslararası Af Örgütü Ulver Ulysses Unabomber Un Chant d'Amour unutulmasın diye Urban Jealousy USSR uyarlama uyku Uykuda Çocuk Ölümleri Uzak doğu Uçma Sanatı vagon vahşet Vamos Bien vampir Van Gogh Varg Vikernes varoluş Vatan Partisi Velimir Khlebnikov Vermin Supreme Vic Chesnutt Vic Chestnutt Victor Hugo video klip Vinnie Appice Vinnie Jones Vinnie Paul vintage Virginia Woolf Virginie Despantes vizyonsuz sinema Vladimir Makanin Vladimir Nabokov Vladimir İlyiç Ulyanov vokal Volkan Aslan Vs. Vsevolod Meyerhold Vüs'at O. Bener Walter Benjamin Wassily Kandinsky Watchmen web 2.0 web dergi Weiland Herzfelde We Make Magazines Wheat Würtzburger William Blake William Burroughs William Faulkner William Gibson William Heath Robinson William S. Burroughs Wim Wenders Wire Witold Gombrowicz Wolfgang Hilbig Wooden Shjips WOUNDED WOLF PRESS Wrekmeister Harmonies Xiu Xiu Yadigâr Ejder Yalı Hanı Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık yaratıcılık Yaratılış yarışma yayın yayıncılık yayınevi Yayınlanmamış önsözler yazar yazı Yazı dizisi Yazı dizisi Yazı dizisi: Nico yağmur yaşam Yaşar Çabuklu yemek yeni yıl Yer6 Hafıza yeraltı yeraltı edebiyatı Yerel İllüstratörler 02 yerleştirme Yevgeni Zamyatin Yeşilçam Yitik Ülke Yayınları YKY Yoko Ono yoksulluk yolculuk Youtube Yukio Mishima Yunanistan Yurdaer Altıntaş Yves Klein yönetmen Yüksek Lisans Yüzüklerin Efendisi yılbaşı yıllık Zafer Aracagök Zafer Yalçınpınar zeitgeist Zeki Alasya Zeliha Berksoy Zeynep Arabacıoğlu Zinaida Reich zine Ziya Osman Saba zombi zombie Zombie Green Room zombie movie zombi filmi Zoomoozofon zulüm Ç.R.O.P. Çanakkale Çanakkaleli Melahat Çanakkale İçinde Çek Cumhuriyeti Çekoslovakya Çin Çingene Çizgi Roman Okurları Platformu Çiğdem Erken Éditions Gallimard Édouard Levé Ölülerimizi Topluyoruz Ölüm Tarlaları Ömer Bakan Ömer Madra Ömer Uluç Özdem Petek Özge Dirik Özgül Tanyeri Özkan Şahin Ümit Kireççi çağdaş sanat çekim çeviri çevirmen çevre çevre koruma çizer çizgi film çizgi roman çizim çocuk çok-kültürlülük çöp ödül ölü ölüler ölüm örümcek öykü özel koleksiyon özgürlük öğrenci öğretim üniversite üretim ütopik mimari ütopya İbni Haldun İFSAK İhsan Oktay Anar İkinci Dünya Savaşı İlahi Komedya İlber Ortaylı İlhan Berk İlhan Mimaroğlu İlyas Odman İmece İngiliz İngiltere İnsan Hakları İran İsa İslamiyet İsmail Yerguz İspanya İsrail İstanbul İstanbul Bilgi Üniversitesi İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi İstanbul Modern İstanbul Modern Sinema İsveç İsviçre İtalya İtalyan İtalyan sinemasi İvan Turgenyev ırkçılık Şeyda Öztürk Şeytan Duymadan Önce Ştrugatski Biraderler şair şan şans şarkı şarkıcı şehir şiddet şiir şizofreni